adamış ile cümle
adamış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Kendini işine adamış bireylerden oluşan bir grupDenn eine Gruppe sehr engagierter Menschen --
Kendini işine adamış bireylerden oluşan bir grup매우 헌신적인 사람들의 모임,
Kendini işine adamış bireylerden oluşan bir grupלא הדבר היחיד שאנו רואים במים הבינלאומיים. קבוצה של יחידים מאוד חדורי מטרה --
Kendini işine adamış bireylerden oluşan bir grupلأن هناك مجموعة من الأشخاص المكرسين
Kendini işine adamış bireylerden oluşan bir grup科学者 自然保護活動家
Nasıl yaparsın, sadece bir şov adamısın!Bagaimana bisa, ketika kamu hanya seorang lelaki pertunjukan?
Nasıl yaparsın, sadece bir şov adamısın!Come puoi...sei solo un uomo di spettacolo!
Nasıl yaparsın, sadece bir şov adamısın!Comment peux-tu, alors que tu n'es qu'un homme de spectacle !
Nasıl yaparsın, sadece bir şov adamısın!Cum poti spune asta, cand tu nu esti decat un simplu baiat de spectacol!
Nasıl yaparsın, sadece bir şov adamısın!Jak możesz, kiedy jesteś chłoptasiem na pokaz!
Nasıl yaparsın, sadece bir şov adamısın!Wie kannst du nur, wenn du nur ein Show Kerl bist!<br />
Nasıl yaparsın, sadece bir şov adamısın!Πως τολμάς, ενώ είσαι μόνο ένας σόουμαν!
Nasıl yaparsın, sadece bir şov adamısın!Как ты мог, даже если ты просто шоумэн!
Neredeyse en korkulan şüpheci James Randy. Hayatını medyumları ifşa etmeye adamış.Почти страховитият и скептичен Джеймс Ранди е отдал целия си живот в изобличаване на медиуми.
O aynı kendini adamışlık, aynı güzellik.C'est ce même genre d'engagement, ce même genre de beauté.
O aynı kendini adamışlık, aynı güzellik.E același fel de angajament, același fel de frumusețe.
O aynı kendini adamışlık, aynı güzellik.É o mesmo tipo de compromisso, o mesmo tipo de beleza.
O aynı kendini adamışlık, aynı güzellik.Es el mismo tipo de compromiso, el mismo tipo de belleza.
O aynı kendini adamışlık, aynı güzellik.Es ist dieselbe Art der Hingabe, dieselbe Art der Schönheit.
O aynı kendini adamışlık, aynı güzellik.Het is dezelfde soort toewijding, dezelfde soort schoonheid.
O aynı kendini adamışlık, aynı güzellik.Je to rovnaký spôsob zapálenia sa, rovnaký druh krásy.
O aynı kendini adamışlık, aynı güzellik.똑같은 종류의 헌신이며 똑같은 종류의 아름다움입니다
O aynı kendini adamışlık, aynı güzellik.Si tratta dello stesso tipo di passione, lo stesso tipo di bellezza.
O aynı kendini adamışlık, aynı güzellik.To jest ten sam rodzaj poświęcenia, ten sam rodzaj piękna.
O aynı kendini adamışlık, aynı güzellik.Ugyanaz az elkötelezettség, ugyanaz a szépség.
O aynı kendini adamışlık, aynı güzellik.Речь идёт о такой же отдаче, о такой же красоте.
O aynı kendini adamışlık, aynı güzellik.Това е същото посвещение, същият вид красота.
O aynı kendini adamışlık, aynı güzellik.זו אותה מחיובות, אותו סוג של יופי.
O aynı kendini adamışlık, aynı güzellik.إنه نفس نوع الإرتباط, و نفس نوع الجمال.
O aynı kendini adamışlık, aynı güzellik.さあ 本題ですが 芸術としての自動車についてです
O gençliğinde bir denizci ve harpooneer olmuştu, ancak uzun yıllar geçmiş oldu Bakanlık hayatını adamıştır.Był marynarzem i harpooneer w młodości, ale przez wiele lat przeszłości swoje życie poświęcił posłudze.
O gençliğinde bir denizci ve harpooneer olmuştu, ancak uzun yıllar geçmiş oldu Bakanlık hayatını adamıştır.Hän oli merimies ja harpooneer nuoruudessaan, mutta monta vuotta aiemmin oli omisti elämänsä ministeriölle.
O gençliğinde bir denizci ve harpooneer olmuştu, ancak uzun yıllar geçmiş oldu Bakanlık hayatını adamıştır.On bol námorník a harpooneer v jeho mladosti, ale na mnoho rokov minulosti zasvätil svoj život službe.
O gençliğinde bir denizci ve harpooneer olmuştu, ancak uzun yıllar geçmiş oldu Bakanlık hayatını adamıştır.On byl námořník a harpooneer v jeho mládí, ale na mnoho let minulosti zasvětil svůj život službě.
O gençliğinde bir denizci ve harpooneer olmuştu, ancak uzun yıllar geçmiş oldu Bakanlık hayatını adamıştır.Ő volt tengerész és a harpooneer ifjúkorában, de sok éven múlt szentelt életét a minisztérium.
O gençliğinde bir denizci ve harpooneer olmuştu, ancak uzun yıllar geçmiş oldu Bakanlık hayatını adamıştır.Він був моряком і harpooneer в молодості, але протягом багатьох років минулого присвятив своє життя служінню.
O gençliğinde bir denizci ve harpooneer olmuştu, ancak uzun yıllar geçmiş oldu Bakanlık hayatını adamıştır.Он был моряком и harpooneer в молодости, но в течение многих лет прошлом посвятил свою жизнь служению.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Annyira izgatott vagyok, apait-anyait beleadok az óraterveimbe.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Bol som taký horlivý, že som dával do prípravy hodín úplne všetko.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Estava tão empolgado, estou a debruçar-me sobre os meus planos de aula.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Ich bin so aufgeregt, dass ich mich richtig in die Lehrpläne reinhänge.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Ik ben zo opgewonden, ik stort me helemaal op mijn lessen.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Jag är så entusiastisk, lägger ner min själ i lektionsplaneringen.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Je suis si excité que je m'investis à fond dans mes projets de leçons.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.너무 흥분되었고 수업 계획을 만드는 데에 몰두했죠.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Muy entusiasmado, dando todo de mí en la planificación de las lecciones.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Saya sangat bersemangat, Saya mencurahkan diri kedalam rencana pembelajaran saya.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Sono trepidante, metto tutto me stesso nel programmare le lezioni.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Zelo sem navdušen in res se potrudim za svoje učne ure.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Είμαι τόσο ενθουσιασμένος, που βάζω όλο μου τον εαυτό στα σχέδια μου για το μάθημα.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Давам всичко от себе си в уроците.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Я вдохновлён и вкладываю в урок всю душу.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Я в захваті і вкладаю всю душу в підготовку до занять.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.אני כל-כך נרגש, שאני משקיע את כל-כולי בתכנון השיעור.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.و متحمس ، باشرت بوضع مخططاتي للدروس التي سوف أدرّسها.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.ところが生徒達は全然理解していないという
O kendini adamış bir Hristiyan'dı.Anh là một người sùng đạo Thiên Chúa giáo.
O kendini adamış bir Hristiyan'dı.Był oddanym chrześcijaninem.
O kendini adamış bir Hristiyan'dı.Byl zasvědceným křesťanem.
O kendini adamış bir Hristiyan'dı.C"était un Chrétien dévoué.