Tom lamba anahtarını açtı.Tom clicked the light switch on.
Tom Mary'nin ne söylediğini açıkça dinlemiyordu.Tom clearly wasn't listening to what Mary was saying.
Tom ne söylediğimi açıkça yanlış anladı.Tom clearly misunderstood what I said.
Tom grubumuza katılmayı açıkça istemedi.Tom clearly isn't interested in joining our group.
Açıkçası, Tom Fransızcayı çok iyi anlamaz.Tom clearly doesn't understand French very well.
Açıkçası, Tom'un onun olmasına izin vermeye niyeti yoktu.Tom clearly didn't intend to let that happen.
Tom kesinlikle açgözlü.Tom certainly is greedy.
Tom Mary'yi ona gönderilen bir zarfı açmak için buğulama yapmaya çalışırken yakaladı.Tom caught Mary trying to steam open an envelope addressed to him.
Tom açış konuşması için zamanında burada olacağına beni temin etti.Tom assured me that he would be here in time for the opening speech.
Tom pencerenin yanında oturan birine onu açmasını rica etti.Tom asked someone sitting near the window to open it.
Tom Mary'den birkaç kez pencereyi açmasını rica etti.Tom asked Mary several times to open the window.
Tom sınıf başkanlığı için adaylığını açıkladı.Tom announced his candidacy for class president.
Doktor Tom'a acıyla birlikte yaşamayı öğrenmek zorunda kalacağını söyledi.The doctor told Tom he'd just have to learn to live with the pain.
Elleri dolu olduğu için, Tom kapıyı diziyle iterek açtı.Since his hands were full, Tom pushed open the door with his knee.
Tom tuvalet kapağını açık bıraktığında Mary bundan hoşlanmaz.Mary doesn't like it when Tom leaves the toilet seat up.
Tom'un lavaboyu nasıl açacağını bilmemesi mümkündür.It's possible that Tom doesn't know how to unclog a sink.
Mary diş macununun kapağını açık bıraktığında, bu Tom'u kızdırıyor.It irritates Tom when Mary leaves the cap off the toothpaste.
Tom tuvaletin kapağını açık bıraktığında bu Mary'yi kızdırıyor.It irritates Mary when Tom leaves the toilet seat up.
Acele etsek iyi olur, yoksa geç kalacağız.We'd better get a move on or we'll be late.
Acele etmeye gerek yok. Çok zamanımız var.There's no need to hurry. We have plenty of time.
Perdelerin hepsi açıktı.The curtains were all open.
Barın önünde çok sayıda acayip kılıklı tipler takılıyordu.Several guys were hanging around in front of the bar.
Bakış açınızı anlayabiliyorum.I can understand your point of view.
Burada neler olduğunu lütfen açıklar mısın?Could you please explain what's going on here?
"Bir klasör aç" nedir?What is an open folder?
Bazı şeyleri neden Tom'a açıklama zahmetinde bulunmadığını anlamaya başlıyorum.I'm beginning to understand why you don't bother to try to explain things to Tom.
Banka cumartesi günleri açık değil.The bank is not open on Saturdays.
Üzgünüm ama bu, açıkçası olanaksızdır.I'm sorry, but that is simply impossible.
Bunun nasıl çalıştığını sana açıklayayım.Let me explain to you how this works.
Büyük olsalar bile, bütün acılar dayanılabilir olmalı.All sorrows should be tolerable, even if they are great.
Açım! Gidip bir akşam yemeği yiyelim lütfen !I'm hungry! Let's go and have dinner please!
Bu cümleyi tekrar yazar mısın? Bu açık değil.Could you write this sentence again? It's not clear.
Çok açım.I'm so hungry.
Tom açık havada olmaktan hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom seems to enjoy being outdoors.
Acele etsek iyi olur. Konsere geç kalmak istemiyorum.We'd better hurry. I don't want to be late for the concert.
Kız gerçekten aç.The girl is really hungry.
Beni acıktırdın.You made me hungry.
Treni kaçırmamak için acele etti.He hurried up so that he wouldn't miss the train.
Hava karardı. Işığı açar mısın?It's become dark. Would you turn on the light?
Hiç kimse acıları olmadan yetişmez.No one matures without growing pains.
Hükümet vergileri düşürmek için niyetini açıkça bildirdi.The government explicitly declared its intention to lower taxes.
Hava karardı. Lütfen benim için ışığı açar mısın?It's gotten dark. Please turn on the light for me.
Kapıları açık bırakmıyorum çünkü benim semtimde hayvanlar var.I don't leave the doors open, because there are animals in my neighborhood.
Köpek buraya gelmeden önce kapıyı aç!Open the door before the dog gets here!
Düşüncelerini resimlerle açıkladı.She explained her ideas with images.
Açık televizyonla uyumak beyin için iyi değildir.Sleeping with the television on is not good for the brain.
Oturdum ve dizüstü bigisayarımı açtım.I sat down and opened my laptop.
Şu anda aç değilim.I'm not hungry right now.
Lütfen biri kapıyı açabilir mi?Can someone open the door please?
Sanırım kız arkadaşım aç çok sevimlidir.I think my girlfriend is kind of cute.
Gözlerini açtı.She opened her eyes.
Yeni bir bakış açısı elde etmelisin.You need to get a new perspective.
Tom acıktı.Tom worked up an appetite.
Tom açlıktan ölüyordu.Tom was starving to death.
Tom açıkçası çok mutlu değildi.Tom was clearly not very happy.
Tom tam bir açıklama istiyor.Tom wants a full explanation.
Tom ayrıntılı bir açıklama istiyor.Tom wants a detailed explanation.
Tom kasayı açtı.Tom unlocked the safe.
Tom ön kapının kilidini açtı.Tom unlocked the front door.
Tom çekmecenin kilidini açtı.Tom unlocked the drawer.