Showa döneminde doğmuş bir adamım.I'm a man born in the Showa era.
Yani sonuçta bir adamsın.So you're a man after all.
"Bu adam kim?" "O bir adam değil. Tasarladığım bir robot!""Who's this man?" "That's not a man. It's a robot I thought up!"
Açıkçası, o adamdan hoşlanmıyorum.Frankly, I don't like that man.
Bu adam ölüme mahkûm edilmelidir.That man should be sentenced to death.
Ben yaşlı bir adamı arıyorum.I'm looking for a certain old man.
Asla kör bir adamın kolunu tutmayınız. O sizinkini tutsun.Never take a blind man's arm. Let him take yours.
Herkes onun, o adamla parası için evlendiğini biliyor.Everybody knows she married him for his money.
İşte, hayallerimin adası!There's the island of my dreams!
Yerliler bu nehre adam yiyen nehir diyorlar ve ondan korkuyorlar.The locals call this river the man-eating river and fear it.
Ben bir seferinde bir adamın çıplak ayakla sıcak kömürlerin üzerinde yürümesini gördüm.I once saw a man walk barefoot over hot coals.
Karısına tokat atan adam aşağılıktır.A man who smacks his wife around is contemptible.
Karısına tokat atan adam alçaktır.A man who smacks his wife around is contemptible.
Karısına tokat atan adam adidir.A man who smacks his wife around is contemptible.
O adam kaçırmakla suçlanıyor.He's being accused of kidnapping.
Bu fotoğraftaki adamı tanıyor musun?Do you recognize the man in this photo?
Evin önünde tanımadığım bir adam var.There's a man that I don't know in front of the house.
Evli bir adamın asla unutmaması gereken bir şey onun evlilik yıl dönümüdür.One thing a married man should never forget is his wedding anniversary.
Çay odasına girdiğimde televizyonda güreş maçı izleyen iki genç adam buldum.As I entered the tearoom I found two young men watching a wrestling match on television.
"Kedi? ", yaşlı adam merak etti."Cat?", the old man wondered.
Mary 500 aday arasından seçildi.Mary was chosen amongst 500 applicants.
Tam ben onun benimle evlenmesini istiyorken küstah adam atladı.Just as I was asking her to marry me, an impudent fellow jumped in.
Bu adamların nasıl hayatta kaldıklarını görmek oldukça etkileyiciydi.It was quite fascinating to see how these men were surviving.
O adam senin kız kardeşin ile bir ilişki yaşıyor!That guy is having an affair with your sister!
Kendine hoş bir adam buldun.You found yourself a nice guy.
İyi bir adam buldun.You've found a good man.
Adam zariftir.The man is elegant.
O adam panik halinde.That man is in a panic.
Biletimi kapıdaki adama gösterdim, sonra tiyatroya girdim.I showed my ticket to the man at the door, then entered the theater.
Sen meşgul bir adamsın, bu yüzden programımı seninkine göre ayarlayacağım.You are a busy man, so I will adjust my schedule to yours.
Gördüğün genç adam benim erkek kardeşim.The young man that you saw is my brother.
Yunanistan'da bir sürü ada vardır.There are many islands in Greece.
Yunanistan'da çok sayıda ada vardır.There are many islands in Greece.
Bütün büyük adamlar öldü ve ben kendim çok iyi hissetmiyorum.All great men are dead and I am not feeling too well myself.
Elinde çekiç olan bir adama her şey bir çivi gibi görünür.To a man with a hammer, everything looks like a nail.
Adanın uzak tarafında güzel mavi bir gölcük bulduk.We found a beautiful, blue lagoon on the far side of the island.
Birkaç adam kaç yaşında olduğunu biliyor.Few men know how to be old.
Napolyon, Elba adasında sürgünde yaşadı.Napoleon lived in exile on the island of Elba.
Sahiden mi? Adam, şaka yapıyorsun değil mi?Really?! Man, you're kidding right?
Lütfen adamın konuşmasına izin ver.Please let the man talk.
İki adam birbirini suçladı.The two men accused each other.
Adam soyguncuyu caddeye kovaladı.The man chased the robber into the street.
Adam kadını kovalıyordu.The man is chasing the woman.
Adam parayı almadığını iddia etti.The man claimed he didn't take the money.
Adam parayı aldığını inkar etti.The man denied that he took the money.
Cüzdanını alan adamı tarif edebilir misin?Can you describe the man who took your wallet?
Yaşlı adam kalbi için güçlü ilaçlar alıyor.The elderly man takes strong drugs for his heart.
Polis, adamın suçu işlediğine dair kanıt buldu.The police found evidence that the man committed the crime.
Bilim adamları deneyleri üzerinde çalıştı.The scientists worked on their experiment.
Donald Trump ünlü bir iş adamıdır.Donald Trump is a famous business person.
Onlar Yunanistan kıyılarında küçük bir adada yaşıyorlar.They live on a small island off the coast of Greece.
Tropik bir adada tatil yapmak istiyorum.I want to take a vacation on a tropical island.
Bu, Karayip Denizinde bir adadır.This is an island in the Caribbean Sea.
Martin Luther King hayatını adalet arayarak geçirdi.Martin Luther King spent his life seeking justice.
Adalet mahkeme salonunda bulunur.Justice is found in a courtroom.
Çılgın silahlı adam beni öldürmekle tehdit etti.The crazy gunman threatened to kill me.
İş adamı "Tanıştığımıza memnun oldum" dedi."Nice to meet you," said the businessman.
Adam üzücü haberi aldıktan sonra yas tutuyor.The man is mourning after receiving sad news.
Adam bir soru sormak için elini kaldırdı.The man raised his hand to ask a question.
Bilim adamı tıbbi araştırma yapıyor.The scientist is conducting medical research.