Çocuklar aceleyle gelip "Tüm bunlar nedir?" dediler.Anak-anak datang dan berkata, "Apa ini?"
Çocuklar aceleyle gelip "Tüm bunlar nedir?" dediler.As crianças vieram a correr e perguntaram: "O que é tudo isto?"
Çocuklar aceleyle gelip "Tüm bunlar nedir?" dediler.Copiii au venit în grabă și au zis: "Ce-i asta?"
Çocuklar aceleyle gelip "Tüm bunlar nedir?" dediler.Đám trẻ tụ tập đến và hỏi: "Đây là gì vậy?"
Çocuklar aceleyle gelip "Tüm bunlar nedir?" dediler.De kinderen stormden erop af en zeiden: "Wat is dit allemaal?"
Çocuklar aceleyle gelip "Tüm bunlar nedir?" dediler.Deti prišli a rozrušene hovorili: "Čo to má byť?"
Çocuklar aceleyle gelip "Tüm bunlar nedir?" dediler.Děti se přihnaly a ptaly se: "Co je to?"
Çocuklar aceleyle gelip "Tüm bunlar nedir?" dediler.Die Kinder kamen angerannt, fragten: "Was ist das alles?"
Çocuklar aceleyle gelip "Tüm bunlar nedir?" dediler.Dzieci przybiegły pytając: "Co to jest?"
Çocuklar aceleyle gelip "Tüm bunlar nedir?" dediler.I bambini sono accorsi in fretta e mi hanno chiesto "Cos'è tutto questo?"
Çocuklar aceleyle gelip "Tüm bunlar nedir?" dediler.아이들이 달려와서 물었어요. "이게 다 뭐에요?"
Çocuklar aceleyle gelip "Tüm bunlar nedir?" dediler.la mayoría de los cuales yo no entendía. Los niños llegaron corriendo, dijeron: "¿qué es todo esto?"
Çocuklar aceleyle gelip "Tüm bunlar nedir?" dediler.Lapset tulivat juosten ja sanoivat, "Mitä tämä on?"
Çocuklar aceleyle gelip "Tüm bunlar nedir?" dediler.Les enfants ont tout de suite demandé : "Qu'est-ce que c'est tout ça ?"
Çocuklar aceleyle gelip "Tüm bunlar nedir?" dediler.Τα παιδιά ήρθαν τρέχοντας και είπαν: "Τι είναι αυτό;"
Çocuklar aceleyle gelip "Tüm bunlar nedir?" dediler.Децата се втурнаха към него, интересувайки се какво е това.
Çocuklar aceleyle gelip "Tüm bunlar nedir?" dediler.Прибежали дети и спросили: "Что это?"
Çocuklar aceleyle gelip "Tüm bunlar nedir?" dediler.Прибігли діти і запитали: "Що це таке?"
Çocuklar aceleyle gelip "Tüm bunlar nedir?" dediler.והילדים באו בריצה, ואמרו - "מה זה?"
Çocuklar aceleyle gelip "Tüm bunlar nedir?" dediler.أتى الاطفال مسرعون "ما كل هذا؟" سألوا
Çocuklar aceleyle gelip "Tüm bunlar nedir?" dediler.「大事な面白い内容だよ でも全部英語なんだ」
Doğrusu ben her modeli biraz aceleyle hemencecik yaparım bu yüzden sanırım gerçekten özür dilemem gerekir.Eu fac fiecare model pe loc, chiar ar trebui să-mi cer scuze.
Doğrusu ben her modeli biraz aceleyle hemencecik yaparım bu yüzden sanırım gerçekten özür dilemem gerekir.Eu faço cada exemplo na hora, então acho que eu realmente deva pedir desculpas.
Doğrusu ben her modeli biraz aceleyle hemencecik yaparım bu yüzden sanırım gerçekten özür dilemem gerekir.Faccio ogni modello al volo quindi penso davvero di dovermi scusare.
Doğrusu ben her modeli biraz aceleyle hemencecik yaparım bu yüzden sanırım gerçekten özür dilemem gerekir.Je fais chaque modèle à la volée donc je suppose que je devrais vraiment m'excuser.
Doğrusu ben her modeli biraz aceleyle hemencecik yaparım bu yüzden sanırım gerçekten özür dilemem gerekir.Każdy przykład robię w locie więc przypuszczam, że naprawdę powinienem przeprosić.
Doğrusu ben her modeli biraz aceleyle hemencecik yaparım bu yüzden sanırım gerçekten özür dilemem gerekir.아 사실 항상 대강 빨리하니까 정말 사과해야겠네요
Doğrusu ben her modeli biraz aceleyle hemencecik yaparım bu yüzden sanırım gerçekten özür dilemem gerekir.Todos los modelos los hago espontaneamente asi que siempre debería disculparme.
Doğrusu ben her modeli biraz aceleyle hemencecik yaparım bu yüzden sanırım gerçekten özür dilemem gerekir.Βασικά, κάνω κάθε ενότητα στα γρήγορα οπότε πιστευώ πως πρέπει πραγματικά να σας ζητήσω συγνώμη.
Doğrusu ben her modeli biraz aceleyle hemencecik yaparım bu yüzden sanırım gerçekten özür dilemem gerekir.Правя всеки модул в движение, така че предполагам, че наистина трябва да се извиня.
Doğrusu ben her modeli biraz aceleyle hemencecik yaparım bu yüzden sanırım gerçekten özür dilemem gerekir.اقوم بعمل كل عرض بسرعة لذا اعتقد ان علي ان اعتذر
Doğrusu ben her modeli biraz aceleyle hemencecik yaparım bu yüzden sanırım gerçekten özür dilemem gerekir.この表は何か調子悪くて、ごめんなさいね。 けど実際にあなたはこれでやらないので、謝る必要はないかもしれません(笑)。
Elbette? " Evet, 'Alice sık sık onları gördüm' dedi. dinn "diye aceleyle kendini kontrol etti.Cursul '? "Da", a spus Alice, "am văzut de multe ori le la dinn - "ea însăşi verificate în grabă.
Elbette? " Evet, 'Alice sık sık onları gördüm' dedi. dinn "diye aceleyle kendini kontrol etti.코스? ','예 '앨리스 내가 자주에 그들을 본 적이'있다 dinn가 - '그녀는 급하게 자신을 확인.
Elbette? " Evet, 'Alice sık sık onları gördüm' dedi. dinn "diye aceleyle kendini kontrol etti.dinn - "彼女は急いで自分自身をチェック。 "Dinnのかもしれないどこに私は知らない、"とにせウミガメ、"しかしユーザーはそれらを見たことがある
Elbette? " Evet, 'Alice sık sık onları gördüm' dedi. dinn "diye aceleyle kendini kontrol etti.'Ja,' sagde Alice, "Jeg har tit set dem på dinn - 'hun markeret sig hastigt.
Elbette? " Evet, 'Alice sık sık onları gördüm' dedi. dinn "diye aceleyle kendini kontrol etti.'Ja,' zei Alice, 'Ik heb ze vaak gezien op dinn - 'zij hield zich haastig.
Elbette? " Evet, 'Alice sık sık onları gördüm' dedi. dinn "diye aceleyle kendini kontrol etti.Kurs? " Ja, "sagte Alice," ich habe sie oft gesehen, bei dinn - "sie hielt schnell.
Elbette? " Evet, 'Alice sık sık onları gördüm' dedi. dinn "diye aceleyle kendini kontrol etti.Persze? "Igen," mondta Alice, "Én már sokszor láttam őket dinn - "Megnézte magát sietve.
Elbette? " Evet, 'Alice sık sık onları gördüm' dedi. dinn "diye aceleyle kendini kontrol etti.Samozřejmě? " Ano, "řekla Alenka," Často jsem viděl je na dinn - "Podívala se rychle.
Elbette? " Evet, 'Alice sık sık onları gördüm' dedi. dinn "diye aceleyle kendini kontrol etti.Seveda? " Ja, "je dejal Alice," sem jih pogosto videti na dinn - "sama preveriti naglici.
Elbette? " Evet, 'Alice sık sık onları gördüm' dedi. dinn "diye aceleyle kendini kontrol etti.Tất nhiên? "Có," Alice, "Tôi đã thường nhìn thấy chúng tại dinn - "cô kiểm tra mình vội vã.
Elbette? " Evet, 'Alice sık sık onları gördüm' dedi. dinn "diye aceleyle kendini kontrol etti."Ya," kata Alice, "Saya sering melihat mereka di Dinn - 'dia memeriksa dirinya buru-buru.
Elbette? " Evet, 'Alice sık sık onları gördüm' dedi. dinn "diye aceleyle kendini kontrol etti.Φυσικά; "Ναι", είπε η Αλίκη, "Έχω δει συχνά σε dinn - "η ίδια ελέγχεται βιαστικά.
Elbette? " Evet, 'Alice sık sık onları gördüm' dedi. dinn "diye aceleyle kendini kontrol etti."Да, - каза Алис," Често съм ги виждал dinn - "тя се проверява набързо.
Elbette? " Evet, 'Alice sık sık onları gördüm' dedi. dinn "diye aceleyle kendini kontrol etti.כמובן? " כן, "אמרה אליס," ראיתי אותם לעיתים קרובות dinn - "היא בדקה את עצמה במהירות.
Elbette? " Evet, 'Alice sık sık onları gördüm' dedi. dinn "diye aceleyle kendini kontrol etti.طبعا؟ " نعم ، 'قال اليس ،" لقد رأيت في كثير من الأحيان في dinn -- 'فحص نفسها على عجل.
Fare bu soruyu fark, ama aceleyle devam etti, "tavsiye bulundu.마우스가이 질문을 스럽긴하지만 황급히에 들어간 게 아니라 ' "- 그것은 권할만한 발견
Fare bu soruyu fark, ama aceleyle devam etti, "tavsiye bulundu.עכבר לא שם לב שאלה זו, אך מיהר המשיך, "- מצאתי את זה רצוי
Fare bu soruyu fark, ama aceleyle devam etti, "tavsiye bulundu.الماوس لم يلاحظوا هذا السؤال ، بل ذهب على عجل ، '" -- وجدت أنه من المستحسن
Fare bu soruyu fark, ama aceleyle devam etti, "tavsiye bulundu.エドガーがウィリアムに会い、彼に王冠を提供するために皇子と行く。
Finansmanı yöneten AB görevlisi boyanmış olan binaya aceleyle geldi.A támogatásért felelős francia EU hivatalnok rohant, hogy leállítsa a festést.
Finansmanı yöneten AB görevlisi boyanmış olan binaya aceleyle geldi.Chính quyền Liên hiệp châu Âu của Pháp đảm nhiệm cho quỹ này vội vàng tới cấm tòa nhà này.
Finansmanı yöneten AB görevlisi boyanmış olan binaya aceleyle geldi.El oficial francés de la UE a cargo del financiamiento se apresuró a bloquear la pintura.
Finansmanı yöneten AB görevlisi boyanmış olan binaya aceleyle geldi.환경 개선 사업에 투자했던 프랑스 출신의 EU 관리는 건물 외관에 색칠하는 일을 금지했습니다.
Finansmanı yöneten AB görevlisi boyanmış olan binaya aceleyle geldi.Francuski przedstawiciel UE odpowiedzialny za fundusze natychmiast postanowił zablokować malowanie.
Finansmanı yöneten AB görevlisi boyanmış olan binaya aceleyle geldi.Francúzsky predstaviteľ EÚ, zodpovedný za financovanie, sa ponáhľal maľbu zastaviť.
Finansmanı yöneten AB görevlisi boyanmış olan binaya aceleyle geldi.Le fonctionnaire français de l'U.E. responsable du financement a accouru pour stopper les travaux de peinture.
Finansmanı yöneten AB görevlisi boyanmış olan binaya aceleyle geldi.L'ufficiale dell'UE incaricato del finanziamento corse per bloccare il dipinto.
Finansmanı yöneten AB görevlisi boyanmış olan binaya aceleyle geldi.O funcionário francês da U.E. responsável pelo financiamento apressou-se para impedir a pintura.