Adamlardan biri bunu gördü. Yoava, ‹‹Avşalomu bir yabanıl fıstık ağacına asılı gördüm›› diye bildirdi.Un homme ayant vu cela vint dire à Joab: Voici, j`ai vu Absalom suspendu à un térébinthe.
Adamlardan biri bunu gördü. Yoava, ‹‹Avşalomu bir yabanıl fıstık ağacına asılı gördüm›› diye bildirdi.Un om, văzînd lucrul acesta, a venit şi a spus lui Ioab: ,,Iată, am văzut pe Absalom spînzurat de un stejar.``
Adamlardan biri bunu gördü. Yoava, ‹‹Avşalomu bir yabanıl fıstık ağacına asılı gördüm›› diye bildirdi.Un uomo lo vide e venne a riferire a Ioab: «Ho visto Assalonne appeso a un terebinto»
Adamlardan biri bunu gördü. Yoava, ‹‹Avşalomu bir yabanıl fıstık ağacına asılı gördüm›› diye bildirdi.Ιδων δε ανηρ τις, απηγγειλε προς τον Ιωαβ, και ειπεν, Ιδου, ειδον τον Αβεσσαλωμ κρεμαμενον εις δρυν.
Adamlardan biri bunu gördü. Yoava, ‹‹Avşalomu bir yabanıl fıstık ağacına asılı gördüm›› diye bildirdi.И един човек го видя та извести на Иоава, казвайки: Ето, видях Авесалома увиснал на дъб.
Adamlardan biri bunu gördü. Yoava, ‹‹Avşalomu bir yabanıl fıstık ağacına asılı gördüm›› diye bildirdi.И увидел это некто и донес Иоаву, говоря: вот, явидел Авессалома висящим на дубе.
Adamlardan biri bunu gördü. Yoava, ‹‹Avşalomu bir yabanıl fıstık ağacına asılı gördüm›› diye bildirdi.וירא איש אחד ויגד ליואב ויאמר הנה ראיתי את אבשלם תלוי באלה׃
Adamlardan biri bunu gördü. Yoava, ‹‹Avşalomu bir yabanıl fıstık ağacına asılı gördüm›› diye bildirdi.فرأه رجل واخبر يوآب وقال اني قد رأيت ابشالوم معلقا بالبطمة.
Adamlardan biri bunu gördü. Yoava, ‹‹Avşalomu bir yabanıl fıstık ağacına asılı gördüm›› diye bildirdi.有 個 人 看 見 、 就 告 訴 約 押 說 、 我 看 見 押 沙 龍 掛 在 橡 樹 上 了
Adamlardan biri bunu gördü. Yoava, ‹‹Avşalomu bir yabanıl fıstık ağacına asılı gördüm›› diye bildirdi.有 個人 看見 、 就 告 訴約 押說 、 我 看 見押 沙龍掛 在 橡樹 上了
Adamlardan biri diğerine dedi kiAz egyik férfi egyszer azt mondta a barátjának:
Adamlardan biri diğerine dedi kiIn tako je eden od njiju povedal svojemu prijatelju, rekel je; "Malo sem bolan.
Adamlardan biri, ‹‹Peki, dileğini kabul ediyorum›› dedi, ‹‹O kenti yıkmayacağım.A riekol mu: Hľa, vyslyšal som ťa i čo do tejto veci, aby som nepodvrátil mesta, o ktorom si hovoril.
Adamlardan biri, ‹‹Peki, dileğini kabul ediyorum›› dedi, ‹‹O kenti yıkmayacağım.Da sa han til ham: Vel, jeg har også bønnhørt dig i dette stykke; jeg skal ikke ødelegge den by du taler om.
Adamlardan biri, ‹‹Peki, dileğini kabul ediyorum›› dedi, ‹‹O kenti yıkmayacağım.Da svarede han: "Også i det Stykke har jeg bønhørt dig; jeg vil ikke ødelægge den By, du nævner;
Adamlardan biri, ‹‹Peki, dileğini kabul ediyorum›› dedi, ‹‹O kenti yıkmayacağım.Disse-lhe: Quanto a isso também te hei atendido, para não subverter a cidade de que acabas de falar.
Adamlardan biri, ‹‹Peki, dileğini kabul ediyorum›› dedi, ‹‹O kenti yıkmayacağım.Et il lui dit: Voici, je t`accorde encore cette grâce, et je ne détruirai pas la ville dont tu parles.
Adamlardan biri, ‹‹Peki, dileğini kabul ediyorum›› dedi, ‹‹O kenti yıkmayacağım.Gli rispose: «Ecco, ti ho favorito anche in questo, di non distruggere la città di cui hai parlato
Adamlardan biri, ‹‹Peki, dileğini kabul ediyorum›› dedi, ‹‹O kenti yıkmayacağım."Goed", zei de engel, "ik aanvaard uw voorstel en zal dat kleine stadje niet verwoesten.
Adamlardan biri, ‹‹Peki, dileğini kabul ediyorum›› dedi, ‹‹O kenti yıkmayacağım.In mu veli: Glej, ozrl sem se milostno nate tudi v tej stvari, da ne razdenem mesta, za katero si govoril.
Adamlardan biri, ‹‹Peki, dileğini kabul ediyorum›› dedi, ‹‹O kenti yıkmayacağım.I řekl k němu: Aj, uslyšel jsem žádost tvou i v této věci, abych nepodvrátil města toho, o němž jsi mluvil.
Adamlardan biri, ‹‹Peki, dileğini kabul ediyorum›› dedi, ‹‹O kenti yıkmayacağım.Ja hän sanoi hänelle: "Katso, minä teen sinulle mieliksi tässäkin kohden; en hävitä kaupunkia, josta puhut.
Adamlardan biri, ‹‹Peki, dileğini kabul ediyorum›› dedi, ‹‹O kenti yıkmayacağım.그가 그에게 이르되 내가 이 일에도 네 소원을 들었은즉 너의 말하는 성을 멸하지 아니하리니
Adamlardan biri, ‹‹Peki, dileğini kabul ediyorum›› dedi, ‹‹O kenti yıkmayacağım.Malaikat itu menjawab, "Baiklah, kota kecil itu tak akan kutumpas
Adamlardan biri, ‹‹Peki, dileğini kabul ediyorum›› dedi, ‹‹O kenti yıkmayacağım.Monda azért néki: Ím tekintek rád e dologban is, és nem pusztítom el a várost, a melyrõl szólottál.
Adamlardan biri, ‹‹Peki, dileğini kabul ediyorum›› dedi, ‹‹O kenti yıkmayacağım.Şi El i -a zis: ,,Iată că-ţi fac şi hatîrul acesta, şi nu voi nimici cetatea de care vorbeşti.
Adamlardan biri, ‹‹Peki, dileğini kabul ediyorum›› dedi, ‹‹O kenti yıkmayacağım.Tedy rzekł do niego: Oto, i wtem wysłuchałem cię, abym nie wywrócił miasta tego, o któremeś mówił.
Adamlardan biri, ‹‹Peki, dileğini kabul ediyorum›› dedi, ‹‹O kenti yıkmayacağım.Thiên sứ phán rằng: Ðây, ta ban ơn nầy cho ngươi nữa, sẽ không hủy diệt thành của ngươi đã nói đó đâu.
Adamlardan biri, ‹‹Peki, dileğini kabul ediyorum›› dedi, ‹‹O kenti yıkmayacağım.Thiên_sứ phán rằng : Ðây , ta ban_ơn nầy cho ngươi nữa , sẽ không hủy_diệt thành của ngươi đã nói đó đâu .
Adamlardan biri, ‹‹Peki, dileğini kabul ediyorum›› dedi, ‹‹O kenti yıkmayacağım.И сказал ему: вот, в угодность тебе Я сделаю и это: не ниспровергну города, о котором ты говоришь;
Adamlardan biri, ‹‹Peki, dileğini kabul ediyorum›› dedi, ‹‹O kenti yıkmayacağım.Той му каза: Ето слушам те и за това нещо, че няма да разоря града, за който ти говори.
Adamlardan biri, ‹‹Peki, dileğini kabul ediyorum›› dedi, ‹‹O kenti yıkmayacağım.ויאמר אליו הנה נשאתי פניך גם לדבר הזה לבלתי הפכי את העיר אשר דברת׃
Adamlardan biri, ‹‹Peki, dileğini kabul ediyorum›› dedi, ‹‹O kenti yıkmayacağım.فقال له اني قد رفعت وجهك في هذا الامر ايضا ان لا اقلب المدينة التي تكلمت عنها.
Adamlardan biri, ‹‹Peki, dileğini kabul ediyorum›› dedi, ‹‹O kenti yıkmayacağım.天 使 對 他 說 、 這 事 我 也 應 允 你 、 我 不 傾 覆 你 所 說 的 這 城
Adamlardan biri, ‹‹Peki, dileğini kabul ediyorum›› dedi, ‹‹O kenti yıkmayacağım.天使 對他說 、 這事 我 也 應允 你 、 我 不 傾覆 你 所 說 的 這城
Bence kendisi Afganistan ve Irak'taki uluslararası politik ilişkilerde en inanılmaz adamlardan biridir.Azt hiszem, ő az egyik legfantasztikusabb ember a nemzetközi politikában -- Afganisztánban, Irakban.
Bence kendisi Afganistan ve Irak'taki uluslararası politik ilişkilerde en inanılmaz adamlardan biridir.Considero-o um dos homens mais incríveis em matéria de política internacional - no Afeganistão, no Iraque.
Bence kendisi Afganistan ve Irak'taki uluslararası politik ilişkilerde en inanılmaz adamlardan biridir.Creo que es uno de los hombres más increíbles de la política internacional -en Afganistán, en Irak.
Bence kendisi Afganistan ve Irak'taki uluslararası politik ilişkilerde en inanılmaz adamlardan biridir.제 생각에 그는 가장 놀라운 사람 중 한 명이 아닐 까 싶습니다. 아프가니스탄과 이라크에서 국제 정치 관계에 대한 것이라면 말이죠.
Bence kendisi Afganistan ve Irak'taki uluslararası politik ilişkilerde en inanılmaz adamlardan biridir.Mislim, da je eden najbolj neverjetnih ljudi v svetu mednarodne politike - v Afganistanu, v Iraku.
Bence kendisi Afganistan ve Irak'taki uluslararası politik ilişkilerde en inanılmaz adamlardan biridir.To jeden z najwspanialszych ludzi, jeśli chodzi o politykę międzynarodową - w Afganistanie i Iraku.
Bence kendisi Afganistan ve Irak'taki uluslararası politik ilişkilerde en inanılmaz adamlardan biridir.Νομίζω είναι ένας από τους πιο απίστευτους άντρες όσον αφορά τη διεθνή πολιτική -- στο Αφγανιστάν, στο Ιράκ.
Bence kendisi Afganistan ve Irak'taki uluslararası politik ilişkilerde en inanılmaz adamlardan biridir.Він один із найдивовижніших людей у міжнародній політиці - в Афганістані та Іраку.
Bence kendisi Afganistan ve Irak'taki uluslararası politik ilişkilerde en inanılmaz adamlardan biridir.Мисля, че той е един от най-невероятните хора в международната политика -- в Афганистан, в Ирак.
Bence kendisi Afganistan ve Irak'taki uluslararası politik ilişkilerde en inanılmaz adamlardan biridir.אני חושב שהוא אחד האנשים המדהימים בתחום של פוליטיקה בינלאומית, באפגניסטן ועיראק.
Bence kendisi Afganistan ve Irak'taki uluslararası politik ilişkilerde en inanılmaz adamlardan biridir.واعتقد بأنه احد اروع الرجال بعلاقته بالسياسات الخارجية في افغانستان والعراق
Bence kendisi Afganistan ve Irak'taki uluslararası politik ilişkilerde en inanılmaz adamlardan biridir.すばらしい業績を上げてきた方です とても立派な人です
"Ben 'em vurdu düşünüyorum" adamlardan biri söyledi."Azt hiszem, meg kell adnunk néhány hit a 'em", mondta az egyik férfi.
"Ben 'em vurdu düşünüyorum" adamlardan biri söyledi.Cho biết: "Tôi nghĩ rằng, bạn phải có hit một số 'em", một trong những người đàn ông.
"Ben 'em vurdu düşünüyorum" adamlardan biri söyledi."Cred că trebuie să aveţi unele lovit pe ei," a spus unul dintre bărbaţi.
"Ben 'em vurdu düşünüyorum" adamlardan biri söyledi."Creo que debe haber golpeado a algunos 'em", dijo uno de los hombres.
"Ben 'em vurdu düşünüyorum" adamlardan biri söyledi."Ich denke, man muss einige auf 'em getroffen haben", sagte einer der Männer.
"Ben 'em vurdu düşünüyorum" adamlardan biri söyledi."Ik denk dat je moet wat over 'em hebben geraakt", zei een van de mannen.
"Ben 'em vurdu düşünüyorum" adamlardan biri söyledi."Jag tror du måste ha träffat en del på dem", sa en av männen.
"Ben 'em vurdu düşünüyorum" adamlardan biri söyledi."Jeg tror, du skal have ramt nogle på 'em," sagde en af mændene.
"Ben 'em vurdu düşünüyorum" adamlardan biri söyledi."Je pense que vous devez avoir frappé certains sur 'em", a déclaré l'un des hommes.
"Ben 'em vurdu düşünüyorum" adamlardan biri söyledi."당신이 그들에 대한 몇 가지 충돌이 있어야 생각한다"고 한 사람이다.
"Ben 'em vurdu düşünüyorum" adamlardan biri söyledi."Luulen, että sinulla on lyödä toiset 'em", sanoi yksi miehistä.
"Ben 'em vurdu düşünüyorum" adamlardan biri söyledi."Mislim, da moraš biti zadeti nekaj na njih," je dejal eden od moških.
"Ben 'em vurdu düşünüyorum" adamlardan biri söyledi."Myślę, że trzeba mieć jakiś hit na" em ", powiedział jeden z mężczyzn.