Palu'nun bu adada bıraktığı bir avuç şeyden fazlası var.Niewielu już palu pozostało na tej wyspie.
Palu'nun bu adada bıraktığı bir avuç şeyden fazlası var.Restam menos de uma mão cheia de "palus" nesta ilha.
Palu'nun bu adada bıraktığı bir avuç şeyden fazlası var.Sangat sedikit jumlah dari palu yang tersisa di pulau ini.
Palu'nun bu adada bıraktığı bir avuç şeyden fazlası var.Son contados con los dedos de una mano los palu que quedan en la isla.
Palu'nun bu adada bıraktığı bir avuç şeyden fazlası var.Sull'isola sono rimasti meno di una manciata di palu.
Palu'nun bu adada bıraktığı bir avuç şeyden fazlası var.Sunt mai puţin de o mână de palu rămaşi pe această insulă.
Palu'nun bu adada bıraktığı bir avuç şeyden fazlası var.Έχουν μείνει ελάχιστοι "παλού" σε αυτό το νησί.
Palu'nun bu adada bıraktığı bir avuç şeyden fazlası var.Има много малко палу останали на този остров.
Palu'nun bu adada bıraktığı bir avuç şeyden fazlası var.Можна порахувати на пальцях скільки Палу залишилось на цьому острові
Palu'nun bu adada bıraktığı bir avuç şeyden fazlası var.На этом острове осталась лишь горстка палу.
Palu'nun bu adada bıraktığı bir avuç şeyden fazlası var.יש פחות מחופן של פאלו שנשארו על האי.
Palu'nun bu adada bıraktığı bir avuç şeyden fazlası var.وقد تبقى القليل فحسب من سلالة " بولو " على تلك الجزيرة
Palu'nun bu adada bıraktığı bir avuç şeyden fazlası var.一握りにも満たないほどです 彼らの伝統は素晴らしく
Rüzgar döndü ve rahip ve adamları dünyadaki bu cehennemi anlatmak için bu adadan uzaklaştılarVítr se znovu zvedl a biskup i jeho muži se zachránili aby mohli vyprávět příběh o peklu na Zemi.
Rüzgar döndü ve rahip ve adamları dünyadaki bu cehennemi anlatmak için bu adadan uzaklaştılarΟι άνεμοι γύρισαν και ο Επίσκοπος έφυγε... για να καταγράψει την ιστορία της επίγειας κόλασης.
Rüzgar döndü ve rahip ve adamları dünyadaki bu cehennemi anlatmak için bu adadan uzaklaştılarВскоре поднялся ветер, и епископ вернулся к людям, чтобы рассказать им историю об аде на Земле.
Rüzgar döndü ve rahip ve adamları dünyadaki bu cehennemi anlatmak için bu adadan uzaklaştılarהרוחות התחדשו והבישוף ואנשיו נמלטו כדי לספר את סיפורם .על הגיהינום שעל כדור הארץ
Rüzgar döndü ve rahip ve adamları dünyadaki bu cehennemi anlatmak için bu adadan uzaklaştılarالرياح عادت والأسقف ورجاله أفلتوا لتسجيل حكايتهم عن الجحيم على الأرض
Sadece bu adada olanları görme şeklimizi değil Hayatın geneline bakış açımızı da değiştiren bir SIRTajemství, co změní nejen naše vnímání těchto ostrovů, ale i naše porozumění životu na Zemi.
Sadece bu adada olanları görme şeklimizi değil Hayatın geneline bakış açımızı da değiştiren bir SIRЭто открытие в корне меняло все представления о возникновении жизни на нашей планете.
Sadece bu adada olanları görme şeklimizi değil Hayatın geneline bakış açımızı da değiştiren bir SIRلكن فهمنا الكامل من الحياة على الأرض
Sadece bu adada olanları görme şeklimizi değilסוד שישנה את התפיסה לא רק על האופן בו ראינו את האיים האלה
Sadece gölün ortasındaki bu adadan oluşan bir ülke olduğunu düşünelim.En esta isla solo hay una persona.
Sadece gölün ortasındaki bu adadan oluşan bir ülke olduğunu düşünelim.lago.
Sadece gölün ortasındaki bu adadan oluşan bir ülke olduğunu düşünelim.See.
Sadece gölün ortasındaki bu adadan oluşan bir ülke olduğunu düşünelim.その国は小さな島でできています。
Sadece kabuklarına bakarak,hangi kaplumbağanın hangi adadan geldiğini söyleyebileceğini iddia ediyorduA spus că poate şti de pe ce insulă vine o ţestoasă, doar după forma carapacei sale.
Sadece kabuklarına bakarak,hangi kaplumbağanın hangi adadan geldiğini söyleyebileceğini iddia ediyorduŽe dokáže poznat, z kterého ostrova želva pochází podle tvaru jejího krunýře.
Sadece kabuklarına bakarak,hangi kaplumbağanın hangi adadan geldiğini söyleyebileceğini iddia ediyorduΙσχυρίστηκε ότι ξεχώριζε από ποιο νησί προέρχονταν... ...μόνο από το σχήμα του καβουκιού τους.
Sadece kabuklarına bakarak,hangi kaplumbağanın hangi adadan geldiğini söyleyebileceğini iddia ediyorduПо их форме он мог с уверенностью сказать с какого именно острова была та или иная черепаха.
Sadece kabuklarına bakarak,hangi kaplumbağanın hangi adadan geldiğini söyleyebileceğini iddia ediyorduהוא טען שהוא יכול לומר מאיזה אי מגיע כל צב .רק לפי צורת שריונו
Sadece kabuklarına bakarak,hangi kaplumbağanın hangi adadan geldiğini söyleyebileceğini iddia ediyorduإدّعى بأنه يمكن أن يخبره من أي جزيرة التي السلحفاة جاءت منها فقط من شكل صدفتها
Su bu adada kıt bir kaynaktır ve dev kaplumbağalar susuz aylarca hayatta kalabilirApa este o resursă rară pe insulă, şi ţestoasele gigant pot supravieţui luni de zile fără ea.
Su bu adada kıt bir kaynaktır ve dev kaplumbağalar susuz aylarca hayatta kalabilirTrên hòn đảo này, nước rất khan hiếm và loài rùa lớn có thể sống sót qua nhiều tháng mà không cần tới nước.
Su bu adada kıt bir kaynaktır ve dev kaplumbağalar susuz aylarca hayatta kalabilirVoda je zde vzácná a tato želva bez ní přežije celé měsíce.
Su bu adada kıt bir kaynaktır ve dev kaplumbağalar susuz aylarca hayatta kalabilirΤο νερό είναι σπάνιο και η γι- γάντια χελώνα ζει μήνες χωρίς αυτό.
Su bu adada kıt bir kaynaktır ve dev kaplumbağalar susuz aylarca hayatta kalabilir,מים הם משאב נדיר באי הזה וצבים ענקיים יכולים לשרוד .חודשים בלעדיו
Su bu adada kıt bir kaynaktır ve dev kaplumbağalar susuz aylarca hayatta kalabilirالماء هو مصدر نادر على هذه الجزيرة والسلاحف العملاقة يمكن أن تبقى شهور بدونه
Üç ay sonra, kışı adada geçiren ve ikiz tanrılar simgesini taşıyan bir İskenderiye gemisiyle denize açıldık.석 달 후에 그 섬에서 과동한 알렉산드리아 배를 우리가 타고 떠나니 그 배 기호는 디오스구로라
Üç ay sonra, kışı adada geçiren ve ikiz tanrılar simgesini taşıyan bir İskenderiye gemisiyle denize açıldık.По трох же місяцях одвезлись ми кораблем Александрийським, надписаним Диоскур, що зимував на острові,
Üç ay sonra, kışı adada geçiren ve ikiz tanrılar simgesini taşıyan bir İskenderiye gemisiyle denize açıldık.Через три месяца мы отплыли на Александрийском корабле, называемом Диоскуры, зимовавшем на том острове,
Üç ay sonra, kışı adada geçiren ve ikiz tanrılar simgesini taşıyan bir İskenderiye gemisiyle denize açıldık.ואחרי שלשת חדשים עברנו משם באניה אלכסנדרית אשר ישבה באי בימי הסתו ואות דגלה התאומים׃
Üç ay sonra, kışı adada geçiren ve ikiz tanrılar simgesini taşıyan bir İskenderiye gemisiyle denize açıldık.وبعد ثلاثة اشهر اقلعنا في سفينة اسكندرية موسومة بعلامة الجوزاء كانت قد شتت في الجزيرة.
Üç ay sonra, kışı adada geçiren ve ikiz tanrılar simgesini taşıyan bir İskenderiye gemisiyle denize açıldık.過 了 三 個 月 、 我 們 上 了 亞 力 山 太 的 船 、 往 前 行 . 這 船 以 丟 斯 雙 子 為 記 、 是 在 那 海 島 過 了 冬 的
Üç ay sonra, kışı adada geçiren ve ikiz tanrılar simgesini taşıyan bir İskenderiye gemisiyle denize açıldık.過 了 三個月 、 我 們 上 了 亞力山 太 的 船 、 往前 行 . 這船 以 丟斯雙子 為記 、 是 在 那 海 島過 了 冬 的
Ve bir yerde, tropik bir adada sahildeler, el ele deniz kenarında yürüyorlar.En ze lopen op het strand, ergens op een eiland Ze wandelen daar op het strand.
Ve bir yerde, tropik bir adada sahildeler, el ele deniz kenarında yürüyorlar.Et ils marchent sur une plage, dans un endroit, sur une île, ils marchent sur la plage.
Ve bir yerde, tropik bir adada sahildeler, el ele deniz kenarında yürüyorlar.Und sie laufen irgendwo auf einer Insel über den Strand. Sie laufen über den Strand.
Ve bir yerde, tropik bir adada sahildeler, el ele deniz kenarında yürüyorlar.Y están caminando por la playa en algún lugar, en alguna isla, están caminando por la playa.
Ve doğrudur, adada öyle yerler var ki, bir milden daha az mesafede yeni bir dille karşılaşabilirsiniz.그리고 이것은 사실입니다. 그 섬에는 1마일(약 1.6km) 안에 새로운 언어를 발견할 수 있는 장소들이 있습니다.
Ve doğrudur, adada öyle yerler var ki, bir milden daha az mesafede yeni bir dille karşılaşabilirsiniz.A je to pravda; na tom ostrove sú miesta, kde môžete počuť celkom nový jazyk aj po každom kilometri.
Ve doğrudur, adada öyle yerler var ki, bir milden daha az mesafede yeni bir dille karşılaşabilirsiniz.A měl pravdu: jsou tam oblasti, kde k dalšímu jazyku nemusíte ujít ani míli.
Ve doğrudur, adada öyle yerler var ki, bir milden daha az mesafede yeni bir dille karşılaşabilirsiniz.Dan itu benar; ada tempat di pulau itu di mana kita bisa menemui bahasa baru kurang dari satu mil.
Ve doğrudur, adada öyle yerler var ki, bir milden daha az mesafede yeni bir dille karşılaşabilirsiniz.Đúng như vậy: có những nơi trên hòn đảo bạn có thể gặp loại ngôn ngữ mới trong bán kính dưới một dặm.
Ve doğrudur, adada öyle yerler var ki, bir milden daha az mesafede yeni bir dille karşılaşabilirsiniz.Ed è vero: vi sono luoghi in quell'isola in cui si possono incontrare nuove lingue in meno di 2 chilometri.
Ve doğrudur, adada öyle yerler var ki, bir milden daha az mesafede yeni bir dille karşılaşabilirsiniz.E é verdade, há lugares na ilha onde se pode encontrar uma nova língua a menos de 1,5 km.
Ve doğrudur, adada öyle yerler var ki, bir milden daha az mesafede yeni bir dille karşılaşabilirsiniz.És ez így van; vannak helyek azon a szigeten, ahol akár egy mérföldön belül találunk egy új nyelvet!
Ve doğrudur, adada öyle yerler var ki, bir milden daha az mesafede yeni bir dille karşılaşabilirsiniz.Het is waar, er zijn plekken op dat eiland waar je op een goede kilometer een nieuwe taal kunt tegenkomen.
Ve doğrudur, adada öyle yerler var ki, bir milden daha az mesafede yeni bir dille karşılaşabilirsiniz.In res: na otoku obstajajo kraji, kjer nov jezik srečate manj kot na vsako miljo.
Ve doğrudur, adada öyle yerler var ki, bir milden daha az mesafede yeni bir dille karşılaşabilirsiniz.Och det är sant; där finns platser på den ön där du kan träffa på ett nytt språk inom en mile.