Ana içeriğe geç
Sözlük

adada ile cümle

adada kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Nüfusu 2001 yılı itibarı ile 7 olarak gösterilmekte; fakat adada kalıcı yerleşim bulunmamaktadır.Σύμφωνα με την απογραφή του 2011 δεν κατοικείται, ενώ με την απογραφή του 2001 είχε 7 μόνιμους κατοίκους.
Gençler, adadan canlı çıkabilmek için 3 gün içinde birbirlerini öldürmek zorundadırlar.Οι μαθητές θα πρέπει μέσα σε τρεις μέρες να αλληλοεξοντωθούν μέχρι να μείνει μόνος ένας ζωντανός.
121 metre (397 ft) yüksekliğiyle adadaki en yüksek şelaledir.Με ύψος 1.397 μέτρα, είναι η υψηλότερη κορυφή του νησιού.
Adada bir de sönmüş bir yanardağ bulunmaktadır.Στο νησί υπάρχει ένα ερειπωμένο τοίχος.
Adada yerleşim yoktur.Το νησί δεν κατοικείται.
Adada birçok nehir bulunmakta olup Shinano Nehri ülkenin en uzun nehridir.Τότε είχε μήκος σχεδόν όσο και ο Σινάνο, ο μακρύτερος ποταμός της Ιαπωνίας.
İş merkezlerinin büyük çoğunluğu bu adada bulunur.Η εμπορική ραδιοτηλεόραση τώρα υπάρχει στις περισσότερες από αυτές τις χώρες.
Adada yaşayan birçok sivil Japonya'ya kaçmıştır.Πολλοί από αυτούς τους αξιωματούχους εγκατέλειψαν το νησί μετά την εισβολή της Ιαπωνίας.
Eğer adanın limanına bir şey olsaydı adadaki balıkçılık sektörü bütünüyle sekteye uğrayacaktı.Βρισκόταν στο ανατολικό μέρος του νησιού και είχε σαν έδρα το κοσμοπολίτικο Νυδρί.
Adada uzun yıllar yerleşim olmuş ancak 1959 yılına gelindiğinde ada sakinleri adayı tümüyle terk etmişlerdir.Η κάθοδος προς τα παράλια είναι εμφανής την επόμενη δεκαετία, αφού το 1928 μόνο 95 κατοικούσαν εκεί.
Endonezya 17.508 adadan oluşur.Ο Δήμος Μάνδρας - Ειδυλλίας έχει μόνιμο πληθυσμό 17885 κατοίκους.
Oyun Hawai'deki bir adada geçiyor.Το έργο εκτυλίσσεται σε ένα νησί του Αιγαίου.
Defineyi bulamayınca arkadaşları onu hazineyi kendi başına arasın diye adada bırakarak gitmişlerdir.Καθώς δεν τα κατάφερε, οι σύντροφοί του, τον τιμώρησαν εγκαταλείποντάς τον στο νησί.
Büyük çoğunluğu adadaki beş ulusal parkta olmak üzere sayıları 400 ile 500 arasındadır.Ο άγριος πληθυσμός υπολογίζεται μεταξύ 400 και 500 ατόμων, που απαντώνται κυρίως στα εθνικά πάρκα του νησιού.
Jack adada tekrar takım elbiseli adamı görür ve onun peşine düşer.På øen ser Jack manden i jakkesættet igen, og han jagter ham.
Adada Sawyer Boone'u eşyalarını karıştırırken yakalar.På øen fanger Sawyer Boone i at rode gennem hans ting.
Adada kampta herkes stres altındadır.Ved lejren er alle stressede.
Neredeyse adada yaşayan her aile bir üyesini fırtınaya vermiştir.Næsten alle familier på øen mistede familiemedlemmer under stormen.
Locke ise bu adanın "özel" olduğunu belirterek bu adada gerçekleşen her şeyin bir sebebi olduğunu söyler.Locke siger at øen er "speciel", og at alt der sker på den sker for en årsag.
1949 yılında Japonlar adadan ayrılırken Aynuların çoğunluğu da Hokkaidō'ya yerleştirilmiştir.De fleste ain flyttede til Hokkaido, da japanerne blev bortvist fra øen i 1949 .
Adada, kazadan kurtulanlardan Joanna okyanusta boğulmak üzeredir.Joanna, en af de overlevende, er ved at drukne i havet.
Adada bir havaalanı vardır.På øen findes en flyveplads.
Ayrıca bu adada Akliman feneri bulunmaktadır.På denne ø findes også et fyrtårn.
Akdeniz'de, kayalık bir adada yaşarlar.Ude i havet ligger en klippeø.
Ama neden uçup adadan hâlâ gitmediğini anlamaz.Hun leger med den og forstår ikke, hvorfor den aldrig forlader hende.
Adada tarih öncesi zamana ait insan izleri bulunmuştur.Der er tegn på, at der har været mennesker på øen også i fordums tid.
Adada otomobiller yasaktır.Det er delvis forbudt med biler på øen.
Adada Locke, Charlie'ye saldıran yaban domuzunu yakalar ve Charlie'ye yem olduğu için teşekkür eder.Locke fanger vildsvinet og takker Charlie for at være lokkemad.
Adada daha önce kullanılmış, fakat şimdi kullanılmayan madenler bulunur.Der har tidligere været minedrift på øen, men dette er ophørt.
Onları da alarak adadan ayrılırlar.De flyver væk fra øen.
Adada toplanan verginin ada için harcanması kararlaştırıldı.Dette bliver gjort efter at sysselmanden i øen har givet sin tilladelse.
Adadaki en büyük dini azınlık ise Türk kökenli olan Müslümanlardır.Den vigtigste religiøse minoritet er den muslimske.
Yaklaşık 1700 adadan oluşur.Kommunen består af næsten 1.400 øer.
Avrupa'daki tek çöl bu adadadır.Den eneste restaurant på øen findes der.
Büyük çoğunluğu adadaki beş ulusal parkta olmak üzere sayıları 400 ile 500 arasındadır.De lever næsten alle sammen i én af øens 5 nationalparker.
Bu adada hayat felsefesini ve "Tomb Raider" kişiliğini kazanmaya, keşfetmeye başlar.Det er nok til at forelske sig i Tomb Raider igen."
Prospero onlardan sihir ve adada nasıl yaşabileceğini öğrenmiş; ama her ikisini de kendine bağımlı yapmıştır.Prospero får desuden Ariel til at sprede besætningen ud på hele øen, afskåret fra hinanden.
Adada kilometrekareye 402 kişi düşmektedir.Der er rapporteret 122 dødsfald på øen efter katastrofen.
2004 yılında adada kuluçkaya yatan ilk bayağı deniz papağanı türü bulundu.I 2004 udnævntes den første indianske opsynsmand over parken.
Şimdi adada insan yaşamamaktadır.De lever i dag stadig på øen.
Adada aynı zamanda hiç keşfedilmemiş flora ve fauna mevcuttur.Lige så lidt har en fuldstændig tilintetgørelse af floraen og faunaen nogensinde foregået.
Fakat Araplar adada sadece kısa bir süre kaldılar.Men aboriginer havde længe før været på øen.
Malta takımadaları 3 büyük, 2 küçük adadan oluşur.Sjuøyane består af tre større og fire mindre øer.
Buranın üç adadan oluştuğu bilinmiyordu.Det er usikkert hvornår, øerne blev opdaget.
Çok nadir bulunur ve hatta yalnızca bir adada kalmış olabilir.I Danmark er den temmelig sjælden og kun fra Øerne.
Bu takımada iki büyük ve 124 küçük adadan oluşur.Øygruppen består av to store og 124 mindre øyer.
Adada kampta herkes stres altındadır.Ved leiren er alle sammen stresset.
1982'de adada dağcılık faaliyetleri yasaklanmış, 1986'da ise tüm giriş çıkışlar durdurulmuştur.Samtidig ble all klatring på øya forbudt, og i 1986 ble all ferdsel forbudt.
Adada herhangi bir göl bulunmamaktadır.Det finnes ingen innsjøer på øya.
698 adadan sadece 47'sinde en az bir kişi yaşamaktadır.Av de 698 øyene, er det bare 47 som er bebodd i betydningen at minst èn person har sitt bosted på øya.
Diğerleri onu adadaki çocukları test etmesi için getirmiştir.Storstua ble brukt til skole for ungene på øya.
Locke ise bu adanın "özel" olduğunu belirterek bu adada gerçekleşen her şeyin bir sebebi olduğunu söyler.Til dette svarer Locke at øya er spesiell, og at alt som skjer der skjer av en grunn.
Fransız Polinezyası'nın başkenti Papeete'de bu adada bulunmaktadır.Den viktigste havnen i Fransk Polynesia finnes i hovedstaden Papeete.
Adada Jack tabutun kapağını açar ve içinin boş olduğunu görüp sinirlenir.Jack åpner kisten, bare for å oppdage at den er tom.
Japonya'yı oluşturan dört ana adadan üçünde bulunurlar (Honshu, Shikoku ve Kyushu).Den lever på tre av de fire japanske hovedøyene: Honshu, Shikoku og Kyushu.
1992 yılında adadaki ormanlık arazi miktarı %20'den azdı.I 2004 dekket skogen mindre enn halvparten av arealet i 1990.
Adadaki en yüksek noktanın rakımı 142 metredir.Det høyeste punktet på øya er 142 meter.
Peleliu kuzey doğu hattı boyunca iki adadan oluşmakta ve Palau'nun altı eyaletinden birisidir.Peleliu utgjør, sammen med to små øyer nordøst for den, en av Palaus seksten delstater.
Nüfusu 2001 yılı itibarı ile 7 olarak gösterilmekte; fakat adada kalıcı yerleşim bulunmamaktadır.I følge folketellingen i 2001 har øya 7 innbyggere men det finnes ingen permanente bosetninger på Kornat.
Japonya coğrafî yapısı bakımından 6.852 adadan oluşan bir takımadadır.Japan har 6 852 øyer.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod