Bu sözleri söyledikten sonra yere tükürdü, tükürükle çamur yaptı ve çamuru adamın gözlerine sürdü.Dicho esto, escupió en tierra, hizo lodo con la saliva y con el lodo untó los ojos del ciego
Bu sözleri söyledikten sonra yere tükürdü, tükürükle çamur yaptı ve çamuru adamın gözlerine sürdü.Dito isto, cuspiu no chão e com a saliva fez lodo, e untou com lodo os olhos do cego,
Bu sözleri söyledikten sonra yere tükürdü, tükürükle çamur yaptı ve çamuru adamın gözlerine sürdü.Ezeket mondván, a földre köpe, és az õ nyálából sárt csinála, és rákené a sarat a vak szemeire,
Bu sözleri söyledikten sonra yere tükürdü, tükürükle çamur yaptı ve çamuru adamın gözlerine sürdü.이 말씀을 하시고 땅에 침을 뱉아 진흙을 이겨 그의 눈에 바르시고
Bu sözleri söyledikten sonra yere tükürdü, tükürükle çamur yaptı ve çamuru adamın gözlerine sürdü.När han hade sagt detta, spottade han på jorden och gjorde en deg av spotten och lade degen på mannens ögon
Bu sözleri söyledikten sonra yere tükürdü, tükürükle çamur yaptı ve çamuru adamın gözlerine sürdü.Nói xong Ngài nhổ xuống đất , lấy nước_miếng trộn thành bùn , và đem xức trên mắt người mù .
Bu sözleri söyledikten sonra yere tükürdü, tükürükle çamur yaptı ve çamuru adamın gözlerine sürdü.Nói xong Ngài nhổ xuống đất, lấy nước miếng trộn thành bùn, và đem xức trên mắt người mù.
Bu sözleri söyledikten sonra yere tükürdü, tükürükle çamur yaptı ve çamuru adamın gözlerine sürdü.Rekši to, pljune na zemljo in napravi blato iz sline in pomaže z blatom slepcu oči
Bu sözleri söyledikten sonra yere tükürdü, tükürükle çamur yaptı ve çamuru adamın gözlerine sürdü.Tämän sanottuaan hän sylki maahan ja teki syljestä tahtaan ja siveli tahtaan hänen silmilleen
Bu sözleri söyledikten sonra yere tükürdü, tükürükle çamur yaptı ve çamuru adamın gözlerine sürdü.To pověděv, plinul na zemi, a učinil bláto z sliny, i pomazal tím blátem oči slepého.
Bu sözleri söyledikten sonra yere tükürdü, tükürükle çamur yaptı ve çamuru adamın gözlerine sürdü.To povediac, napľul na zem, spravil blato zo sliny, natrel ho na oči slepého
Bu sözleri söyledikten sonra yere tükürdü, tükürükle çamur yaptı ve çamuru adamın gözlerine sürdü.To rzekłszy plunął na ziemię, a uczynił błoto z śliny i pomazał onem błotem oczy ślepego,
Bu sözleri söyledikten sonra yere tükürdü, tükürükle çamur yaptı ve çamuru adamın gözlerine sürdü.И тъй, четата, хилядникът и юдейските служители хванаха Исуса и Го вързаха.
Bu sözleri söyledikten sonra yere tükürdü, tükürükle çamur yaptı ve çamuru adamın gözlerine sürdü.Се промовивши, плюнув на землю, і зробив грязиво з слини, та й помазав грязивом очі елїпому,
Bu sözleri söyledikten sonra yere tükürdü, tükürükle çamur yaptı ve çamuru adamın gözlerine sürdü.Сказав это, Он плюнул на землю, сделал брение из плюновения и помазал брением глаза слепому,
Bu sözleri söyledikten sonra yere tükürdü, tükürükle çamur yaptı ve çamuru adamın gözlerine sürdü.ויהי כדברו זאת וירק על הארץ ויעש טיט מן הרוק וימרח את הטיט על עיני העור׃
Bu sözleri söyledikten sonra yere tükürdü, tükürükle çamur yaptı ve çamuru adamın gözlerine sürdü.قال هذا وتفل على الارض وصنع من التفل طينا وطلى بالطين عيني الاعمى.
Bu sözleri söyledikten sonra yere tükürdü, tükürükle çamur yaptı ve çamuru adamın gözlerine sürdü.耶 穌 說 了 這 話 、 就 吐 唾 沬 在 地 上 、 用 唾 沬 和 泥 抹 在 瞎 子 的 眼 睛 上
Bu sözleri söyledikten sonra yere tükürdü, tükürükle çamur yaptı ve çamuru adamın gözlerine sürdü.耶穌說 了 這話 、 就 吐 唾沬 在 地上 、 用唾 沬 和泥 抹 在 瞎子 的 眼睛 上
Bu sözler üzerine adamın yüzü asıldı, üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.Ale on sa zarmútil nad tým slovom a odišiel smutný, lebo mal mnoho majetku.
Bu sözler üzerine adamın yüzü asıldı, üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.A on zafrasowawszy się dla tego słowa, odszedł smutny; albowiem miał wiele majętności.
Bu sözler üzerine adamın yüzü asıldı, üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.Az pedig elszomorodván e beszéden, elméne búsan; mert sok jószága vala.
Bu sözler üzerine adamın yüzü asıldı, üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.Er aber ward unmutig über die Rede und ging traurig davon; denn er hatte viele Güter.
Bu sözler üzerine adamın yüzü asıldı, üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.Het gezicht van de man betrok. Verdrietig ging hij weg, want hij was erg rijk.
Bu sözler üzerine adamın yüzü asıldı, üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.그 사람은 재물이 많은고로 이 말씀을 인하여 슬픈 기색을 띠고 근심하며 가니라
Bu sözler üzerine adamın yüzü asıldı, üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.Ma egli, rattristatosi per quelle parole, se ne andò afflitto, poiché aveva molti beni
Bu sözler üzerine adamın yüzü asıldı, üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.Mais, affligé de cette parole, cet homme s`en alla tout triste; car il avait de grands biens.
Bu sözler üzerine adamın yüzü asıldı, üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.Mas ele, pesaroso desta palavra, retirou-se triste, porque possuía muitos bens.
Bu sözler üzerine adamın yüzü asıldı, üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.Men han blev ilde til Mode over den Tale og gik bedrøvet bort; thi han havde meget Gods.
Bu sözler üzerine adamın yüzü asıldı, üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.Men han blev illa till mods vid det talet och gick bedrövad bort, ty han hade många ägodelar.
Bu sözler üzerine adamın yüzü asıldı, üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.Men han blev ille til mote over den tale og gikk bedrøvet bort; for han var meget rik.
Bu sözler üzerine adamın yüzü asıldı, üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.Mîhnit de aceste cuvinte, omul acesta a plecat întristat de tot; căci avea multe avuţii.
Bu sözler üzerine adamın yüzü asıldı, üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.Mutta hän synkistyi siitä puheesta ja meni pois murheellisena, sillä hänellä oli paljon omaisuutta.
Bu sözler üzerine adamın yüzü asıldı, üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.Njemu pa zagreni ta beseda in odide žalosten, zakaj imel je mnogo premoženja.
Bu sözler üzerine adamın yüzü asıldı, üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.On pak zarmoutiv se pro to slovo, odšel, truchliv jsa; nebo měl mnohá zboží.
Bu sözler üzerine adamın yüzü asıldı, üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.Pero él, abatido por esta palabra, se fue triste, porque tenía muchas posesiones
Bu sözler üzerine adamın yüzü asıldı, üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.Song nét mặt người nầy rầu rĩ về lời đó, đi ra rất buồn bã, vì có nhiều của lắm.
Bu sözler üzerine adamın yüzü asıldı, üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.Song nét_mặt người nầy rầu_rĩ về lời đó , đi ra rất buồn_bã , vì có nhiều của lắm .
Bu sözler üzerine adamın yüzü asıldı, üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.Εκεινος ομως σκυθρωπασας δια τον λογον, ανεχωρησε λυπουμενος διοτι ειχε κτηματα πολλα.
Bu sözler üzerine adamın yüzü asıldı, üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.Він же, зажурившись од слова сього, пійшов сумуючи: мав бо достатки великі.
Bu sözler üzerine adamın yüzü asıldı, üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.Он же, смутившись от сего слова, отошел с печалью, потому что у него было большое имение.
Bu sözler üzerine adamın yüzü asıldı, üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.ויצר לו על הדבר הזה ויעצב וילך לו כי הון רב היה לו׃
Bu sözler üzerine adamın yüzü asıldı, üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.فاغتم على القول ومضى حزينا لانه كان ذا اموال كثيرة
Bu sözler üzerine adamın yüzü asıldı, üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.他 聽 見 這 話 、 臉 上 就 變 了 色 、 憂 憂 愁 愁 的 走 了 . 因 為 他 的 產 業 很 多
Bu sözler üzerine adamın yüzü asıldı, üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı.他 聽見這話 、 臉上 就 變了色 、 憂憂 愁愁 的 走了 . 因為 他 的 產業 很多
Bu yaşlı adamın büyükbabası gitmeyi reddetmiş.Bunicului acestui om a refuzat să meargă.
Bu yaşlı adamın büyükbabası gitmeyi reddetmiş.De opa van Olayuk weigerde te gaan.
Bu yaşlı adamın büyükbabası gitmeyi reddetmiş.Der Großvater dieses alten Mannes weigerte sich.
Bu yaşlı adamın büyükbabası gitmeyi reddetmiş.El abuelo de este hombre rehusó a irse.
Bu yaşlı adamın büyükbabası gitmeyi reddetmiş.Ennek az öregembernek a nagyapja nem volt hajlandó távozni.
Bu yaşlı adamın büyükbabası gitmeyi reddetmiş.Il nonno di quest'uomo si rifiutò di andarci.
Bu yaşlı adamın büyükbabası gitmeyi reddetmiş.Jego dziadek odmówił przeniesienia się.
Bu yaşlı adamın büyükbabası gitmeyi reddetmiş.이 노인의 할아버지는 가기를 거부했습니다.
Bu yaşlı adamın büyükbabası gitmeyi reddetmiş.Le grand père de cet homme à refusé de partir.
Bu yaşlı adamın büyükbabası gitmeyi reddetmiş.O avô deste ancião recusou-se a ir.
Bu yaşlı adamın büyükbabası gitmeyi reddetmiş.Ông nội của người đàn ông này đã từ chối không đi.
Bu yaşlı adamın büyükbabası gitmeyi reddetmiş.Tämän vanhan miehen isoisä kieltäyi menemästä.
Bu yaşlı adamın büyükbabası gitmeyi reddetmiş.Дед этого старика отказался уезжать.
Bu yaşlı adamın büyükbabası gitmeyi reddetmiş.Дід цього старого чоловіка відмовився йти туди.
Bu yaşlı adamın büyükbabası gitmeyi reddetmiş.Дядото на този възрастен човек, отказал да отиде.