Bazen acayip bir adam olabiliyor.Sometimes he can be a strange guy.
Acele et!Hurry up.
Her şeyi açıklamam sonsuza kadar sürer.It would take forever for me to explain everything.
İnsanların neden beni aptal yerine koyduklarını nihayet bana açıkladığın için teşekkürler.Thanks for having explained to me at last why people take me for an idiot.
Açıklaman için teşekkürler.Thanks for your explanation.
Onu ben de açıklayamam.I can't explain it either.
Bunun niçin işe yaramayacağını sana açıklamak çok fazla zamanımı alır.It would take me too much time to explain to you why it's not going to work.
Ben çok aptalım...Kendi anlamadığım şeyleri sana açıklamaya çalışıyorum.I'm so dumb... I'm trying to explain things to you that I don't understand myself.
Tren durmadan önce kapıyı açma.Don't open before the train stops.
Onu sana açıklamam imkansız.It's impossible for me to explain it to you.
Ağzını aç!Open your mouth!
Ağzınızı açın.Open your mouth!
Hayat niçin o kadar acı dolu?Why is life so full of suffering?
Tutku acı yaratır.Passion creates suffering.
Açlıktan ölüyorum!I'm starving!
Ben açlıktan ölüyorum.I'm starving!
Bir cimri tedbirli olduğu için değil fakat açgözlü olduğu için para biriktirir.A miser hoards money not because he is prudent but because he is greedy.
Ne zaman yiyoruz? Ben açım!When are we eating? I'm hungry!
Bu şarkı o kadar acıklı ki gözlerimi yaşarttı.This song is so moving that it brings tears to my eyes.
Hadi çok fazla acele içinde olmayalım.Let's not be in too much of a hurry.
Lütfen ışığı açar mısınız?Could you turn on the light, please?
Onun ricasını açıkça reddetmeliydin.You should have refused his request flatly.
Sanırım açsın.I suppose you're hungry.
Acele etmene gerek yoktu; çok erken vardın.You needn't have hurried; you've arrived too early.
Acele etsen iyi olur.You'd better hurry up.
Bu kadar acele etmene gerek yoktu.You need not have hurried so much.
Onu ne ile açtın?What did you open it with?
Pencereyi açık bıraktın mı?Did you leave the window open?
Açıklamanız inandırıcı olmayacak; o gerçek olamayacak kadar imkansız.Your explanation won't wash; it's too improbable to be true.
Açıklama makul geliyor ama bu sadece tutarlı değil.Your explanation sounds plausible, but it just doesn't hold water.
Fikrini açıkça ifade et.Express your idea clearly.
Senin kararın bir tartışmaya açık.Your decision is open to some debate.
Kurşun kalemlerin açılmalı.Your pencils need sharpening.
Sigaranla ceketimde bir delik açtın.You burnt a hole in my coat with your cigarette.
Sana acıyorum.I feel for you.
Sizin için açık bırakılmış birkaç üst düzey pozisyon var.There are few high-ranking positions left open for you.
Senin yanında, Ben bu oyunda sadece bir acemiyim.Beside you, I'm only a beginner at this game.
Acele etmene gerek yoktu.You didn't need to hurry.
Dikkat etmediğin oldukça açık.It's quite plain that you haven't been paying attention.
Bunu daha önce yaptığın açık.It is plain that you have done this before.
Aç olamazsın. Akşam yemeğini henüz yedin.You can't be hungry. You've just had dinner.
Aç olamazsınız. Henüz akşam yemeği yediniz.You can't be hungry. You've just had dinner.
Dışarı bakmanız için perdeyi açacağım.I'll open the curtain for you to look out.
Kapıyı açamamana şaşmamalı.No wonder you could not open the door.
Acı şekilde ağladığını duymaya katlanamam.I can't abide hearing you cry so bitterly.
Bu kadar çok para harcamanız acayip.It is outrageous that you should spend so much money.
Ayakkabım zarar gördü. Acı içindeyim.My shoes hurt. I'm in agony.
Bu ayakkabılar çok dar. Acıtıyorlar.These shoes are too tight. They hurt.
Açlıktan ve yorgunluktan dolayı, köpek sonunda öldü.With hunger and fatigue, the dog died at last.
Açlık çocuğu yazar kasadan para çalmak için zorladı.Hunger compelled the boy to steal money from the cash register.
Açlık onu çalmaya tahrik etti.Hunger drove him to steal.
O aç gibi görünüyor.He has a hungry look.
Midem açlıktan yapıştı.My stomach is clenched with hunger.
Havasız yaşayamayacağımız açıktır.It is clear that we cannot live without air.
Gökyüzü neredeyse her gün açıktır.The sky is clear almost every day.
Gökyüzü açıldı.The sky has become clear.
Acemi bir muhabir olarak görevini iyi yapıyorsun.You are doing well for a cub reporter.
Acıya daha fazla katlanamam.I cannot bear the pain any more.
Onun yüzü acıdan şekil değiştirmişti.His face is distorted by pain.
Kitabında sayfa dokuzu aç.Open your book to page nine.