adanmış ile cümle
adanmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
13
ORT. KELİME
RABbe adanmışlığı süresince çekirdekten kabuğuna dek asmanın ürününden hiçbir şey yemeyecek.在 一 切 離 俗 的 日 子 、 凡 葡 萄 樹 上 結 的 、 自 核 至 皮 所 作 的 物 、 都 不 可 喫
RABbe adanmışlığı süresince çekirdekten kabuğuna dek asmanın ürününden hiçbir şey yemeyecek.在 一切 離 俗 的 日子 、 凡 葡萄樹 上 結 的 、 自核 至皮 所 作 的 物 、 都不可喫
Rwanda'da, soykırım sırasında bile, adanmışlık vardı, ancak bu ülkede bunu başaramadık.Au Rwanda, même après le génocide, il y avait cet engagement, mais dans ce pays, nous n'avons pas fait cela.
Rwanda'da, soykırım sırasında bile, adanmışlık vardı, ancak bu ülkede bunu başaramadık.En Ruanda, aún antes del genocidio tenían este compromiso, pero en este país no lo hemos hecho.
Rwanda'da, soykırım sırasında bile, adanmışlık vardı, ancak bu ülkede bunu başaramadık.In Ruanda, anche dopo il genocidio, c'è stato un impegno, ma in questo paese non ci siamo ancora arrivati.
Rwanda'da, soykırım sırasında bile, adanmışlık vardı, ancak bu ülkede bunu başaramadık.În Rwanda, chiar şi după genocid, a fost acest angajament, dar în această ţară nu am făcut asta.
Rwanda'da, soykırım sırasında bile, adanmışlık vardı, ancak bu ülkede bunu başaramadık.In Rwanda, zelfs na de genocide, bestond deze inzet ook, maar in ons land hebben we dat nagelaten.
Rwanda'da, soykırım sırasında bile, adanmışlık vardı, ancak bu ülkede bunu başaramadık.I Rwanda, efter folkmordet, gjorde man detta, men i här har vi inte gjort det.
Rwanda'da, soykırım sırasında bile, adanmışlık vardı, ancak bu ülkede bunu başaramadık.르완다도 종족학살 사건 후에 진실과 화해의 과정을 밟았는데 미국에는 아직 그런 노력이 없습니다.
Rwanda'da, soykırım sırasında bile, adanmışlık vardı, ancak bu ülkede bunu başaramadık.Még Ruandában is, a tömeggyilkosságok után, volt egy elkötelezettség, de nálunk nincs.
Rwanda'da, soykırım sırasında bile, adanmışlık vardı, ancak bu ülkede bunu başaramadık.No Ruanda, mesmo após o genocídio, houve esse compromisso. Mas, neste país, não fizemos isso.
Rwanda'da, soykırım sırasında bile, adanmışlık vardı, ancak bu ülkede bunu başaramadık.Selbst nach dem Völkermord in Ruanda gab es diese Bereitschaft, aber nicht in diesem unseren Land.
Rwanda'da, soykırım sırasında bile, adanmışlık vardı, ancak bu ülkede bunu başaramadık.Stejně ve Rwandě, dokonce i po genocidě. Ale v naší zemi jsme to nedokázali.
Rwanda'da, soykırım sırasında bile, adanmışlık vardı, ancak bu ülkede bunu başaramadık.W Rwandzie nawet po ludobójstwie były takie próby, ale my w USA tego nie zrobiliśmy.
Rwanda'da, soykırım sırasında bile, adanmışlık vardı, ancak bu ülkede bunu başaramadık.В Руанда, след геноцида, имаше такава отдаденост, но в тази страна, ние не направихме това.
Rwanda'da, soykırım sırasında bile, adanmışlık vardı, ancak bu ülkede bunu başaramadık.В Руанде даже после геноцида была эта решимость, а в этой стране мы на это не пошли.
Rwanda'da, soykırım sırasında bile, adanmışlık vardı, ancak bu ülkede bunu başaramadık.ברואנדה, אפילו אחרי רצח העם, הייתה מחויבות כזו, אבל בארץ הזו לא עשינו את זה.
Rwanda'da, soykırım sırasında bile, adanmışlık vardı, ancak bu ülkede bunu başaramadık.وفي رواندا ، حتى بعد الإبادة الجماعية ، كان هناك إلتزام ، ولكن في هذا البلد فنحن لم نفعل ذلك.
Rwanda'da, soykırım sırasında bile, adanmışlık vardı, ancak bu ülkede bunu başaramadık.アメリカはまだ和解に無関心です ある時 私はドイツで 死刑についての講演を行っていました
Sadece bilimi anlaşılır şekilde, basit olarak anlatmaya adanmış pek çok artan sayıda online kaynak var.C'è un numero crescente di risorse online votate a spiegare la scienza in modi semplici e comprensibili.
Sadece bilimi anlaşılır şekilde, basit olarak anlatmaya adanmış pek çok artan sayıda online kaynak var.Es gibt immer mehr Online-Ressourcen, die Wissenschaft einfach und leicht verständlich erklären wollen.
Sadece bilimi anlaşılır şekilde, basit olarak anlatmaya adanmış pek çok artan sayıda online kaynak var.Există un număr mare de resurse online care oferă informații științifice de manieră simplă, ușor de înțeles.
Sadece bilimi anlaşılır şekilde, basit olarak anlatmaya adanmış pek çok artan sayıda online kaynak var.Jest coraz więcej miejsc w sieci, gdzie kwestie naukowe są wyjaśniane w prosty i łatwy do zrozumienia sposób.
Sadece bilimi anlaşılır şekilde, basit olarak anlatmaya adanmış pek çok artan sayıda online kaynak var.과학을 이해시키는 데에 최선을 다하는 온라인 자료들이 점점 늘어나고 있습니다. 간단하고 이해할 수 있는 방법으로 말이에요.
Sadece bilimi anlaşılır şekilde, basit olarak anlatmaya adanmış pek çok artan sayıda online kaynak var.Neustále roste počet online zdrojů, které jsou určeny k vysvětlování vědy jednoduchým, srozumitelným způsobem.
Sadece bilimi anlaşılır şekilde, basit olarak anlatmaya adanmış pek çok artan sayıda online kaynak var.Stále rastie počet online zdrojov, ktoré sa venujú vysvetľovaniu vedy jednoduchým, pochopiteľným spôsobom.
Sadece bilimi anlaşılır şekilde, basit olarak anlatmaya adanmış pek çok artan sayıda online kaynak var.Постоянно растёт число интернет-источников, которые посвящены объяснению науки простым, понятным языком.
Sadece bilimi anlaşılır şekilde, basit olarak anlatmaya adanmış pek çok artan sayıda online kaynak var.Увеличава се размера на онлайн съдържанието, насочено към обясняване на научни факти по прост разбираем начин.
Sadece bilimi anlaşılır şekilde, basit olarak anlatmaya adanmış pek çok artan sayıda online kaynak var.יש מספר הולך וגדל של מקורות מקוונים שמוקדשים אך ורק להסברת המדע בדרכים פשוטות ומובנות.
Sadece bilimi anlaşılır şekilde, basit olarak anlatmaya adanmış pek çok artan sayıda online kaynak var.و توجد أعداد متزايدة من المصادر على الإنترنت مكرسة فقط لشرح العلوم بصورة بسيطة ، مفهومة.
Sadece bilimi anlaşılır şekilde, basit olarak anlatmaya adanmış pek çok artan sayıda online kaynak var.説明しているオンライン情報が 増えてきています 私の夢は ウィキペディアのように
‹‹Saf altından bir levha yap ve üzerine mühür oyar gibi ‹RABbe adanmıştır› sözünü oy;A spravíš bliašok z čistého zlata a vyryješ na ňom ryty jako na pečati: Sväté Hospodinovi.
‹‹Saf altından bir levha yap ve üzerine mühür oyar gibi ‹RABbe adanmıştır› sözünü oy;Buatlah sebuah hiasan dari emas murni dan ukirkan kata-kata 'Dikhususkan untuk TUHAN'
‹‹Saf altından bir levha yap ve üzerine mühür oyar gibi ‹RABbe adanmıştır› sözünü oy;Csinálj egy lapot is tiszta aranyból, és mesd ki arra, mint a pecsétet metszik: Szentség az Úrnak.
‹‹Saf altından bir levha yap ve üzerine mühür oyar gibi ‹RABbe adanmıştır› sözünü oy;Farai una lamina d'oro puro e vi inciderai, come su di un sigillo: «Sacro al Signore»
‹‹Saf altından bir levha yap ve üzerine mühür oyar gibi ‹RABbe adanmıştır› sözünü oy;In napravi ploščo iz čistega zlata in vreži vanjo, kakor se vrezuje v pečate: SVETOST GOSPODU!
‹‹Saf altından bir levha yap ve üzerine mühür oyar gibi ‹RABbe adanmıştır› sözünü oy;너는 또 정금으로 패를 만들어 인을 새기는 법으로 그 위에 새기되 (여호와께 성결)이라 하고
‹‹Saf altından bir levha yap ve üzerine mühür oyar gibi ‹RABbe adanmıştır› sözünü oy;Maak een plaat van puur goud en graveer daarop de woorden: 'De heiligheid van de HERE'.
‹‹Saf altından bir levha yap ve üzerine mühür oyar gibi ‹RABbe adanmıştır› sözünü oy;Să faci şi o tablă de aur curat, şi să sapi pe ea, cum se sapă pe o pecete: ,Sfinţenie Domnului.`
‹‹Saf altından bir levha yap ve üzerine mühür oyar gibi ‹RABbe adanmıştır› sözünü oy;Também farás uma lâmina de ouro puro, e nela gravarás como a gravura de um selo: SANTO AO SENHOR.
‹‹Saf altından bir levha yap ve üzerine mühür oyar gibi ‹RABbe adanmıştır› sözünü oy;Tu feras une lame d`or pur, et tu y graveras, comme on grave un cachet: Sainteté à l`Éternel.
‹‹Saf altından bir levha yap ve üzerine mühür oyar gibi ‹RABbe adanmıştır› sözünü oy;Uczynisz też blachę ze złota szczerego, a wyryjesz na niej robotą tych, co pieczęci rzezą: Świętość Panu.
‹‹Saf altından bir levha yap ve üzerine mühür oyar gibi ‹RABbe adanmıştır› sözünü oy;Uděláš také plech z zlata čistého, a vyryješ na něm dílem vyrývajících pečeti: Svatost Hospodinu.
‹‹Saf altından bir levha yap ve üzerine mühür oyar gibi ‹RABbe adanmıştır› sözünü oy;Да направиш и плочица от злато, на която да ирежеш, както се изрязва печат, Свет Господу.
‹‹Saf altından bir levha yap ve üzerine mühür oyar gibi ‹RABbe adanmıştır› sözünü oy;ועשית ציץ זהב טהור ופתחת עליו פתוחי חתם קדש ליהוה׃
‹‹Saf altından bir levha yap ve üzerine mühür oyar gibi ‹RABbe adanmıştır› sözünü oy;وتصنع صفيحة من ذهب نقي. وتنقش عليها نقش خاتم قدس للرب.
‹‹Saf altından bir levha yap ve üzerine mühür oyar gibi ‹RABbe adanmıştır› sözünü oy;你 要 用 精 金 作 一 面 牌 、 在 上 面 按 刻 圖 書 之 法 、 刻 著 、 歸 耶 和 華 為 聖
‹‹Saf altından bir levha yap ve üzerine mühür oyar gibi ‹RABbe adanmıştır› sözünü oy;你 要 用 精金 作 一 面 牌 、 在 上面 按 刻 圖書 之 法 、 刻 著 、 歸耶和華 為聖
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Aleście wy napawali Nazarejczyków winem, a prorokom zakazywaliście, mówiąc: Nie prorokujcie.
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Ale vy jste napájeli Nazarejské vínem, a prorokům jste zapovídali, řkouce: Neprorokujte.
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Ale vy ste napájali nazarejov vínom a prorokom ste zakazovali a vraveli: Neprorokujte!
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.De a nazirokat borral itattátok, és a prófétákra ráparancsoltatok, mondván: Ne prófétáljatok!
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Et vous avez fait boire du vin aux nazaréens! Et aux prophètes vous avez donné cet ordre: Ne prophétisez pas!
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Iar voi aţi dat Nazireilor să bea vin, şi proorocilor le-aţi poruncit: ,Nu proorociţi!`
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.그러나 너희가 나시르 사람으로 포도주를 마시게 하며 또 선지자에게 명하여 예언하지 말라 하였느니라
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Mas vós aos nazireus destes vinho a beber, e aos profetas ordenastes, dizendo: Não profetizeis.
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.«Ma voi avete fatto bere vino ai nazirei e ai profeti avete ordinato: Non profetate
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Men I fikk nasireerne til å drikke vin, og I forbød profetene å profetere.
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Men I gåven nasirerna vin att dricka, och profeterna bjöden I: »Profeteren icke.»
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Men I gav Nasiræerne Vin, og Profeterne bød I ej at profetere.