Onlar işlerini açık tutmak için kredi alamadı.They could not get loans to keep their businesses open.
Açıkça konuşamadı.He could not speak clearly.
O, resmi açıkça gördü.He saw the picture clearly.
Cincinnati'de bir hukuk bürosu açtı.He opened a law office in Cincinnati.
Bu kararı nasıl verdiğini daha sonra açıkladı.He explained later how he made this decision.
Bu son derece acımasız bir savaştı.It was an extremely cruel war.
Japon ve Amerikan güçleri hâlâ acımasızca mücadele ediyorlardı.Japanese and American forces were still fighting bitterly.
Siyah Amerikalılar, ırkçılıktan dolayı acı çekmeye devam ettiler.Black Americans continued to suffer from racism.
O, milletin tarihinde en soğuk açılış günüydü.It was the coldest inaugural day in the nation's history.
Şehir aç askerlerle doluydu.The city was full of hungry soldiers.
Pek çok alanda, az yiyecek vardı ve halk açtı.In many areas, there was little food and the people were hungry.
Senatonun antlaşmayı reddedeceği açıkça görünüyordu.It seemed clear the Senate would reject the treaty.
Bir barış anlaşması üzerinde anlaşmak için İngiltere'nin hiç acelesi yoktu.Britain was in no hurry to agree on a peace treaty.
Kriz 1968 Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşmasına yol açtı.The crisis led to the 1968 Nuclear Non-Proliferation Treaty.
Bunun bir yalan olduğu çok açık!It's so obvious that it's a lie!
Gerçekler açık değildir.The facts are not clear.
Kızılderililer açtı.The Indians were hungry.
Onların birçoğu acıydı.Many of them were bitter.
Altmış yeni müze açıldı.Sixty new museums opened.
Açıklama neydi?What was the explanation?
Cumming halka açık bir toplantıya çağırdı.Cumming called a public meeting.
Birçok insan açlıktan ve hastalıktan öldü.Many died of hunger and disease.
Kongre planlandığı gibi açıldı.The convention opened as planned.
Almanya olası bir açlıkla yüz yüze kaldı.Germany faced possible starvation.
Kısa sürede, açlıkları öfkeye dönüştü.Soon, their hunger turned to anger.
Bazı yerlerde, insanlar açlıktan öldü.In some places, people died of hunger.
On Temmuzda, veto açıklandı.On July tenth, the veto was announced.
Bir grup milis onu gördü ve ateş açmaya başladı.A group of militia saw him and began shooting.
Hamilton'un arkadaşlarından biri kuralları açıkladı.One of Hamilton's friends explained the rules.
Askerlerin gelişi daha fazla şiddete yol açtı.The arrival of the troops led to more violence.
Tartışmalar uzun ve bazen acıydı.The discussions were long and sometimes bitter.
Gerçekler uzun yıllar boyunca açıklanmadı.The facts did not become public for many years.
İnsanlar Küba'nın acil işgali için çağrıda bulundu.People called for an immediate invasion of Cuba.
McKinley Küba'da acil bir ateşkes istedi.McKinley demanded an immediate ceasefire in Cuba.
Katolikler dinlerini açıkça gözlemleyemedi.Catholics could not openly observe their religion.
Dünyada birçok insan açtır.Many people in the world are hungry.
Mümkün olduğu kadar açıkça kendini ifade et.Express yourself as clearly as possible.
Ben pencereyi açmak zorunda mıyım?Do I have to open the window?
Aç domuz meşe palamutları hayal eder.A hungry pig dreams of acorns.
Konuşma, beynin değerini açığa vurur.Speech exposes what the brain is worth.
Acil bir durum varsa soğukkanlı olmak çok önemlidir.It's very important to keep your head if there's an emergency.
Lütfen beni Ho Chi Minh Açık Üniversitesi'ne götürün!Please lead me to Ho Chi Minh Open University!
Lütfen açmadan önce çalkalayınız.Please shake before opening.
O, cümlenin kelime anlamını açıkladı.He explained the literal meaning of the sentence.
O aç görünüyor.He seems hungry.
Acele etmeyelim.Let's not jump the gun.
Gerçekleri en çok açığa çıkaran, en çabuk ölür.He who uncovers the most dies the fastest.
Max Julia'ya onun veda partisine neden gelemediğini açıkladı.Max explained to Julia why he could not come to her farewell party.
Max neden veda partisine gelemediğini Julia'ya açıkladı.Max explained to Julia why he could not come to his farewell party.
Sebep açıktır.The reason is clear.
Sebep açık.The reason is clear.
Ben her zaman açım.I'm always hungry.
Bu kapı hiçbir şekilde açılamaz.This door can't be opened in any way.
Tom'un açıklaması özenle hazırlanmış.Tom's explanation is very elaborate.
Çok kısa bir uyarı veya açıklama akıllı bir kişi için yeterlidir.A very brief warning or explanation is enough for an intelligent person.
Para her kapıyı açar.Money opens each door.
Roka ve diğer acı şeylere katlanamam.I can't stand arugula or any bitter greens.
Roka veya herhangi bir acı yeşilliğe dayanamam.I can't stand arugula or any bitter greens.
İnsanları parmakla göstermek toplumsal açıdan kabul edilebilir bir şey değildir.It is not socially acceptable to point at people.
Bu hafta, bizim acelemiz var.This week, we're in a hurry.