İsa onlara, ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?›› diye sordu.A on im rzekł: Izaście nie czytali, co uczynił Dawid, gdy łaknął, on i ci, którzy z nim byli?
İsa onlara, ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?›› diye sordu.Ed egli rispose: «Non avete letto quello che fece Davide quando ebbe fame insieme ai suoi compagni
İsa onlara, ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?›› diye sordu.Ele, porém, lhes disse: Acaso não lestes o que fez Davi, quando teve fome, ele e seus companheiros?
İsa onlara, ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?›› diye sordu.Él les dijo: --¿No habéis leído qué hizo David cuando tuvo hambre él y los que estaban con él
İsa onlara, ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?›› diye sordu.Er aber sprach zu ihnen: Habt ihr nicht gelesen, was David tat, da ihn und die mit ihm waren, hungerte?
İsa onlara, ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?›› diye sordu.Han svarade dem: »Haven I icke läst vad David gjorde, när han och de som följde honom blevo hungriga:
İsa onlara, ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?›› diye sordu.예수께서 가라사대 다윗이 자기와 그 함께한 자들이 시장할 때에 한 일을 읽지 못하였느냐
İsa onlara, ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?›› diye sordu.Maar Jezus antwoordde: "Hebt u niet gelezen wat koning David deed, toen hij en zijn vrienden honger kregen?
İsa onlara, ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?›› diye sordu.Men han sagde til dem: "Have I ikke læst, hvad David gjorde, da han blev hungrig og de, som vare med ham?
İsa onlara, ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?›› diye sordu.Men han sa til dem: Har I ikke lest hvad David gjorde da han var sulten, han og de som var med ham,
İsa onlara, ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?›› diye sordu.Niin hän sanoi heille: "Ettekö ole lukeneet, mitä Daavid teki, kun hänen ja hänen seuralaistensa oli nälkä,
İsa onlara, ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?›› diye sordu.On jim pa reče: Niste li brali, kaj je storil David, ko je bil lačen on in kateri so bili ž njim:
İsa onlara, ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?›› diye sordu.On pak řekl jim: Co jste nečtli, co jest učinil David, když lačněl, on i ti, kteříž s ním byli?
İsa onlara, ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?›› diye sordu.Õ pedig monda nékik: Nem olvastátok-é, mit cselekedett Dávid, mikor megéhezett vala õ és a kik vele valának?
İsa onlara, ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?›› diye sordu.Ο δε ειπε προς αυτους Δεν ανεγνωσατε τι επραξεν ο Δαβιδ οτε επεινασεν αυτος και οι μετ' αυτου;
İsa onlara, ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?›› diye sordu.А Той им рече: Не сте ли чели що стори Давид, когато огладня той и мъжете, които бяха с него,
İsa onlara, ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?›› diye sordu.Він же рече до них: Хиба ви не читали, що зробив Давид, як зголоднїв він і ті, що були з ним:
İsa onlara, ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?›› diye sordu.Он же сказал им: разве вы не читали, что сделал Давид, когда взалкал сам и бывшие с ним?
İsa onlara, ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?›› diye sordu.ויאמר אליהם הלא קראתם את אשר עשה דוד בהיתו רעב הוא והאנשים אשר אתו׃
İsa onlara, ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?›› diye sordu.فقال لهم أما قرأتم ما فعله داود حين جاع هو والذين معه.
İsa onlara, ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?›› diye sordu.耶 穌 對 他 們 說 、 經 上 記 著 、 大 衛 和 跟 從 他 的 人 飢 餓 之 時 所 作 的 事 、 你 們 沒 有 念 過 麼
İsa onlara, ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?›› diye sordu.耶穌對 他 們說 、 經上 記著 、 大衛 和 跟從 他 的 人 飢餓 之 時 所 作 的 事 、 你 們沒 有 念過麼
İsa onlara şöyle karşılık verdi: ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?Gesù rispose: «Allora non avete mai letto ciò che fece Davide, quando ebbe fame lui e i suoi compagni
İsa onlara şöyle karşılık verdi: ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?Isus le -a răspuns: ,,Oare n'aţi citit ce a făcut David, cînd a flămînzit, el, şi cei ce erau împreună cu el?
İsa onlara şöyle karşılık verdi: ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?Jezus antwoordde: "Hebt u nooit gelezen wat David deed toen hij en zijn mannen honger hadden?
İsa onlara şöyle karşılık verdi: ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?예수께서 대답하여 가라사대 다윗이 자기와 및 함께한 자들이 시장할 때에 한 일을 읽지 못하였느냐
İsa onlara şöyle karşılık verdi: ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?Иисус сказал им в ответ: разве вы не читали, что сделал Давид, когда взалкал сам и бывшие с ним?
İsa onlara şöyle karşılık verdi: ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?І, озвавшись до них, рече Ісус: Хиба й того не читали, що зробив Давид, як зголоднів він і тї, що були з ним:
İsa onlara şöyle karşılık verdi: ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?О И Той подигна очи към учениците Си и каза: Блажени вие сиромаси; защото е ваше Божието царство.
İsa onlara şöyle karşılık verdi: ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?ויען ישוע ויאמר אליהם הלא קראתם את אשר עשה דוד בהיותו רעב הוא ואשר היו אתו׃
İsa onlara şöyle karşılık verdi: ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?فاجاب يسوع وقال لهم أما قرأتم ولا هذا الذي فعله داود حين جاع هو والذين كانوا معه.
İsa onlara şöyle karşılık verdi: ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?耶 穌 對 他 們 說 、 經 上 記 著 大 衛 和 跟 從 他 的 人 、 飢 餓 之 時 所 作 的 事 、 連 這 個 你 們 也 沒 有 念 過 麼
İsa onlara şöyle karşılık verdi: ‹‹Davutla yanındakiler acıkınca Davutun ne yaptığını okumadınız mı?耶穌對 他 們說 、 經上記 著 大衛 和 跟從 他 的 人 、 飢餓 之 時 所 作 的 事 、 連這個 你 們也沒有 念過麼
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Als er aber des Morgens wieder in die Stadt ging, hungerte ihn;
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.A rano wracając się do miasta, łaknął.
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.De volgende morgen ging Hij weer naar Jeruzalem. Onderweg kreeg Hij honger.
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Dimineaţa, pe cînd Se întorcea în cetate, I -a fost foame.
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Keď potom za včasrána zase išiel do mesta, zlačnel.
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.이른 아침에 성으로 들어오실 때에 시장하신지라
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Kun hän varhain aamulla palasi kaupunkiin, oli hänen nälkä.
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.La mattina dopo, mentre rientrava in città, ebbe fame
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Le matin, en retournant à la ville, il eut faim.
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Men da han om Morgenen igen gik ind til Staden, blev hen hungrig.
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.När han sedan på morgonen gick in till staden igen, blev han hungrig.
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Om morgenen, da han gikk til byen igjen, blev han hungrig,
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Ora, de manhã, ao voltar � cidade, teve fome;
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Pagi-pagi keesokan harinya, dalam perjalanan kembali ke kota, Yesus lapar
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Ráno pak navracuje se do města, zlačněl.
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Reggel pedig, a városba visszajövet, megéhezék.
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Sáng mai, khi trở lại thành thì Ngài đói.
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Sáng_mai , khi trở_lại thành thì Ngài đói .
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Volviendo a la ciudad por la mañana, él tuvo hambre
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Zjutraj pa, vračajoč se v mesto, postane lačen.
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Οτε δε το πρωι επεστρεφεν εις την πολιν, επεινασε
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.А на сутринта, когато се връщаше в града, огладня.
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Поутру же, возвращаясь в город, взалкал;
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Уранцї ж, вертаючись у город, зголоднїв.
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.ובבקר שב אל העיר והוא רעב׃
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.وفي الصبح اذ كان راجعا الى المدينة جاع.
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.早 晨 回 城 的 時 候 、 他 餓 了