abuk sabuk ile cümle

abuk sabuk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
50
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Uzun uzun kavaklar Abuk sabuk konuşuyorlar.All of the coaches have seat belts.
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaI expected him to be incoherent, but, in fact, he walked into the tent and said to me,
Denizlerin kumundan ağır gelirdi, Bu yüzden abuk sabuk konuştum.For now it would be heavier than the sand of the seas, therefore have my words been rash.
Uzun uzun kavaklar Abuk sabuk konuşuyorlar.Die hinteren Einzelsitze haben Sicherheitsgurte.
Erişim tarihi: 12 Şubat 2012. ^ "Abuk Sabuk Bir Film". sinematurk.com.Abgerufen am 11. November 2012. dradio.de: Büchermarkt: Out im Kino.
Uzun uzun kavaklar Abuk sabuk konuşuyorlar.I lunghi abiti sono stretti ai fianchi da cinture.
Bir mülakatta şöyle der: “Eğitimle ilgili bir şablon içerisinde çalışmalısınız – abuk sabuk bir yerde değil.”I en intervju förklarade han, "Man måste arbeta med utbildningsformatet – inte i mumbo-jumbo-sfären."."
Bir mülakatta şöyle der: “Eğitimle ilgili bir şablon içerisinde çalışmalısınız – abuk sabuk bir yerde değil.”Într-un interviu explică ”trebuie să lucrezi în cadrul unui model educațional și nu în domeniul nonsensului".
Denizlerin kumundan ağır gelirdi, Bu yüzden abuk sabuk konuştum.ar fi mai grele decît nisipul mării: de aceea îmi merg cuvintele pînă la nebunie!
Denizlerin kumundan ağır gelirdi, Bu yüzden abuk sabuk konuştum.Bizony súlyosabb ez a tenger fövenyénél; azért balgatagok az én szavaim.
Denizlerin kumundan ağır gelirdi, Bu yüzden abuk sabuk konuştum.certo sarebbe più pesante della sabbia del mare! Per questo temerarie sono state le mie parole
Denizlerin kumundan ağır gelirdi, Bu yüzden abuk sabuk konuştum.Ciertamente ahora pesarían más que la arena de los mares. Por eso mis palabras han sido apresuradas
Denizlerin kumundan ağır gelirdi, Bu yüzden abuk sabuk konuştum.Denn nun ist es schwerer als Sand am Meer; darum gehen meine Worte irre.
Denizlerin kumundan ağır gelirdi, Bu yüzden abuk sabuk konuştum.Elles seraient plus pesantes que le sable de la mer; Voilà pourquoi mes paroles vont jusqu`à la folie!
Denizlerin kumundan ağır gelirdi, Bu yüzden abuk sabuk konuştum.For nu er den tyngre enn havets sand; derfor var mine ord tankeløse.
Denizlerin kumundan ağır gelirdi, Bu yüzden abuk sabuk konuştum.Jistě že by se nad písek mořský těžší ukázala, pročež mi se i slov nedostává.
Denizlerin kumundan ağır gelirdi, Bu yüzden abuk sabuk konuştum.Kajti sedaj je težja nego morski pesek. Zato so bile nepremišljene besede moje.
Denizlerin kumundan ağır gelirdi, Bu yüzden abuk sabuk konuştum.바다 모래보다도 무거울 것이라 그럼으로 하여 나의 말이 경솔 하였구나
Denizlerin kumundan ağır gelirdi, Bu yüzden abuk sabuk konuştum.Lebo by to bolo teraz ťažšie nad piesok morí, a preto sú aj moje slová nerozmyslené.
Denizlerin kumundan ağır gelirdi, Bu yüzden abuk sabuk konuştum.Se, tyngre är den nu än havets sand, därför kan jag icke styra mina ord.
Denizlerin kumundan ağır gelirdi, Bu yüzden abuk sabuk konuştum.Sillä se on nyt raskaampi kuin meren hiekka; sentähden menevät sanani harhaan.
Denizlerin kumundan ağır gelirdi, Bu yüzden abuk sabuk konuştum.Tedyby była cięższą nad piasek morski; przetoż mi słów niestaje.
Denizlerin kumundan ağır gelirdi, Bu yüzden abuk sabuk konuştum.Thi tungere er den end Havets Sand, derfor talte jeg over mig!
Denizlerin kumundan ağır gelirdi, Bu yüzden abuk sabuk konuştum.Vì hiện giờ nó nặng hơn cát biển; Nên tại cớ ấy các lời nói đại ra.
Denizlerin kumundan ağır gelirdi, Bu yüzden abuk sabuk konuştum.Vì hiện_giờ nó nặng hơn cát biển ; Nên tại cớ ấy các lời_nói đại ra .
Denizlerin kumundan ağır gelirdi, Bu yüzden abuk sabuk konuştum.Want zij zijn zwaarder dan het zand van duizend stranden. Daarom sprak ik zo overhaast!
Denizlerin kumundan ağır gelirdi, Bu yüzden abuk sabuk konuştum.Επειδη τωρα ηθελεν εισθαι βαρυτερα υπερ την αμμον της θαλασσης δια τουτο οι λογοι μου καταπινονται.
Denizlerin kumundan ağır gelirdi, Bu yüzden abuk sabuk konuştum.Оно верно перетянуло бы песок морей! От того слова мои неистовы.
Denizlerin kumundan ağır gelirdi, Bu yüzden abuk sabuk konuştum.Понеже сега би била по-тежка от морския пясък; Затова думите ми са били необмислени.
Denizlerin kumundan ağır gelirdi, Bu yüzden abuk sabuk konuştum.כי עתה מחול ימים יכבד על כן דברי לעו׃
Denizlerin kumundan ağır gelirdi, Bu yüzden abuk sabuk konuştum.لانها الآن اثقل من رمل البحر. من اجل ذلك لغا كلامي.
Denizlerin kumundan ağır gelirdi, Bu yüzden abuk sabuk konuştum.現 今 都 比 海 沙 更 重 、 所 以 我 的 言 語 急 躁
Denizlerin kumundan ağır gelirdi, Bu yüzden abuk sabuk konuştum.現今 都 比 海沙 更重 、 所以 我 的 言語 急躁
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaArra számítottam, hogy zavarodott, de ő besétált a sátorba, és azt mondta nekem:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaIch hatte erwartet, dass er inkohärent sein würde, aber tatsächlich spazierte er in das Zelt und sagte zu mir:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaIk verwachtte dat hij verward was, maar feitelijk liep hij de tent in en vroeg mij:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaJe m'attendais à ce qu'il soit incohérent, mais, en fait, il est rentré dans la tente et il m'a dit,
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve bana저는 그가 제정신이 아닐 거라고 생각했습니다. 실제 그가 텐트 안으로 들어와서
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaMă aşteptam să fie incoerent, dar, în realitate, el a intrat în cort şi mi-a zis:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaMi aspettavo di trovarlo incoerente, invece, entrando in tenda mi disse:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaOčakával som, že bude pomätený, ale v skutočnosti vošiel do stanu a povedal mi:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaSądziłem, że będzie nieprzytomny, ale wręcz przeciwnie - wszedł i powiedział:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaTôi đang nghĩ anh sẽ khó nói mạch lạc, nhưng thực tế, anh bước vào lều và hỏi tôi
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaYo lo esperaba incoherente, pero de hecho, entró y me dijo,
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaОчаквах да бъде неспособен да говори, но всъщност той влезе в палатката и ми каза:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaЯ ожидал, что он будет невменяемым, но он, войдя в палатку, сказал мне:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaЯ очікував, що він не при тямі, та, насправді, він зайшов до намету і сказав:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaציפיתי שהוא יהיה מבולבל, אבל למעשה הוא צעד לתוך האוהל ואמר לי,
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaوتوقعت أن يكون مصعوق من الصدمة ولكنه في الحقيقة عندما دخل إلى الخيمة توجه إلي وقال
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaテントに入ってくるとこう言うのです 「やあ、ケン。どこに座ったらいいかい?」
İlgili Sayfalar