O, aceleyle arabasına bindi.He got into his car in a hurry.
O, aceleyle dışarı çıktı.He went out in a hurry.
O, aceleyle yemeğe alışkındır.He is used to eating in a rush.
O, aceleyle gitti.He went away in a hurry.
O, acale et denilmesinden nefret eder.He hates being told to hurry up.
O acilen Tokyo'ya gitmek zorunda kaldı.He had to leave for Tokyo on short notice.
Acil bir iş için Osaka'ya gitti.He has gone to Osaka on urgent business.
Acil iş onun gelmesini engelledi.Urgent business kept him from coming.
Onun acı bir deneyimi oldu.He had a bitter experience.
O, acı içindeydi.He was in agony.
Acıdan aklını kaybetti.He's out of his mind with pain.
O, acı içinde bağırdı.He cried out in pain.
O açlık ve yorgunluk yüzünden bayıldı, ancak bir süre sonra kendine geldi.He fainted with hunger and fatigue, but came to after a while.
Mali açıdan bağımsız oldu.He became financially independent.
O planını hem oğluma hem de bana açıkladı.He explained his plan both to my son and to me.
O, neye karar verildiğini uzun uzadıya açıkladı.He explained at length what had been decided.
Kilitli kapıyı açmayı boş yere denedi.He tried in vain to open the locked door.
Anahtarını buldu ve kapıyı açtı.He found his key and opened the door.
Bir şey hakkında şikayet etmeden ağzını asla açmaz.He never opens his mouth without complaining about something.
Ağzını kocaman açtı.He opened his mouth wide.
Aceleyle, kapıyı açık bıraktı.In haste, he left the door open.
Bir profesyonele göre, bugünkü oyunda kendisiyle ilgili garip bir açıklama yaptı.For a professional, he gave a poor account of himself in today's game.
Bir dergi açtığında, genellikle ilk olarak burcunu okur.When he opens a magazine, he will usually read his horoscope first.
O, kendini açıkça ifade etti.He expressed himself clearly.
Parası olmadığını bana açıkladı.He explained to me that he had no money.
Makinenin nasıl kullanılacağını bana açıkladı.He explained to me how to use the machine.
O bana kapıyı açmamı rica etti.He asked me to open the door.
O, kuralı bana açıkladı.He explained the rule to me.
Bana pencereyi açık bırakmamı söyledi.He told me to leave the window open.
Bir açıklama için bana baktı.He looked at me for an explanation.
Önerimi açıkça reddetti.He rejected my offer flatly.
Açıklamamdan tatmin olmuş görünüyordu.He seems satisfied with my explanation.
Açıklamamdan memnun görünüyordu.He looked satisfied with my explanation.
Niçin yağmur yağdığını oğluma açıkladı.He explained to my son why it rains.
O, sırrımı açığa çıkardı.He disclosed my secret.
O, içeri girmemi açıkça reddetti.He flatly refused to let me in.
Teklifimizi açıkca geri çevirdi.He flatly turned down our request.
Kısa bir kaza açıklaması yaptı.He gave a short account of the accident.
O gerçekleri ayrıntılı olarak açıkladı.He explained the facts at length.
Açgözlülüğünün esiri oldu.He let his greed get the better of him.
O, ülkesi açısından düşünüyor.He thinks in terms of his own country.
Bana hapishanede olduğunu açıkladı.He disclosed to me that he had been in prison.
O, ne gördüğünü detaylı olarak açıkladı.He explained in detail what he had seen.
Planlarını ayrıntılı olarak açıkladı.He explained his plans in detail.
O, fikirlerini öğrencilere açıklayamadı.He couldn't get his ideas across to the students.
O, onun tuhaf davranışı için özel bir açıklama yapmadı.He offered no specific explanation for his strange behavior.
O, durumunu bana açıkladı.He explained his position to me.
O, kayıp zamanı telafi etmek için acele etti.He hurried on to make up for lost time.
O, oldukça açık sözlü bir kişidir.He is an extremely frank person.
Deneyin niçin başarısız olduğunu açıkladı.He explained why the experiment failed.
Sorunu bir örnekle açıkladı.He illustrated the problem with an example.
Ciddi bir hastalıktan ötürü acı çekiyor.He is suffering from a serious illness.
Onun şansı açık.He is on a roll.
O suda küçük bir bot ile denize açılıyor.He is sailing a little boat on the water.
O, onu ayrıntılı olarak açıkladı.He explained it in detail.
O bize yeni bir faturalama sistemi hakkında bir açıklama yaptı.He gave us an explanation about the new billing system.
O, kendi kimliğini açığa çıkarmadı.He didn't reveal his identity.
Kalabalığın arasında yolunu açtı.He elbowed his way through the crowd.
O, teorisini diyagramlarla açıkladı.He illustrated his theory with diagrams.
O, suyu açık bırakmış olmalı.He must have left the water running.