Ana içeriğe geç
Sözlük

ac ile cümle

ac kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Hiçbir şey açıklanamaz.Nothing can be explained.
Ayaklarım acıyor.My feet hurt.
Ben açlık çeken bir örümceğim.I'm a starved spider.
Yanlışlıkla mektubunu açtığım için lütfen beni affet.Please forgive me for opening your letter by mistake.
Acelem var.I'm in a hurry.
Laboratuvara girin ve acil durum düğmesine basın.Enter the laboratory and press the emergency button.
Twitter, açık kaynağı sever.Twitter loves open source.
Müze sabah 9'dan itibaren açıktır.The museum is open from 9 a.m.
Açık bir havada birisi buradan Fuji Dağını görebilir.In clear weather one can see Mount Fuji from here.
Siz acayip kılıklı herifler tamamen cahilsiniz.You guys are totally clueless.
O, Marilyn Monroe'ya acayip bir benzerlik taşımaktadır.She bears an uncanny resemblance to Marilyn Monroe.
Onun tablolarından biri, açık artırmada bir milyon dolardan daha fazla getirdi.One of his paintings fetched more than a million dollars at auction.
O, mali açıdan karısına bağımlıdırHe's financially dependent on his wife.
Kutuyu açtım fakat o boştu.I opened the box, but it was empty.
Hava açacak gibi görünüyor.It looks like it'll be clearing up.
Açıkçası, o adamdan hoşlanmıyorum.Frankly, I don't like that man.
Japon yeşil kantaron çayı çok acıdır.Japanese green gentian tea is very bitter.
Tom her zaman öfkesini açıkça gösterir.Takeda always shows his anger openly.
Bu teknoloji araştırma ile ilgili yepyeni bir cadde açacaktır.This technology will open up a whole new avenue of research.
Onunla ilgili konuyu açmaya çekiniyorum.I hesitate to broach the subject with her.
Bunu sizin için açıklayacağım.I will explain it for you.
Biz içerken birbirimize açılırız.As we drink, we open up to each other.
Son treni yakalamak için istasyona acele gitmek zorundayım.I have to hurry to the station to catch the last train.
Birisi kapıyı açtı.Someone opened the door.
Kaputu açmanı söyledim, bagajı değil.I told you to open the hood, not the trunk.
Gerçekten kendinizi oldukça açık ifade ettiniz.You really expressed yourself quite clearly.
Bu konuda pek haklı değilsin. Açıklamama izin ver.You aren't quite right about that — let me explain.
Onu açmak için bir allen anahtara ihtiyacın olacak.You'll need an Allen key to open it.
Gözlerini dört aç!Keep your eyes peeled!
Size bunu açıklayacağım.I'll explain it to you.
Süpermarket pazartesiden cumartesiye kadar açıktır.The supermarket is open Monday through Saturday.
O açıklamaya inanıyor musun?Do you buy that explanation?
Açıkçası, canım, umurumda değil.Frankly, my dear, I don't give a damn.
O, açıkça kırkın üzerinde.She is clearly over forty.
Lambaya açmak için bir, kapatmak için iki kez dokunun.Touch the base of the lamp once to turn it on and twice to turn it off.
Kelimeler acısını ifade etmede yetersiz kalır.No words can express her deep sorrow.
Gökyüzü açık olmayacak.The skies won't be clear.
Hava açık olmayacak.It won't clear up.
Ben bir özür istemiyorum. Ben bir açıklama istiyorum.I don't want an apology. I want an explanation.
Aman tanrım, bir acemi aldı beni.Oh my god, a newbie owned me!
Ona açmamasını söylememe rağmen, o, pencereyi açtı.She opened the window, even though I told her not to.
Ek açıklamalar katmayın.Don't add annotations.
Plastik cerrah yüz germeyi eline yüzüne bulaştırdı ve milyonlarcası için dava açıldı.The plastic surgeon botched the facelift and was sued for millions.
Acı gerçekle yüzleşmemek için konuyu fazla deşmeye cesaret edemiyorum!I dare not probe too deeply, lest I uncover the awful truth!
Onların birbirlerine duydukları derin aşk oldukça açık.Their deep love for each other was unequivocal.
Bana bunu açıklayabilir misin?Can you explain it to me?
Sana açıklamak çok uzun sürer.It would take too long to explain to you.
Sana bütün durumu açıklamama izin ver ve daha iyi anlayabileceksin.Let me explain the whole situation to you and you'll be able to understand better.
Gerçekten acele ettim.I really hurried.
Bu nasıl açıklanır?How is this explained?
Hadi, bunu ona tekrar açıklamak zorundasın.Come on, you have to explain it again to him.
Fazla zamanımız yok, acele edelim.We don't have much time. Let's hurry.
Yalnızca gerçek acı verir.Only the truth hurts.
Ne zaman açıyorsunuz?What time do you open?
O göz açıp kapayıncaya kadar bana katıldı.She joined me in a wink of an eye.
Çok aç hissetmiyordum.I was not feeling very hungry.
Kuralları bana açıklayabilir misin?Would you please explain the rules to me?
Çok açım; nerede yiyecek bir şey bulabilirim?I'm very hungry; where can I find something to eat?
Açığa çıkartılmayacak hiçbir sır yoktur.There is nothing concealed that will not be revealed.
Bugün hava açacak gibi görünmüyor.It doesn't look like it'll clear up today.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod