Ve değişmekten korkuyodum. çünkü sadece yürüyen adama çok alışmıştım.Und ich hatte Angst vor der Veränderung, weil ich mich so an der Kerl gewöhnt hatte, der nur läuft.
Ve değişmekten korkuyodum. çünkü sadece yürüyen adama çok alışmıştım.Và tôi sợ điều đó, vì tôi đã quen với việc là 1 người chỉ biết đi bộ thôi.
Ve değişmekten korkuyodum. çünkü sadece yürüyen adama çok alışmıştım.Y tenía miedo de cambiar, porque estaba tan acostumbrado a ser el tipo que solamente caminaba.
Ve değişmekten korkuyodum. çünkü sadece yürüyen adama çok alışmıştım.И ме беше страх от промяната, защото бях свикнал да съм този, който ходи.
Ve değişmekten korkuyodum. çünkü sadece yürüyen adama çok alışmıştım.Сначала я боялся, так как я привык к тому парнишке, который всё время ходил пешком.
Ve değişmekten korkuyodum. çünkü sadece yürüyen adama çok alışmıştım.ופחדתי להשתנות, בגלל שהייתי כל כך רגיל להיות הבחור שרק הולך.
Ve değişmekten korkuyodum. çünkü sadece yürüyen adama çok alışmıştım.كنت خائفا من التغيير. لأنّي كنت شديد الإرتباط بذلك الشخص الّذي يمشي فقط.
Ve değişmekten korkuyodum. çünkü sadece yürüyen adama çok alışmıştım.ただ歩くだけの人間でいることに慣れていたからです その人間であることに慣れ切っていたので、やめたくありませんでした
Ve eğer İsa bugün Amerika'da olsaydı, o beyaz adama gitmezdi. Beyaz adam zulmedendir.그리고 그 백인 남자에 될 것 이라면 예 수 여기 미국에서 오늘. 화이트는 억압 이다.
Ve eğer İsa bugün Amerika'da olsaydı, o beyaz adama gitmezdi. Beyaz adam zulmedendir. O, ezilenlere giderdi.Robin des bois était Malcolm. et ces enfants blancs seraient vont de pair.
Ve eğer İsa bugün Amerika'da olsaydı, o beyaz adama gitmezdi. Beyaz adam zulmedendir.وإذا كان المسيح هنا في أمريكا اليوم، لم يكن ليذهب لرجل أبيض. الرجل الأبيض هو الطاغية.
Ve eğer İsa bugün Amerika'da olsaydı, o beyaz adama gitmezdi.Und wäre Jesus heut zu tage in Amerika, dann ginge er nicht zum weißen Mann.
Ve eğer İsa bugün Amerika'da olsaydı, o beyaz adama gitmezdi.Αν ο Ιησούς ήταν σήμερα στην Αμερική, δεν θα πήγαινε στους λευκούς.
Ve muhtemelen burda Sanalpara'ya adamakıllı bir faydam dokunmayacak ama nasıl çalıştığıyla ilgili yorumumEt je ne vais probablement pas bien l'expliquer mais mon interprétation de la façon dont ça fonctionne est que
Ve muhtemelen burda Sanalpara'ya adamakıllı bir faydam dokunmayacak ama nasıl çalıştığıyla ilgili yorumumIch werde dem Konzept hier wahrscheinlich nicht gerecht, aber es funktioniert etwa so:
Ve muhtemelen burda Sanalpara'ya adamakıllı bir faydam dokunmayacak ama nasıl çalıştığıyla ilgili yorumum완전한 과정을 이 자리에서 말씀드리지는 않겠지만, 작동 방법을 해석하자면
Ve muhtemelen burda Sanalpara'ya adamakıllı bir faydam dokunmayacak ama nasıl çalıştığıyla ilgili yorumumMožná tomu teď udělám medvědí službu, ale moje interpretace toho, jak to pracuje je, že
Ve muhtemelen burda Sanalpara'ya adamakıllı bir faydam dokunmayacak ama nasıl çalıştığıyla ilgili yorumumPewnie nie wyjaśnię tego najlepiej, ale według mnie tak to działa:
Ve muhtemelen burda Sanalpara'ya adamakıllı bir faydam dokunmayacak ama nasıl çalıştığıyla ilgili yorumumY quizá no le haga justicia aquí, pero mi interpretación de cómo funciona es que
Ve muhtemelen burda Sanalpara'ya adamakıllı bir faydam dokunmayacak ama nasıl çalıştığıyla ilgili yorumumЯ, наверно, не стану полностью раскрывать эту тему, но опишу своё видение того, как это работает.
Ve muhtemelen burda Sanalpara'ya adamakıllı bir faydam dokunmayacak ama nasıl çalıştığıyla ilgili yorumumЯ не буду тут досліджувати цього питання, але я розумію, як воно все працює, ось так:
Ve muhtemelen burda Sanalpara'ya adamakıllı bir faydam dokunmayacak ama nasıl çalıştığıyla ilgili yorumumואני כנראה לא הולך לעשות כאן שירות הולם לזה. אבל הפרוש שלי לאיך זה עובד
Ve muhtemelen burda Sanalpara'ya adamakıllı bir faydam dokunmayacak ama nasıl çalıştığıyla ilgili yorumumغالباً لن أقدم الخدمة هنا ولكن تفسيري لطريقة عملها
Ve muhtemelen burda Sanalpara'ya adamakıllı bir faydam dokunmayacak ama nasıl çalıştığıyla ilgili yorumum私の理解を説明します ビットコインは マイニングという過程を経て取り出されます
Ve Priam oğullarından bir çoğunu katleden bu adama bakar, ve o da ağlamaya başlar.A Priam patrzy na człowieka, który zamordował tak wielu jego synów, i sam też zaczyna płakać.
Ve Priam oğullarından bir çoğunu katleden bu adama bakar, ve o da ağlamaya başlar.En Priam ziet de man die zovele van zijn zonen heeft vermoord en begint ook te huilen.
Ve Priam oğullarından bir çoğunu katleden bu adama bakar, ve o da ağlamaya başlar.E Priamo guarda l'uomo che ha assassinato tanti dei suoi figli, a anche lui, inizia a piangere.
Ve Priam oğullarından bir çoğunu katleden bu adama bakar, ve o da ağlamaya başlar.프리아모스는 자신의 여러 아들을 죽인 그를 보았습니다.
Ve Priam oğullarından bir çoğunu katleden bu adama bakar, ve o da ağlamaya başlar.Príamo olha para o homem que tinha matado tantos dos seus filhos, e também começa a chorar.
Ve Priam oğullarından bir çoğunu katleden bu adama bakar, ve o da ağlamaya başlar.Priamos sa díva na muža, ktorý zabil tak veľa jeho synov, a aj on začína plakať.
Ve Priam oğullarından bir çoğunu katleden bu adama bakar, ve o da ağlamaya başlar.Priamosz nézi a férfit, aki oly sok fiát megölte, és ő is sírva fakad.
Ve Priam oğullarından bir çoğunu katleden bu adama bakar, ve o da ağlamaya başlar.Priam regarde alors l'homme qui a assassiné beaucoup de ses fils, et lui aussi, commence a pleurer.
Ve Priam oğullarından bir çoğunu katleden bu adama bakar, ve o da ağlamaya başlar.Priamus sieht denn Mann an, der so viele seiner Söhne getötet hat, und auch er beginnt zu weinen.
Ve Priam oğullarından bir çoğunu katleden bu adama bakar, ve o da ağlamaya başlar.Și Priam se uită la omul care a omorât pe mulți dintre fiii lui, și începe și el să plângă.
Ve Priam oğullarından bir çoğunu katleden bu adama bakar, ve o da ağlamaya başlar.А Приам, глядя на человека, убившего стольких его сыновей, тоже начинает плакать.
Ve Priam oğullarından bir çoğunu katleden bu adama bakar, ve o da ağlamaya başlar.А Приам поглежда човека, който е убил толкова много от синовете му и също заридава.
Ve Priam oğullarından bir çoğunu katleden bu adama bakar, ve o da ağlamaya başlar.ופריאמוס מביט באיש שרצח רבים כל כך מבניו,
Ve Priam oğullarından bir çoğunu katleden bu adama bakar, ve o da ağlamaya başlar.وينظر بريام إلى الرجل الذي قتل الكثير من أبنائه
Ve Priam oğullarından bir çoğunu katleden bu adama bakar, ve o da ağlamaya başlar.彼もまたアキレウスの姿に涙を流しました テント内は泣き声で満たされました
Ve şişeleme haklarını bu iki adama 1 dolara sattı."Evet bayım!
Ve şişeleme haklarını bu iki adama 1 dolara sattı.Şişeler ?
Ve şişeleme haklarını bu iki adama 1 dolara sattı.Şişeler?
Ve şişeleme haklarını bu iki adama 1 dolara sattı."Şişeler mi?"
Ve şişeleme haklarını bu iki adama 1 dolara sattı.Şişe mi?
Ve şişeleme haklarını bu iki adama 1 dolara sattı."Şişemi?"
Ve şişeleme haklarını bu iki adama 1 dolara sattı."Şişe mi?"
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiAlbo poświęcić swoje piękno na słońce. Czy możemy jednak dowiedzieć się, skąd swoje żale rosną,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiAlebo venovať svojej kráse k slnku. Mohli by sme sa dozvedieť, odkiaľ ale jeho starosti rast,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiAli posvetili svojo lepoto na sonce. Bi lahko, ampak se učijo od koder svojo žalost rastejo,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiAtau mendedikasikan kecantikan untuk matahari. Bisakah kita belajar dari mana tetapi kesedihannya tumbuh,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiEller ägna sin skönhet till solen. Kan vi bara lära oss varifrån hans sorger växa,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiEller dedikere sin skønhed til solen. Kunne vi, men lærer, hvorfra hans sorger vokse,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiHoặc dành vẻ đẹp của mình với ánh nắng mặt trời. Chúng tôi có thể học hỏi từ đâu nỗi buồn của mình phát triển,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgi또는 태양에 자신의 아름다움을 바칩니다. 우리는 수도 있지만 그의 슬픔의 성장 어디서든 배울 수
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiNebo věnovat své kráse ke slunci. Mohli bychom se dozvědět, odkud ale jeho starosti růst,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiO dedicar su belleza al sol. Podríamos aprender, pero de donde crecen sus penas,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiOder widmen seine Schönheit, die so Könnten wir aber lernen, woher seine Sorgen wachsen,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiOf wijden zijn schoonheid aan de zon. Konden we maar leren van waar zijn verdriet groeien,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiOppure dedicare la propria bellezza al sole. Ma potremmo imparare da dove i suoi dolori crescere,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiOu consacrer sa beauté au soleil. Pourrions-nous savoir, mais d'où ses douleurs croître,