Kralın huzurundan ayrılmak için acele etme. Kötülüğe bulaşma. Çünkü o dilediği her şeyi yapar.Не бързай да излезеш от присъствието му; Не постоянствай в лоша работа; Защото върши всичко, каквото иска,
Kralın huzurundan ayrılmak için acele etme. Kötülüğe bulaşma. Çünkü o dilediği her şeyi yapar.Не спеши уходить от лица его, и не упорствуй в худом деле; потому что он, что захочет, все может сделать.
Kralın huzurundan ayrılmak için acele etme. Kötülüğe bulaşma. Çünkü o dilediği her şeyi yapar.אל תבהל מפניו תלך אל תעמד בדבר רע כי כל אשר יחפץ יעשה׃
Kralın huzurundan ayrılmak için acele etme. Kötülüğe bulaşma. Çünkü o dilediği her şeyi yapar.لا تعجل الى الذهاب من وجهه. لا تقف في أمر شاق لانه يفعل كل ما شاء.
Kralın huzurundan ayrılmak için acele etme. Kötülüğe bulaşma. Çünkü o dilediği her şeyi yapar.不 要 急 躁 離 開 王 的 面 前 . 不 要 固 執 行 惡 . 因 為 他 凡 事 都 隨 自 己 的 心 意 而 行
Kralın huzurundan ayrılmak için acele etme. Kötülüğe bulaşma. Çünkü o dilediği her şeyi yapar.不要 急躁 離開 王 的 面前 . 不要 固執 行惡 . 因為 他 凡事 都 隨自己 的 心意 而行
Olamaz! Acele etmeliyiz!¡Debemos darnos prisa!
Olamaz! Acele etmeliyiz!Musimy się spieszyć!
Olamaz! Acele etmeliyiz!Nyt on kiire!
Olamaz! Acele etmeliyiz!Vi må skynde os!
Olamaz! Acele etmeliyiz!Vi måste skynda oss!
Olamaz! Acele etmeliyiz!Нам надо поторопиться!
- Pekala Karl, dinle. Acele etmeni istiyorum. - Evet, efendim.Baik, Karl, ambil waktumu.
- Pekala Karl, dinle. Acele etmeni istiyorum. - Evet, efendim.Je bent absoluut de eerste.
- Pekala Karl, dinle. Acele etmeni istiyorum. - Evet, efendim.Karl, si prenda tutto il tempo che vuole.
- Pekala Karl, dinle. Acele etmeni istiyorum. - Evet, efendim.حسناً كارل أريدك أن تأخد وقتك نعم إنك الأول
- Pekala Karl, dinle. Acele etmeni istiyorum.Karl, ota rauhallisesti.
- Pekala Karl, dinle. Acele etmeni istiyorum.Karl, tag dig god tid.
- Pekala Karl, dinle. Acele etmeni istiyorum.OK, Karl, jetzt ganz langsam!
- Pekala Karl, dinle. Acele etmeni istiyorum.Oui, vous êtes le premier.
- Pekala Karl, dinle. Acele etmeni istiyorum.- Vzemi si čas, Karl.
- Pekala Karl, dinle. Acele etmeni istiyorum.Разкажете спокойно, Карл.
Sanırım "Lütfen acele etmeyin." gibi birşeyler söyledim ya da sadece "Lütfen...,"dedim, gitmişlerdi bile.J'ai répondu quelque chose comme "ne vous pressez pas" ou peut être juste "non merci", et ils sont partis.
Sanırım "Lütfen acele etmeyin." gibi birşeyler söyledim ya da sadece "Lütfen...,"dedim, gitmişlerdi bile.그래서 제가 아마 "서두를 필요는 없어요"라고 했던 것 같습니다. 아님, "제발 그러지 마세요"라던가 그리고 그들은 집을 나갔습니다.
Sanırım "Lütfen acele etmeyin." gibi birşeyler söyledim ya da sadece "Lütfen...,"dedim, gitmişlerdi bile."Nem kell elsietni", vagy talán csak annyit, "Nem kell...", ezzel elmentek.
Sanırım "Lütfen acele etmeyin." gibi birşeyler söyledim ya da sadece "Lütfen...,"dedim, gitmişlerdi bile."Nespěchejte s tím, prosím," a nebo to možná bylo jenom:
Sanırım "Lütfen acele etmeyin." gibi birşeyler söyledim ya da sadece "Lütfen...,"dedim, gitmişlerdi bile."Prego, non abbiate fretta" o forse era solo: "Per favore no" e poi sparirono.
Sanırım "Lütfen acele etmeyin." gibi birşeyler söyledim ya da sadece "Lütfen...,"dedim, gitmişlerdi bile."Proszę, nie spieszcie się," albo po prostu: "Proszę, nie" i już ich nie było.
Sanırım "Lütfen acele etmeyin." gibi birşeyler söyledim ya da sadece "Lütfen...,"dedim, gitmişlerdi bile.Гадаю, що я відповіла, щоб вони не поспішали, або щось на зразок: "Та не треба", і вони пішли.
Sanırım "Lütfen acele etmeyin." gibi birşeyler söyledim ya da sadece "Lütfen...,"dedim, gitmişlerdi bile."Моля, не бързайте", или може би беше просто "Моля, недейте", и те си тръгнаха.
Sanırım "Lütfen acele etmeyin." gibi birşeyler söyledim ya da sadece "Lütfen...,"dedim, gitmişlerdi bile.ואני אמרתי, "בבקשה, לא צריך למהר." או אולי משהו כמו "בבקשה, לא." והם הלכו.
Sanırım "Lütfen acele etmeyin." gibi birşeyler söyledim ya da sadece "Lütfen...,"dedim, gitmişlerdi bile.وأعتقد أني قلت شيئا من هذا القبيل "من فضلكم لا تتعجلوا " أو ربما كانت مجرد "من فضلك لا" ، قبل ان يختفوا.
Sanırım "Lütfen acele etmeyin." gibi birşeyler söyledim ya da sadece "Lütfen...,"dedim, gitmişlerdi bile.言ったと思うけど 彼らは帰って行った 月並みの信念に浸っている自分に
Seni bir daha görmek istemiyorum, en azından kahvaltıdan önce. Acele etmem gerek.Ich will dich nie mehr wieder sehen, wenigstens nicht vor dem Frühstück.
Seni bir daha görmek istemiyorum, en azından kahvaltıdan önce. Acele etmem gerek.Ich will dich nie mehr wieder sehen, wenigstens nicht vor dem Frühstück.
Yakında bizi bulacaklar. Acele etmeliyim , yoksa şansımı kaçırırımSami znajdą nas wkrótce, więc muszę się pośpieszyć, albo stracę swoją szansę.
Zamanınız var, acele etmenin gereği yok.Tenha seu tempo, nada de pressa.