ad ile cümle

ad kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Böyle bir adamla tartışılmayacağını bilecek kadar akıllı olmalısın.He ought to know better than to quarrel with such a fellow.
O, iyi bir adamdır.He is a good fellow.
Onun iyi bir adam olduğuna inanıyorum.I believe he is a nice guy.
O zor geçinen bir adam.He is a man hard to get on with.
O, her zaman kendini müziğe adadı.He has always devoted himself to music.
Kız kardeşini o adam hakkında uyardı.He warned his sister about that man.
O sıkıcı bir adam.He is an unpleasant fellow.
O, sözde kendini yetiştirmiş bir adam.He is what is called a self-made man.
Bir bilim adamı dediğimiz odur.He is what we call a scholar.
Çok fazla konuşmasının dışında, iyi bir adam.He is a nice man, except that he talks too much.
Hayatını şirketine adadı.He devoted his life to his company.
O Kenchan adıyla gidiyor.He goes by the name of Kenchan.
O son zamanlarda kendini çalışmalarına adadı.He has devoted himself to his studies recently.
Biz, onun bu iş için doğru adam olduğunu keşfettik.We've found him to be the right man for the job.
O, dünyadaki en zengin adam.He is the richest man on earth.
O dünyadaki en mutlu adam.He is the happiest man on earth.
İnsanlar onun bu şehirde en zengin adam olduğunu söylüyorlar.People say that he is the richest man in this town.
Onun adı kasabadaki herkes tarafından bilinmektedir.His name is known to everyone in the town.
O, gazetecilikte büyük bir adamdır.He is a big man in journalism.
O, adı Jack olan arkadaşımdır.He is my friend whose name is Jack.
O, Johnny adıyla kaçtı.He went by the name of Johnny.
Engin bilgi sahibi bir adam o; diğer bir ifadeyle ayaklı sözlük gibi.He is a man of great knowledge, that is to say, a walking dictionary.
Onun adı lekelendi.His name is mud.
O, kibar genç bir adamla tanıştı.He met a nice young man.
Seçkin bilim adamları arasında huzursuz hissetti.He felt ill at ease among prominent scholars.
İş için görüştüğüm ilk adamdı.He was the first man I interviewed for the job.
O, iş için uygun adamdır.He is the right man for the job.
Görev için en güçlü adaydı.He was the strongest candidate for the position.
O adamı çalmakla suçladı.He accused the man of stealing.
O, adamın ona yardım etmesini rica etti.He asked the man to help him.
O, adamı tanımadığını söyledi, bu bir yalandı.He said he did not know the man, which was a lie.
Adamı örnek bir beyefendi olarak tanımladı.He described the man as a model gentleman.
Adaya yüzmeyi zor buldu.He found it difficult to swim to the island.
Issız adayı keşfetmeyi umuyor.He hopes to explore the uninhabited island.
O sağlam genç bir adam.He is a robust young man.
O, benim adresimi hatırlayamadı.He couldn't remember my address.
O, tatsız yaşlı bir adamdı.He was a disagreeable old man.
O, çok tehlikeli bir adam.He is very a dangerous man.
O çok mütevazı bir adam.He is a very modest man.
O büyük yeteneği olan bir adamdır.He is a man of great ability.
O çok önemli bir adam.He is a man of great importance.
O öylesine uzun boylu bir adamdır ki tavana erişebilir.He is such a tall man that he can reach the ceiling.
O kıvrak zekalı bir adam.He is a quick-witted man.
O oldukça büyük bir adam.He is a pretty great guy.
O ne nahoş bir adam!What a disagreeable fellow he is!
Onlar kedilerine Tom ve Jerry adını verdiler.They named their cats Tom and Jerry.
Kedilerine Tom ve Jerry adını verdiler.They named their cats Tom and Jerry.
Deftere adını yazdı.He wrote down her name in the notebook.
İlk defa onun adından bahsetti.He mentioned her name for the first time.
O, yakışıklı bir genç adamdır.He is a handsome young man.
O, büyük bir aceleyle yol boyunca uzun adımlarla yürüdü.He strode along the road in a great hurry.
Kendini gönüllü çalışmaya adadı.He devoted himself to the volunteer activity.
O oldukça akıllı bir adamdır.He is quite a clever man.
Sanki yaşlı bir adammış gibi konuşur.He talks as if he were an old man.
O şüphesiz köydeki en yaşlı adamdır.He is unquestionably the oldest man in the village.
O, sözünün adamıdır.He is a man of his word.
O, yakışıklı genç bir adam oldu.He became a handsome young man.
O, Küçük John adında büyük bir adamdı.He was a big man called Little John.
O, rüşvet alacak bir adam değildir.He isn't a man to take a bribe.
Zavallı adama yardımcı olmak için zahmete girdi.He took the trouble to assist the poor man.

İlgili Sayfalar