Ana içeriğe geç
Sözlük

adıl ile cümle

adıl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu tür bir barış, taraflar arasında imzalanacak adil bir anlaşma sayesinde gerçekleşeceğinden,Verständnis, dass solch ein Frieden durch eine gerechte Vereinbarung zwischen den Parteien kommen muss,
Bu tür bir barış, taraflar arasında imzalanacak adil bir anlaşma sayesinde gerçekleşeceğinden,فهم أن مثل هذا السلام يجب أن يأتي من خلال اتفاق عادل بين الطرفين،
Bu tür bir barış, taraflar arasında imzalanacak adil bir anlaşma sayesinde gerçekleşeceğinden,その旅に向かう心づもりのある すべての者に 米国は付き添っていきます
Bu yüzden öncelikle, insanların adilce oynamalarını sağlamalıyız.Menschen, die auf einer fairen Basis, That\'92s Nummer eins spielen. \
Çaktım! Hiç adil değil.Именно я!
Çok adilâne."De är väldigt rättvisa."
Çok adilâne."Eles são muito justos."
Çok adilâne."Elles sont très équitables. "
Çok adilâne."Je to velmi fér."
Çok adilâne."Mereka sangat adil."
Çok adilâne."Ne ovat oikein reiluja."
Çok adilâne."Ők nagyon korrektek."
Çok adilâne."Sie sind sehr fair."
Çok adilâne."Son bastante justos".
Çok adilâne."Sono molto eque."
Çok adilâne."Sunt foarte cinstite."
Çok adilâne."Ze zijn erg redelijk."
Çok adilâne."Είναι πολύ δίκαιες."
Çok adilâne."Много са справедливи."
Çok adilâne."Они очень честные".
Çok minnettarız." Ve düşündüm ki, evet adil.Et j'ai pensé, c'est juste.
Cunku birisine sert davran?yorsan?z, kotu oldugunuzu dusunursunuz, ama bu adil olmakla kar?st?r?lmamal?.Protože, si vždycky myslíš, že je špatné být k někomu tvrdý, to ale nemůžeš zaměňovat s tím, být fair.
Çünkü bunun anlamı insanlara uygun şekilde, adilane ve mutlak şekilde ödeme yapmak.Bởi vì điều này có nghĩa là mọi người được trả lương một cách công bằng và sòng phẳng, một cách tuyệt đối.
Çünkü bunun anlamı insanlara uygun şekilde, adilane ve mutlak şekilde ödeme yapmak.Fiindcă ceea ce înseamnă este să plăteşti oamenii în mod adecvat şi drept, desigur.
Çünkü bunun anlamı insanlara uygun şekilde, adilane ve mutlak şekilde ödeme yapmak.Het betekent dat je mensen naar behoren betaalt, en fair, absoluut.
Çünkü bunun anlamı insanlara uygun şekilde, adilane ve mutlak şekilde ödeme yapmak.Karena artinya adalah menggaji orang secara layak dan adil, tentunya.
Çünkü bunun anlamı insanlara uygun şekilde, adilane ve mutlak şekilde ödeme yapmak.사람에게 적당히, 꽤, 혹은 절대적으로 보상하게 되는 것이기 때문에
Çünkü bunun anlamı insanlara uygun şekilde, adilane ve mutlak şekilde ödeme yapmak.Mert eszerint az embereket kellően megfizetik, méghozzá teljesen tisztességesen.
Çünkü bunun anlamı insanlara uygun şekilde, adilane ve mutlak şekilde ödeme yapmak.Parce que ça implique de payer les gens adéquatement et équitablement, absolument.
Çünkü bunun anlamı insanlara uygun şekilde, adilane ve mutlak şekilde ödeme yapmak.Perché bisogna retribuire le persone in maniera adeguata e corretta, senza dubbio.
Çünkü bunun anlamı insanlara uygun şekilde, adilane ve mutlak şekilde ödeme yapmak.Porque o que isto significa é que pagar às pessoas adequada e justamente, está certíssimo.
Çünkü bunun anlamı insanlara uygun şekilde, adilane ve mutlak şekilde ödeme yapmak.Pues lo que significa es pagar a la gente de forma adecuada y justa, por supuesto.
Çünkü bunun anlamı insanlara uygun şekilde, adilane ve mutlak şekilde ödeme yapmak.Se tarkoittaa, että ihmisille maksetaan riittävästi ja reilusti, absoluuttisesti.
Çünkü bunun anlamı insanlara uygun şekilde, adilane ve mutlak şekilde ödeme yapmak.Znamená to toľko, že ľudia musia mať riadne zaplatené, to bez pochyby.
Çünkü bunun anlamı insanlara uygun şekilde, adilane ve mutlak şekilde ödeme yapmak.Znamená to, že lidé musí mít řádně zaplaceno, to bez pochyby.
Çünkü bunun anlamı insanlara uygun şekilde, adilane ve mutlak şekilde ödeme yapmak.Διότι σημαίνει να πληρώνουμε τους εργαζόμενους επαρκώς και δίκαια, απολύτως.
Çünkü bunun anlamı insanlara uygun şekilde, adilane ve mutlak şekilde ödeme yapmak.Защото това, което означава, е да се заплаща на хората адекватно и абсолютно честно.
Çünkü bunun anlamı insanlara uygun şekilde, adilane ve mutlak şekilde ödeme yapmak.Идея в том, что во-первых, зарплата должна быть адекватной и справедливой, это без всяких сомнений.
Çünkü bunun anlamı insanlara uygun şekilde, adilane ve mutlak şekilde ödeme yapmak.Так от, ідея в тому, щоб оплата праці була адекватною, і справедливою в повному обсязі.
Çünkü bunun anlamı insanlara uygun şekilde, adilane ve mutlak şekilde ödeme yapmak.מכיוון שפירושו של דבר הוא לשלם לאנשים במידה מספקת והוגנת לגמרי.
Çünkü bunun anlamı insanlara uygun şekilde, adilane ve mutlak şekilde ödeme yapmak.لأن ما تعنيه هو أن يعطى الناس ما يكفي وباعتدال، نعم.
Çünkü bunun anlamı insanlara uygun şekilde, adilane ve mutlak şekilde ödeme yapmak.間違いなく 支払い お金の問題はそれ以上考えさせないことにします
Çünkü hakkımı, davamı sen savundun, Adil yargıç olarak tahta oturdun.(9:5) Car tu soutiens mon droit et ma cause, Tu sièges sur ton trône en juste juge.
Çünkü hakkımı, davamı sen savundun, Adil yargıç olarak tahta oturdun.(9:5) ибо Ты производил мой суд и мою тяжбу; Ты воссел на престоле,Судия праведный.
Çünkü hakkımı, davamı sen savundun, Adil yargıç olarak tahta oturdun.căci Tu îmi sprijineşti dreptatea şi pricina mea, şi stai pe scaunul Tău de domnie ca un judecător drept.
Çünkü hakkımı, davamı sen savundun, Adil yargıç olarak tahta oturdun.Denn du führest mein Recht und meine Sache aus; du sitzest auf dem Stuhl, ein rechter Richter.
Çünkü hakkımı, davamı sen savundun, Adil yargıç olarak tahta oturdun.fordi mine fiender viker tilbake, faller og omkommer for ditt åsyn.
Çünkü hakkımı, davamı sen savundun, Adil yargıç olarak tahta oturdun.Hogy az én ellenségeim meghátráltak, elbuktak és elvesztek a te orczád elõtt;
Çünkü hakkımı, davamı sen savundun, Adil yargıç olarak tahta oturdun.In Uw nabijheid zullen al mijn vijanden neervallen en omkomen.
Çünkü hakkımı, davamı sen savundun, Adil yargıç olarak tahta oturdun.주께서 나의 의와 송사를 변호하셨으며 보좌에 앉으사 의롭게 심판하셨나이다
Çünkü hakkımı, davamı sen savundun, Adil yargıç olarak tahta oturdun.Lebo moji nepriatelia sa obrátili nazad, klesli a zahynuli od tvojej tvári,
Çünkü hakkımı, davamı sen savundun, Adil yargıç olarak tahta oturdun.Mentre i miei nemici retrocedono, davanti a te inciampano e periscono
Çünkü hakkımı, davamı sen savundun, Adil yargıç olarak tahta oturdun.Porque has defendido mi juicio y mi causa; te has sentado en el trono del Juez de justicia
Çünkü hakkımı, davamı sen savundun, Adil yargıç olarak tahta oturdun.Proto že nepřátelé moji jsou nazpět obráceni, že klesli, a zahynuli od tváři tvé.
Çünkü hakkımı, davamı sen savundun, Adil yargıç olarak tahta oturdun.Sebab Engkau memerintah sebagai hakim yang adil; Engkau telah membela perkaraku
Çünkü hakkımı, davamı sen savundun, Adil yargıç olarak tahta oturdun.Sillä minun viholliseni peräytyivät, kaatuivat maahan ja hukkuivat sinun kasvojesi edessä.
Çünkü hakkımı, davamı sen savundun, Adil yargıç olarak tahta oturdun.Sustentaste o meu direito e a minha causa; tu te assentaste no tribunal, julgando justamente.
Çünkü hakkımı, davamı sen savundun, Adil yargıç olarak tahta oturdun.Thi du hævded min Ret og min Sag, du sad på Tronen som Retfærds Dommer.
Çünkü hakkımı, davamı sen savundun, Adil yargıç olarak tahta oturdun.Ty mina fiender vika tillbaka, de falla och förgås för ditt ansikte.
Çünkü hakkımı, davamı sen savundun, Adil yargıç olarak tahta oturdun.Vì Chúa binh vực quyền lợi và duyên cớ tôi; Chúa ngồi tòa mà đoán xét công bình.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod