acıklı ile cümle

acıklı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Bu şarkı o kadar acıklı ki gözlerimi yaşarttı.This song is so moving that it brings tears to my eyes.
Acıklı görüntü bizi gözyaşlarına boğdu.The pitiful sight moved us to tears.
Film öyle acıklı idi ki herkes ağladı.The movie was so sad that everybody cried.
O zaten açıklığa kavuşturulmuştur.It's already cleared up.
Ben tekrar gelmeyeceğimi açıklığa kavuşturacağım.I will make it clear that I won't come again.
O, kapının niçin açık olduğunu açıklıyor.That accounts for why the door was open.
Bu onun gecikmesini açıklıyor.That accounts of her delay.
O kelime onu mükemmel şekilde açıklıyor.That word describes it perfectly.
Bu konuyu açıklığa kavuşturmak için yardımınıza minnettarım.I appreciate your help in clarifying this.
Pekala, Açıklıyorum!Well, I declare!
Fikrimi değiştirmeyeceğime açıklık getirmek istiyorum.I'd like to make it clear that I will not change my mind.
Fikrimi değiştirmediğimi açıklığa kavuşturmak istiyorum.I want to make it clear that I have not changed my mind.
Hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğunu açıklığa kavuşturalım.Let's make clear which is right and which is wrong.
Biz hasta çocuğun acıklı çığlıkları dinlemeye dayanamadık.We could not bear to listen to the sick child's pathetic cries.
Ticaret ortakları, ticaret politikasını açıklığa kavuşturmak için Japonya'ya dayanıyor.Trading partners are leaning on Japan to clarify its trade policy.
Bir örnek buna açıklık getirmeli.An example should make this clear.
Açıklık her teknik yazarın bir yol gösterici ilkesi olmalıdır.Clearness should be a guiding principle of every technical writer.
O yüzmeye gitmek istediğini açıklığa kavuşturdu.She made it clear that she wanted to go for a swim.
Profesör Brown konuları çok iyi açıklıyor.Professor Brown explains things very well.
Tom Mary'nin işi tek başına yapmasını istediğini açıklığa kavuşturdu.Tom made it plain that he wanted Mary to do the work by herself.
Tom Mary'yi çok sevmediğini açıklığa kavuşturdu.Tom made it clear that he didn't like Mary very much.
Öğretmen ne açıklıyor?What's the teacher explaining?
Bu birçok şeyi açıklıyor.It explains a lot.
Bu acıklı.This is pathetic.
Şu konuyu açıklığa kavuşturayım. Sen benim babam mısın?Let me get this straight. You're my father?
Şu konuyu açıklığa kavuşturayım.Let me get this straight.
Açıklığa kavuşturmak için, tam olarak ne yapmamı istiyorsun?Just to be clear, what exactly do you want me to do?
O onu açıklıyor.That explains it.
O profesyonel bir futbol oyuncusu olmak niyetinde olmadığını açıklığa kavuşturdu.He made it clear that he had no intention of becoming a professional football player.
Sadece açıklığa kavuşturma istedim.I just wanted clarification.
Açıklığa kavuşturmak istediğim birkaç şeyim var.I have a few things I want to make clear.
Tom beni burada istemediğine açıklık getirdi.Tom made it clear that he didn't want me here.
Tom ameliyat istemediğine açıklık getirdi.Tom made it clear that he didn't want surgery.
Ben bir şeyi açıklığa kavuşturmak istiyorum.I want to make one thing clear.
Tom Mary'yi görmek istemediğini açıklığa kavuşturdu.Tom made it clear that he didn't want to see Mary.
Tom Mary ile yapacak bir şey istemediğini açıklığa kavuşturdu.Tom made it clear that he didn't want anything to do with Mary.
Tom konserden önce yemek istemediğini açıklığa kavuşturdu.Tom made it clear that he didn't want to eat before the concert.
Çok acıklı!How pathetic!
Önceliklerini açıklığa kavuştur.Get your priorities straight.
Tom acıklı.Tom is pathetic.
Acıklı değil mi?Isn't it pathetic?
O acıklıydı.That was pathetic.
Bu her şeyi açıklıyor.This explains everything.
O çok acıklı.That's so pathetic.
Bu mesele açıklığa kavuşturulmalıdır.This matter must be clarified.
Bunu açıklığa kavuşturmadın.You didn't make it clear.
Onu açıklığa kavuşturduğumu düşündüm.I thought I made that clear.
Bu acıklı, değil mi?It's pathetic, isn't it?
Tom ne açıklıyordu?What was Tom describing?
Durumu açıklığa kavuşturmak istiyorum. Tom benim erkek arkadaşım değildir.I want to make things clear. Tom is NOT my boyfriend.
Mary kendini lezbiyen olarak açıklıyor.Mary declares herself to be a lesbian.
Bu çok acıklı.This is so pathetic.
Her şeyi açıklığa kavuşturacağız.We'll straighten everything out.
Tom yan odada ne olduğunu açıklıyor.Tom is in the next room, explaining what happened.
Tom kapının mandalını açmaya çalışmak için açıklıktan çite ulaştı.Tom reached through the gap in the fence to try to unlatch the gate.
Çok acıklıydı, neredeyse ağlıyordum.It was so touching, I almost cried.
Tom'un acıklı olduğunu düşünüyorum.I think Tom is pathetic.
Dün gece sinemada acıklı bir film izledik.Last night, we saw a touching film at the movies.
Sen ve senin önündeki araç arasında yeterli açıklık olmalı.There must be enough space between you and the car in front of you.
Peki bunu nasıl açıklıyorsun?And how do you explain this?

İlgili Sayfalar