Ama tahmin edebileceğiniz gibi yönetim bu adamın iktidara çok yakın olmasından pek hoşlanmadı.権力の座に近づきつつある、この青年のことをこころよく 思っていなかった。 彼は、どう見ても野心にあふれていた。
Ancak adamın yüzündeki korku ifadesi gibi.Ale kdo ví?
Ancak adamın yüzündeki korku ifadesi gibi.Chúng ta thấy anh ta đang có vẻ như rất hoảng sợ.
Ancak adamın yüzündeki korku ifadesi gibi.Ma chi può dirlo? Forse è il potere della suggestione.
Ancak adamın yüzündeki korku ifadesi gibi.Odczytujemy jego wyraz twarzy jako wyraz przerażenia.
Ancak adamın yüzündeki korku ifadesi gibi.We denken dat zijn uitdrukking er een is van horror,
Ancak adamın yüzündeki korku ifadesi gibi.Ми читаємо вираз на його обличчі, як вираз жаху.
Ancak adamın yüzündeki korku ifadesi gibi.Мы видим на его лице выражение ужаса.
Ancak, bu adamın itibarı ve cesareti sayesinde그런데도, 이 분의 칭찬받을 만한 용기이기도 한데요,
Ancak, bu adamın itibarı ve cesareti sayesindeNo obstante, el crédito es de ese hombre y su coraje ya que dijo:
Ancak, bu adamın itibarı ve cesareti sayesinde "Peki, gideceğim." dedi.Mimo tego sędzia zgodził się, należy podziwiać jego odwagę.
Ancak, bu adamın itibarı ve cesareti sayesinde(Râsete) Oricum, e meritul și curajul acestui om pentru că a spus:
Ancak, bu adamın itibarı ve cesareti sayesindeבכל אופן, ייאמר לזכותו של האיש שהיה לו האומץ
Ancak, bu adamın itibarı ve cesareti sayesindeولكن على الرغم من ذلك، انها شرف لهذا الرجل وشجاعته
Ancak, bu adamın itibarı ve cesareti sayesinde「行きましょう」
Ancak bu adamın oraya gitmeye ihtiyacı yok.Aber dieser Mann muss nicht dorthin gehen.
Ancak bu adamın oraya gitmeye ihtiyacı yok.Ale ten muž nemusí chodit nikam.
Ancak bu adamın oraya gitmeye ihtiyacı yok.Ampak temu človeku ni treba iti tja.
Ancak bu adamın oraya gitmeye ihtiyacı yok.Dar acest om nu are nevoie să meargă acolo.
Ancak bu adamın oraya gitmeye ihtiyacı yok.Den här mannen behöver inte ta sig dit.
Ancak bu adamın oraya gitmeye ihtiyacı yok.Ennek az embernek azonban nincs szüksége ilyen helyekre.
Ancak bu adamın oraya gitmeye ihtiyacı yok.이 작곡가는 그런 곳에 갈 필요가 없습니다.
Ancak bu adamın oraya gitmeye ihtiyacı yok.Maar deze man hoeft daar niet naartoe te gaan.
Ancak bu adamın oraya gitmeye ihtiyacı yok.Mais cet homme n'a pas besoin d'aller là-bas.
Ancak bu adamın oraya gitmeye ihtiyacı yok.Ma quest'uomo non ha bisogno di andare fin lì.
Ancak bu adamın oraya gitmeye ihtiyacı yok.Men denne mand har ikke brug for at gå sådan et sted hen.
Ancak bu adamın oraya gitmeye ihtiyacı yok.Nhưng người đàn ông này không cần phải đến đây.
Ancak bu adamın oraya gitmeye ihtiyacı yok.Pero este hombre no necesita ir allá.
Ancak bu adamın oraya gitmeye ihtiyacı yok.Tapi orang ini tidak perlu pergi ke sana.
Ancak bu adamın oraya gitmeye ihtiyacı yok.Но този човек няма нужда да ходи там.
Ancak bu adamın oraya gitmeye ihtiyacı yok.Но этому человеку не нужно ходить в такие места.
Ancak bu adamın oraya gitmeye ihtiyacı yok.אבל האיש הזה איננו צריך ללכת לשם.
Ancak bu adamın oraya gitmeye ihtiyacı yok.ولكن هذا الرجل لا يحتاج لأن يذهب إلى هناك
Ancak bu adamın oraya gitmeye ihtiyacı yok.小さな楽譜を書き込むための紙だけが必要なのです
Ancak bunun yanında, adamın hayatıyla ilgileniyorsan, o zaman aradığın cevap orada.Ma dopotutto,lo puoi mettere,se vuoi sapere della sua vita,ora lo sai.
Ancak bunun yanında, adamın hayatıyla ilgileniyorsan, o zaman aradığın cevap orada.Mais en dessous de ça, vous pouvez mettre, si vous voulez connaître sa vie, vous avez ça.
Ancak bunun yanında, adamın hayatıyla ilgileniyorsan, o zaman aradığın cevap orada.Tapi di balik itu, Anda dapat menempatkan, jika Anda ingin tahu tentang hidupnya, Anda bisa mendapatkan itu.
Ancak bunun yanında, adamın hayatıyla ilgileniyorsan, o zaman aradığın cevap orada.Под съществената част можете да сложите информация за живота му.
Ancak bunun yanında, adamın hayatıyla ilgileniyorsan, o zaman aradığın cevap orada.とにかく、現在とてつもない量の情報が混沌としている、
Anlayamadığı kısım, beyaz adamın şeytan olmasıydı.Den Teil in dem vom Weißen Mann als Teufel gesprochen wird.
Anlayamadığı kısım, beyaz adamın şeytan olmasıydı.백인 남자에 대 한 악마 되 고입니다.
Anlayamadığı kısım, beyaz adamın şeytan olmasıydı.أن الرجل الأبيض شيطان
Annesi onu yukarı çıkardı, Tanrı adamının yatağına yatırdı, sonra kapıyı kapayıp dışarıya çıktı.فصعدت واضجعته على سرير رجل الله واغلقت عليه وخرجت.
Annesi onu yukarı çıkardı, Tanrı adamının yatağına yatırdı, sonra kapıyı kapayıp dışarıya çıktı.A ona vyjdúc hore položila ho na posteľ muža Božieho, zamkla ho a vyšla.
Annesi onu yukarı çıkardı, Tanrı adamının yatağına yatırdı, sonra kapıyı kapayıp dışarıya çıktı.Ea s'a suit, l -a culcat pe patul omului lui Dumnezeu, a închis uşa după ea, şi a ieşit.
Annesi onu yukarı çıkardı, Tanrı adamının yatağına yatırdı, sonra kapıyı kapayıp dışarıya çıktı.Ela subiu, deitou-o sobre a cama do homem de Deus e, fechando sobre ele a porta, saiu.
Annesi onu yukarı çıkardı, Tanrı adamının yatağına yatırdı, sonra kapıyı kapayıp dışarıya çıktı.Elle monta, le coucha sur le lit de l`homme de Dieu, ferma la porte sur lui, et sortit.
Annesi onu yukarı çıkardı, Tanrı adamının yatağına yatırdı, sonra kapıyı kapayıp dışarıya çıktı.Entonces ella subió, lo acostó sobre la cama del hombre de Dios, cerró la puerta y salió
Annesi onu yukarı çıkardı, Tanrı adamının yatağına yatırdı, sonra kapıyı kapayıp dışarıya çıktı.Essa salì a stenderlo sul letto dell'uomo di Dio; chiuse la porta e uscì
Annesi onu yukarı çıkardı, Tanrı adamının yatağına yatırdı, sonra kapıyı kapayıp dışarıya çıktı.felméne az [asszony], és az Isten emberének ágyára tevé õt, és az [ajtót] bezárván kijöve [onnét.]
Annesi onu yukarı çıkardı, Tanrı adamının yatağına yatırdı, sonra kapıyı kapayıp dışarıya çıktı.Hun gikk op og la ham på den Guds manns seng og lukket efter ham og gikk ut.
Annesi onu yukarı çıkardı, Tanrı adamının yatağına yatırdı, sonra kapıyı kapayıp dışarıya çıktı.In ona stopi gori in ga položi na posteljo moža Božjega, zaklene in odide ven.
Annesi onu yukarı çıkardı, Tanrı adamının yatağına yatırdı, sonra kapıyı kapayıp dışarıya çıktı.그 어미가 올라가서 아들을 하나님의 사람의 침상 위에 두고 문을 닫고 나와서
Annesi onu yukarı çıkardı, Tanrı adamının yatağına yatırdı, sonra kapıyı kapayıp dışarıya çıktı.Men hon gick upp och lade honom på gudsmannens säng och stängde igen om honom och gick ut.
Annesi onu yukarı çıkardı, Tanrı adamının yatağına yatırdı, sonra kapıyı kapayıp dışarıya çıktı.Men hun gik op og lagde ham på den Guds Mands Seng, og derefter lukkede hun Døren og gik.
Annesi onu yukarı çıkardı, Tanrı adamının yatağına yatırdı, sonra kapıyı kapayıp dışarıya çıktı.Nàng bèn đi lên để nó nằm trên giường người của Ðức Chúa Trời, rồi đi ra, đóng cửa lại.
Annesi onu yukarı çıkardı, Tanrı adamının yatağına yatırdı, sonra kapıyı kapayıp dışarıya çıktı.Nàng bèn đi lên để nó nằm trên giường người của Ðức_Chúa_Trời , rồi đi ra , đóng_cửa lại .
Annesi onu yukarı çıkardı, Tanrı adamının yatağına yatırdı, sonra kapıyı kapayıp dışarıya çıktı.Tedy ona szedłszy położyła go na łóżku męża Bożego, a zamknąwszy drzwi, wyszła.
Annesi onu yukarı çıkardı, Tanrı adamının yatağına yatırdı, sonra kapıyı kapayıp dışarıya çıktı.Tedy ona vstoupivši, položila jej na ložce muže Božího, a zavřevši ho, vyšla.
Annesi onu yukarı çıkardı, Tanrı adamının yatağına yatırdı, sonra kapıyı kapayıp dışarıya çıktı.Und sie ging hinauf und legte ihn aufs Bett des Mannes Gottes, schloß zu und ging hinaus