ad ile cümle

ad kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Onların erkek çocuğunun adı John.Their son's name is John.
Onların çocuklarına Edward adı verildi.Their boy was named Edward.
Uzay gemisine "Discovery" adını koydular.They named the spaceship "Discovery."
Köpeğe Shiro adını koydular.They named the dog Shiro.
Gemiye Mayflower adını verdiler.They named the ship the Mayflower.
Köye New Amsterdam adını verdiler.They called the village New Amsterdam.
Adamın bütün eşyalarını soydular.They robbed the man of all his belongings.
Adamı toplum için bir tehlike olarak gördüler.They regarded the man as a danger to society.
Onlar hasta adamı hastaneye götürmede hiç zaman kaybetmedi.They lost no time in getting the sick man to a hospital.
Yurt dışında yaşamaya kolayca adapte oldular.They easily adapted to living abroad.
Onlar çocuklarına Thomas adını verdiler.They named their child Thomas.
Onlar bana adımın ne olduğunu, nereli olduğumu ve neden geldiğimi sordu.They asked me what my name was, where I came from, and why I had come.
Onlar benim adımı bilmiyorlar.They don't know my name.
Onlar köpeklerine Lucky adını verdiler.They named their dog Lucky.
Amcasının anısına bebeğe Graham adını koydular.They named the baby Graham after their uncle.
Onlar bebeğe Jane adını verdiler.They named their baby Jane.
Onlar bebeklerine Jane adını verdiler.They named their baby Jane.
Onlar oğullarına John adını verdiler.They named their son John.
Onlar düşmanla adil bir savaşla savaştı.They fought a fair battle with the enemy.
Onlar onun adını listeye girdiler.They entered his name on the list.
Onlar ıssız bir adayı araştıracaklar.They will survey the desert island.
Onlar kızlarına Helen adını verdiler.They named their daughter Helen.
Eğer ona adil bir şekilde davranırsan, o sana adil olacaktır.If you treat him fairly, he will be fair with you.
Onun gidebilmesi ve benim gidememem adil değil.It's not fair that she can go and I can't.
Adresimi unutmuş olamaz.She cannot have forgotten my address.
O, onun seçmesini umduğun bir adamla evlendi.She married to the kind of man you would expect her to pick.
Onun Mary adında bir kızı var.She has a daughter whose name is Mary.
Onun adına toplantıya katıldım.I attended the meeting on her behalf.
Onun adına toplantıya kim katılacak?Who will attend the meeting on her behalf?
Ona yetişmek için adımlarımı hızlandırdım.I quickened my steps to catch up with her.
Bana onun adresini verir misin?Will you give me her address?
Onun adresini bilseydim ona yazardım.If I had known her address, I would have written to her.
Onu adresini biliyorum.I know her address.
Onun adresini ona bildirme.Don't let him know her address.
Babası hayatını bilime adadı.Her father devoted his life to science.
Onun adı Lucifera.Her name is Lucifera.
Ben ona adıyla biliyorum.I know her by name.
Onun adı yanlış hecelendi.Her name was spelled wrong.
Onun adı herkes tarafından bilinir.Her name is known to everyone.
Onun adını bilmek istiyorum.I would like to know her name.
Bütün enerjimi İspanyolca eğitimine adadım.She devoted all her energy to studying Spanish.
Kendini hasta annesine adadı.She devoted herself to her sick mother.
O, en iyi yardımcı kadın oyuncu dalında Oscar adaylığını kazandı.She won an Oscar nomination for best supporting actress.
Kendini Afrika'da ki misyon çalışmasına adadı.She devoted herself to mission work in Africa.
O, zengin bir adamla nişanlıdır.She is engaged to a rich man.
Adını mürekkeple yazması istenildi.She was asked to write her name in ink.
O, Amy adına gider.She goes by the name of Amy.
Elizabeth'e halasının adı verildi.She was named Elizabeth after her aunt.
O, zengin bir adamla evlendi.She married a rich man.
Dün o, uzun bir adam gördü.She saw a tall man yesterday.
Yaşamını çalışmaya adadı.She consecrated her life to the work.
O, genç adamı aklından çıkarmaya çalıştı ama bu olanaksızdı.She tried to put the young man out of her mind, but it was impossible.
Genç adama utanarak baktı.She glanced shyly at the young man.
O, adamla evlenmedi.She did not marry the man.
Yaşlı adamla evlenmek zorunda bırakıldı.She was obliged to marry the old man.
O, yaşlı adama bakmalı.She must care for the old man.
Tesadüfen adresini biliyordu.She happened to know his address.
O, gönüllü faaliyetine kendini adamış.She devoted herself to the volunteer activity.
Ona Mary adı konuldu.She was baptized Mary.
O, on bin adaydan seçildi.She was chosen from ten thousand applicants.

İlgili Sayfalar