adamını ile cümle

adamını kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.Kami harus mengalahkan orang yang terkuat di dunia membela kota sendiri
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.우리는 자신의 도시를 지지하는 세계에서 가장 영향력있는 사람을 이겨야 했습니다.
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.Museli jsme porazit nejmocnějšího muže světa bránícího své město.
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.Musieliśmy pokonać najpotężniejszego człowieka świata, który walczył o swoje miasto.
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.Tivemos que superar o homem mais poderoso do mundo que defendia a sua cidade.
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.Tuvimos que vencer al hombre más poderoso del mundo defendiendo su propia ciudad.
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.We moesten de machtigste man ter wereld verslaan, die zijn eigen stad verdedigde.
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.Wir mussten den mächtigsten Mann der Welt besiegen, der seine eigene Stadt verteidigte.
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.Έπρεπε να νικήσουμε τον πιο ισχυρό άντρα στον κόσμο που υπερασπιζόταν την ίδια του την πόλη.
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.И сразились с самым влиятельным человеком в мире, который отстаивал честь своего города.
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.Ми мусили перемогти наймогутнішого чоловіка в світі, який відстоював своє власне місто.
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.Трябваше да победим най-силния човек в света, защитаващ собствения си град.
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.היינו צריכים להביס את האיש החזק בעולם שהגן על עירו שלו.
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.توجب علينا هزيمة أقوى إنسان في العالم دفاعاً عن مدينته
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.勝たなければなりませんでした これは本当に大変なことでした
New York'a an iyi adamınızı göndermeniz gerekir ve işte Bay Mohammed, bu yüzden onu seçmişti.Man muss den Besten in New York haben, deshalb entschied sich Mr. Muhammad für ihn.
New York'a an iyi adamınızı göndermeniz gerekir ve işte Bay Mohammed, bu yüzden onu seçmişti.Πρέπει να έχεις τον καλύτερο στη Νέα Υόρκη γι' αυτό το λόγο ο κύριος Μοχάμεντ τον επέλεξε.
New York'a an iyi adamınızı göndermeniz gerekir ve işte뉴욕에서 최선을가지고 있고이 때문
New York'a an iyi adamınızı göndermeniz gerekir ve işteيجب أن تملك الأفضل في نيويورك وذلك سبب
O arayüz, iri cüsseli bir MTA adamının tünelden çıkışı gibi gözüküyor.Ahogy feljövünk az alagútból, olyannak tűnik, mint egy tagbaszakadt BKV-s.
O arayüz, iri cüsseli bir MTA adamının tünelden çıkışı gibi gözüküyor.Assomiglia ad un tipo robusto del trasporto urbano che sta uscendo da una galleria.
O arayüz, iri cüsseli bir MTA adamının tünelden çıkışı gibi gözüküyor.Es sieht aus wie ein stämmiger MTA-Mann im Tunnelausgang.
O arayüz, iri cüsseli bir MTA adamının tünelden çıkışı gibi gözüküyor.Het lijkt op een sterke metro-kerel die uit een tunnel komt.
O arayüz, iri cüsseli bir MTA adamının tünelden çıkışı gibi gözüküyor.벙어리 장갑을 낀 채로도
O arayüz, iri cüsseli bir MTA adamının tünelden çıkışı gibi gözüküyor.Parece um possante homem de MTA a sair de um túnel.
O arayüz, iri cüsseli bir MTA adamının tünelden çıkışı gibi gözüküyor.Parece un chico corpulento de la oficina de tránsito que sale del túnel.
O arayüz, iri cüsseli bir MTA adamının tünelden çıkışı gibi gözüküyor.Trông nó giống như một anh chàng MTA lực lưỡng bước ra khỏi đường hầm
O arayüz, iri cüsseli bir MTA adamının tünelden çıkışı gibi gözüküyor.Μοιάζει με εύσωμο υπάλληλο του μετρό που βγαίνει από τη σήραγγα.
O arayüz, iri cüsseli bir MTA adamının tünelden çıkışı gibi gözüküyor.Он похож на крепкого парня из игры Multi Theft Auto, выходящего из туннеля.
O arayüz, iri cüsseli bir MTA adamının tünelden çıkışı gibi gözüküyor.Своєю рукою ви можете помацати
O arayüz, iri cüsseli bir MTA adamının tünelden çıkışı gibi gözüküyor.זה נראה כמו בחור MTA חסון שיוצא מהמנהרה.
O arayüz, iri cüsseli bir MTA adamının tünelden çıkışı gibi gözüküyor.أنه يبدو وكأنه رجل حكومي قوي البنية يخرج من النفق.
O arayüz, iri cüsseli bir MTA adamının tünelden çıkışı gibi gözüküyor.手袋をしたまま カードを買えますよね
Saul hizmetkârına, ‹‹İyi, haydi gidelim›› dedi. Böylece Tanrı adamının yaşadığı kente gittiler.A Saul riekol svojmu sluhovi: Dobrá je tvoja reč. Poď, ideme. A tak išli do mesta, v ktorom bol muž Boží.
Saul hizmetkârına, ‹‹İyi, haydi gidelim›› dedi. Böylece Tanrı adamının yaşadığı kente gittiler.Disse dunque Saul al servo: «Hai detto bene; su, andiamo» e si diressero alla città dove era l'uomo di Dio
Saul hizmetkârına, ‹‹İyi, haydi gidelim›› dedi. Böylece Tanrı adamının yaşadığı kente gittiler.Então disse Saul ao moço: Dizes bem; vem, pois, vamos! E foram-se � cidade onde estava e homem de Deus.
Saul hizmetkârına, ‹‹İyi, haydi gidelim›› dedi. Böylece Tanrı adamının yaşadığı kente gittiler.Entonces Saúl dijo a su criado: --Bien dices; anda, vamos. Fueron a la ciudad donde estaba el hombre de Dios
Saul hizmetkârına, ‹‹İyi, haydi gidelim›› dedi. Böylece Tanrı adamının yaşadığı kente gittiler.사울이 그 사환에게 이르되 네 말이 옳다 가자 하고 그들이 하나님의 사람 있는 성으로 가니라
Saul hizmetkârına, ‹‹İyi, haydi gidelim›› dedi. Böylece Tanrı adamının yaşadığı kente gittiler.Řekl tedy Saul služebníku svému: Dobrá jest řeč tvá, nu, jděmež. I šli do města, v kterémž byl muž Boží.
Saul hizmetkârına, ‹‹İyi, haydi gidelim›› dedi. Böylece Tanrı adamının yaşadığı kente gittiler.Saul a zis slugii: ,,Ai dreptate; haidem să mergem!`` Şi s'au dus în cetatea unde era omul lui Dumnezeu.
Saul hizmetkârına, ‹‹İyi, haydi gidelim›› dedi. Böylece Tanrı adamının yaşadığı kente gittiler.Saul sa til sin dreng: Du har rett; kom, la oss gå! Så gikk de til byen hvor Guds-mannen var.
Saul hizmetkârına, ‹‹İyi, haydi gidelim›› dedi. Böylece Tanrı adamının yaşadığı kente gittiler.И сказал Саул слуге своему: хорошо ты говоришь; пойдем. И пошли в город, где человек Божий.
Saul hizmetkârına, ‹‹İyi, haydi gidelim›› dedi. Böylece Tanrı adamının yaşadığı kente gittiler.Тогава Саул каза на слугата си: Добре казваш; ела да идем. И тъй отидоха в града, гдето беше Божият човек.
Saul hizmetkârına, ‹‹İyi, haydi gidelim›› dedi. Böylece Tanrı adamının yaşadığı kente gittiler.ויאמר שאול לנערו טוב דברך לכה נלכה וילכו אל העיר אשר שם איש האלהים׃
Saul hizmetkârına, ‹‹İyi, haydi gidelim›› dedi. Böylece Tanrı adamının yaşadığı kente gittiler.فقال شاول لغلامه كلامك حسن. هلم نذهب. فذهبا الى المدينة التي فيها رجل الله
Saul hizmetkârına, ‹‹İyi, haydi gidelim›› dedi. Böylece Tanrı adamının yaşadığı kente gittiler.掃 羅 對 僕 人 說 、 你 說 的 是 、 我 們 可 以 去 . 於 是 他 們 往 神 人 所 住 的 城 裡 去 了
Saul hizmetkârına, ‹‹İyi, haydi gidelim›› dedi. Böylece Tanrı adamının yaşadığı kente gittiler.掃羅對僕 人 說 、 你 說 的 是 、 我 們 可以 去 . 於是 他 們往 神人 所 住 的 城 裡 去了
Sofrada otururlarken, RAB, Tanrı adamını yolundan döndüren peygambere seslendi.A gdy siedzieli u stołu, stało się słowo Pańskie do proroka, który go był wrócił;
Sofrada otururlarken, RAB, Tanrı adamını yolundan döndüren peygambere seslendi.A stalo sa, keď oni sedeli za stolom, že sa stalo slovo Hospodinovo k prorokovi, ktorý ho vrátil,
Sofrada otururlarken, RAB, Tanrı adamını yolundan döndüren peygambere seslendi.Comme ils étaient assis à table, la parole de l`Éternel fut adressée au prophète qui l`avait ramené.
Sofrada otururlarken, RAB, Tanrı adamını yolundan döndüren peygambere seslendi.Estando eles � mesa, a palavra do Senhor veio ao profeta que o tinha feito voltar;
Sofrada otururlarken, RAB, Tanrı adamını yolundan döndüren peygambere seslendi.Když pak oni seděli za stolem, stalo se slovo Hospodinovo k proroku tomu, kterýž onoho byl zase navrátil.
Sofrada otururlarken, RAB, Tanrı adamını yolundan döndüren peygambere seslendi.Khi hai người đương ngồi bàn , có lời của Ðức_Giê - hô-va phán với tiên_tri đã đem người về ;
Sofrada otururlarken, RAB, Tanrı adamını yolundan döndüren peygambere seslendi.Khi hai người đương ngồi bàn, có lời của Ðức Giê-hô-va phán với tiên tri đã đem người về;
Sofrada otururlarken, RAB, Tanrı adamını yolundan döndüren peygambere seslendi.저희가 상 앞에 앉았을 때에 여호와의 말씀이 그 사람을 데려온 선지자에게 임하니
Sofrada otururlarken, RAB, Tanrı adamını yolundan döndüren peygambere seslendi.Ko sta pa sedela pri mizi, pride beseda GOSPODOVA proroku, ki ga je nazaj pripeljal,
Sofrada otururlarken, RAB, Tanrı adamını yolundan döndüren peygambere seslendi.Men medens de sad til Bords, kom HERRENs Ord til Profeten, der havde fået ham tilbage,
Sofrada otururlarken, RAB, Tanrı adamını yolundan döndüren peygambere seslendi.Men mens de satt til bords, kom Herrens ord til den profet som hadde fått ham med sig tilbake,
Sofrada otururlarken, RAB, Tanrı adamını yolundan döndüren peygambere seslendi.Mentre essi stavano seduti a tavola, il Signore parlò al profeta che aveva fatto tornare indietro l'altr
Sofrada otururlarken, RAB, Tanrı adamını yolundan döndüren peygambere seslendi.Men under det att de sutto till bords, kom HERRENS ord till profeten som hade fört honom tillbaka.

İlgili Sayfalar