ad ile cümle
ad kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Evet, benim adım Karen Smith.Yes, my name is Karen Smith.
Sizin sınıfta Percy adında biri var mı?Is there a Percy in your class?
Kendini adama.Don't commit yourself.
Ne cimri bir adam!What a mean fellow!
Ne kaba bir adam!What a rude man!
Ne terbiyesiz bir adam!What a nasty man he is!
Napolyon 1814'te Elba adasına sürgün edildi.Napoleon was banished to Elba in 1814.
En zengin adam gerçek aşkı satın alamaz.The richest man cannot buy true love.
Tom'dan başka hiç kimse onun adresini bilmez.No one knows his address but Tom.
Tom uzun adama kuşkuyla baktı.Tom looked at the tall man suspiciously.
Tom bir iş adamı olmak için uygundur.Tom is fitted to become a businessman.
Hiç Tom adında bir şair duydun mu?Have you ever heard of a poet by the name of Tom?
Tommy sevimli bir adam.Tommy is a nice man.
Thomas'a babasının adı verildi.Thomas was named after his father.
Her öğrenciye kendi adı ve doğum yeri soruldu.Every student was asked his or her name and birthplace.
Tony adını bir ağacın üstüne bıçakla kazıdı.Tony carved his name on a tree with a knife.
Böyle bir adama yardım etmeye kalkışmam.I cannot bring myself to help such a man.
Bu arada, adresiniz nedir?By the way, what is your address?
Ben sadece başka bir adamım.I'm just another man.
Lütfen adresini bana söyle.Please tell me your address.
Lütfen buraya isminizi, adresinizi ve telefon numaranızı yazınız.Please write down your name, address, and phone number here.
Lütfen adını buraya yaz.Please write down your name here.
Ne yaparsam yapayım onun adresini hatırlayamıyorum.I can't for the life of me remember her address.
Adı bir türlü aklıma gelmiyordu.I could not remember his name for the life of me.
İnan olsun, adı aklıma gelmedi.I could not remember his name for the life of me.
Başım hakkı için onun adını hatırlayamadım.For the life of me, I couldn't remember his name.
Lütfen beni bu tür kötü adamlardan koru.Please defend me from such bad men.
Almanya birçok bilim adamı yetiştirdi.Germany produced many scientists.
Kapı uzun boylu bir adam tarafından açıldı.The door was opened by a tall man.
Kapının arkasından bir adam çıktı.A man appeared from behind the door.
Kapıda bir adam var.There is a man at the door.
Kapıda bekleyen adam, ünlü bir şarkıcıdır.The man standing by the door is a famous singer.
Sofra adabını bilmiyorsam gerçekten önemli değil.If I don't know the table manners, it doesn't really matter.
Masanın diğer ucunda oturan adam kim?Who is the man sitting at the other end of the table?
Masanın diğer tarafındaki adam kim?Who is the man at the other side of the table?
Ağır ol, genç adam. İznin olmadan buraya giremezsin.Hold your horses, young man. You can't enter here unless you have a pass.
Sakin ol, genç adam.Hold your horses, young man.
Tüm insanlar arkadaş olabilir, dilleri ve adetleri farklı olsa bile.All people can become friends, even if their languages and customs are different.
Onlar adeta farklılar.They are merely different.
Birçok çocuk onun adını bilir.Most boys know his name.
Çoğu genç onun adını bilir.Most boys know his name.
Yaşlı bir adamla tanıştıklarında çok uzaklaşmamışlardı.They had not gone very far when they met an old man.
Biz "Türlerin Kökeni" ile Darwin'in adını bağdaştırırız.We associate the name of Darwin with The Origin of Species.
Böyle bir adamla evleneceğime, ölürüm daha iyi.I might as well die as marry such a man.
O tasarımcının adını tam olarak anlamadım.I didn't quite catch the name of that designer.
Eğer o tür şeyler yaparsan, onun için adil değil.If you do that kind of thing, it's not fair to her.
Bu adil değil.This isn't fair.
Onun üzerinde adım var.It has my name on it.
Sonra yaşlı adama aynı dilde merhaba dedi.Then he said hello to the old man in the same language.
Yaşlı adamın bir gözü kördür.The old man is blind in one eye.
Yaşlı adam yoksullara çok miktarda para katkısında bulundu.The old man contributed a large sum of money to the poor.
Yaşlı adam üzgün görünüyor.The old man looks sad.
Yaşlı adam ona küçük bir bebek verdi.The old man gave her a small doll.
Yaşlı adam emekli maaşı ile geçiniyor.The old man lives on his pension.
Yaşlı adam tek başına yaşadı.The old man lived by himself.
Yaşlı adam yolu dikkatlice yürüyerek geçti.The old man walked across the road carefully.
Yaşlı adam yere düştü.The old man fell down on the ground.
Yaşlı adam büyük bir balık yakaladı.The old man caught a big fish.
Yaşlı adama torunu tarafından eşlik edildi.The old man was accompanied by his grandchild.
Yaşlı adam geçen hafta öldü.The old man died last week.