Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Kurita minua, Herra, mutta kohtuudella, äläkä vihassasi, ettet minua ylen vähäiseksi tekisi.
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Pedepseşte-mă, Doamne, dar cu măsură, şi nu în mînia Ta, ca să nu mă nimiceşti!
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Så tukta mig, HERRE likväl med måtta; icke i din vrede, på det att du ej må göra mig till intet.
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Tugt os, HERRE, men med Måde, ikke i Vrede, for ikke at gøre os færre!
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Tukt mig, Herre, men med måte, ikke i din vrede, forat du ikke skal gjøre mig liten og arm!
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Züchtige mich, HERR, doch mit Maßen und nicht in deinem Grimm, auf daß du mich nicht aufreibest.
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Κυριε, παιδευσον με, πλην εν κρισει μη εν τω θυμω σου, δια να μη με συντελεσης.
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Господи, наказвай ме, но с мярка, Не в гнева Си, да не би да ме довършиш.
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Наказывай меня, Господи, но по правде, не во гневе Твоем, чтобы не умалить меня.
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.יסרני יהוה אך במשפט אל באפך פן תמעטני׃
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.ادبني يا رب ولكن بالحق لا بغضبك لئلا تفنيني.
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.耶 和 華 阿 、 求 你 從 寬 懲 治 我 . 不 要 在 你 的 怒 中 懲 治 我 、 恐 怕 使 我 歸 於 無 有
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.耶和華 阿 、 求 你 從寬懲 治 我 . 不要 在 你 的 怒 中懲治 我 、 恐怕 使 我 歸於 無有
Bir defa adaleti getir. Bir defa insafı getir.أولا وقبل كل شيء قم بتحقيق العدالة . قم بتحقيق الإنصاف أولاً .
Biz insanların adaleti nasıl tanımladığımıza kafası karıştı.đầy tranh cãi quanh cái mà con người gọi là sự công bằng.
Biz insanların adaleti nasıl tanımladığımıza kafası karıştı.del tutto confusa rispetto a ciò che gli uomini chiamano giustizia.
Biz insanların adaleti nasıl tanımladığımıza kafası karıştı.ezzel, hogy mi emberek mit nem nevezünk igazságszolgáltatásnak.
Biz insanların adaleti nasıl tanımladığımıza kafası karıştı.foarte confuzǎ cu privire la ceea ce oamenii numesc dreptate.
Biz insanların adaleti nasıl tanımladığımıza kafası karıştı.인간들이 말하는 정의가 뭔지 어리둥절했습니다.
Biz insanların adaleti nasıl tanımladığımıza kafası karıştı.muy confundido con lo que los humanos llamamos justicia.
Biz insanların adaleti nasıl tanımladığımıza kafası karıştı.sehr verwirrt von dem, was wir Menschen Gerechtigkeit nennen.
Biz insanların adaleti nasıl tanımladığımıza kafası karıştı.très confuse sur ce que nous, les humains, appellons justice.
Biz insanların adaleti nasıl tanımladığımıza kafası karıştı.zdumiona tym, co ludzie nazywają sprawiedliwością.
Biz insanların adaleti nasıl tanımladığımıza kafası karıştı.zich afvroeg wat wij mensen bedoelen met gerechtigheid.
Biz insanların adaleti nasıl tanımladığımıza kafası karıştı.σάστισε με το πώς αντιλαμβάνονται οι άνθρωποι τη δικαιοσύνη.
Biz insanların adaleti nasıl tanımladığımıza kafası karıştı.в полном замешетельстве от того, что мы, люди, называем правосудием.
Biz insanların adaleti nasıl tanımladığımıza kafası karıştı.много объркана от онова, което ние хората, наричаме правосъдие.
Biz insanların adaleti nasıl tanımladığımıza kafası karıştı.спантеличена тим, що люди називають справедливістю.
Biz insanların adaleti nasıl tanımladığımıza kafası karıştı.מאד מבולבלת באשר להגדרה של בני אדם למושג צדק.
Biz insanların adaleti nasıl tanımladığımıza kafası karıştı.ترك مذهولاً بمفهوم البشر عن الحق والعدالة !
Biz insanların adaleti nasıl tanımladığımıza kafası karıştı.インドでは3分に一度レイプが起こっています
Bu çok acımasız. Bu tam anlamıyla adaletin bittiği yer.Det är ett rättsövergrepp.
Bu çok acımasız. Bu tam anlamıyla adaletin bittiği yer.Det är ett rättsövergrepp.
Bu çok acımasız. Bu tam anlamıyla adaletin bittiği yer.E' oltraggioso.
Bu çok acımasız. Bu tam anlamıyla adaletin bittiği yer.Esto es un abuso, esto no es verdadera justicia.
Bu çok acımasız. Bu tam anlamıyla adaletin bittiği yer.정말 충격적이에요 부당함의 극치네요
Bu çok acımasız. Bu tam anlamıyla adaletin bittiği yer.To oburzające i niedorzeczne.
Bu çok acımasız. Bu tam anlamıyla adaletin bittiği yer.TPB と関係ない会社を 強制捜査したんだ
Bu çok acımasız. Bu tam anlamıyla adaletin bittiği yer..זה מחפיר .זהו עוול אמיתי
Bu çok acımasız. Bu tam anlamıyla adaletin bittiği yer.هذا أمر شائن،هذا ظلم حقيقي
--bu golf arabası tartışması-- adaletin, haksız rekabetin sorgulandığı bir münazara gibi görünmektedir.-- ez a vita a golfkocsiról -- az igazságosságról szólt, hogy mi a tisztességtelen előny.
--bu golf arabası tartışması-- adaletin, haksız rekabetin sorgulandığı bir münazara gibi görünmektedir.이 골프 카트를 둘러싼 논란은 공정함에 대한, 즉 부당한 혜택이란 무엇인가에 관한 논쟁으로 보입니다.
--bu golf arabası tartışması-- adaletin, haksız rekabetin sorgulandığı bir münazara gibi görünmektedir.נדמה כי -- הדיון הזה על עגלת הגולף -- וויכוח בנוגע להגינות, ועל מה הוא יתרון בלתי הוגן.
--bu golf arabası tartışması-- adaletin, haksız rekabetin sorgulandığı bir münazara gibi görünmektedir.إنها تبدو مثل -- هذا الجدل حول عربة الغولف-- حجة حول العدل، ما هي الميزة غير العادلة.
--bu golf arabası tartışması-- adaletin, haksız rekabetin sorgulandığı bir münazara gibi görünmektedir.公平さに関する議論のように見える 何が不公平な優位性であるのか しかし公平さだけが問題なのであれば
Bu kuş tüyü, terazinin başındaki Ma'at' a(adaletin sembolu) ait... ...ve onun başından geldiğini anlıyoruz.Bogini Ma'at przedstawiona jest na szczycie wagi. Widzimy również pióro, które ma na czubku głowy.
Bu kuş tüyü, terazinin başındaki Ma'at' a(adaletin sembolu) ait... ...ve onun başından geldiğini anlıyoruz.De veer behoort tot Ma'at die we bovenop de weegschaal zien. En er komt ook een veer uit zijn hoofd.
Bu kuş tüyü, terazinin başındaki Ma'at' a(adaletin sembolu) ait... ...ve onun başından geldiğini anlıyoruz.Pírko patří bohyni Maatě zobrazené nad váhami. Z její hlavy trčí ptačí brk.
Bu kuş tüyü, terazinin başındaki Ma'at' a(adaletin sembolu) ait... ...ve onun başından geldiğini anlıyoruz.Перо, що належить Маат, яку також бачимо на верхівці терезів, також можемо помітити перо на її голові.
Bu, sadece büyük bir boşluğun olduğu adaletin tecelli ettiğinin görülmesinden dolayı etkili olmadı.A fost eficient nu numai pentru că s-a făcut dreptate acolo unde nu era deloc.
Bu, sadece büyük bir boşluğun olduğu adaletin tecelli ettiğinin görülmesinden dolayı etkili olmadı.Bukan hanya karena tampaknya keadilan sudah ditegakkan, saat ada kekosongan yang sangat besar.
Bu, sadece büyük bir boşluğun olduğu adaletin tecelli ettiğinin görülmesinden dolayı etkili olmadı.C'était efficace, non seulement parce que la justice a été vue en action là où il y avait un vide immense.
Bu, sadece büyük bir boşluğun olduğu adaletin tecelli ettiğinin görülmesinden dolayı etkili olmadı.Foi efectivo não só porque a justiça foi feita onde havia um grande vazio.
Bu, sadece büyük bir boşluğun olduğu adaletin tecelli ettiğinin görülmesinden dolayı etkili olmadı.Funcionó no solo porque se hizo justicia donde nunca se había hecho.
Bu, sadece büyük bir boşluğun olduğu adaletin tecelli ettiğinin görülmesinden dolayı etkili olmadı.정의가 제 할 일을 다했기 때문이기도 하지만, 그들의 헛점을 공격했기 때문입니다.
Bu, sadece büyük bir boşluğun olduğu adaletin tecelli ettiğinin görülmesinden dolayı etkili olmadı.Nicht nur, weil dort Gerechtigkeit einzog, wo vorher gähnende Leere war.
Bu, sadece büyük bir boşluğun olduğu adaletin tecelli ettiğinin görülmesinden dolayı etkili olmadı.Niet alleen maar omdat recht geschiedde waar er eerst een enorm vacuüm was.
Bu, sadece büyük bir boşluğun olduğu adaletin tecelli ettiğinin görülmesinden dolayı etkili olmadı.Nie tylko dlatego, że sprawiedliwości stało się zadość i że wypełniono tym samym prawną lukę.
Bu, sadece büyük bir boşluğun olduğu adaletin tecelli ettiğinin görülmesinden dolayı etkili olmadı.Perché non solo si ha avuta la percezione che giustizia era stata fatta laddove c'era un enorme vuoto.
Bu, sadece büyük bir boşluğun olduğu adaletin tecelli ettiğinin görülmesinden dolayı etkili olmadı.זה היה אפקטיבי לא רק בגלל שראו שנעשה צדק במקום שבו היה קודם חלל עצום.