abu ile cümle

abu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Her şey Twitter'da bir haber tweetinde Sahir Abu Namous'un hikâyesini okurken başladı.Όλα ξεκίνησαν όταν διάβασα την ιστορία του Sahir Abu Namous σε ανάρτηση στο Twitter.
Her şey Twitter'da bir haber tweetinde Sahir Abu Namous'un hikâyesini okurken başladı.Я думаю, что я не одинока, когда говорю, что чувствую себя бессильной.
Her şey Twitter'da bir haber tweetinde Sahir Abu Namous'un hikâyesini okurken başladı.لقد بدأ كلّ ذلك عندما قرأت قصّة ساهر أبو ناموس في خبر نُشر على تويتر.
Hindi Shadi Abu Harbied, 10 yaşında.Hindi Shadi Abu Harbied, 10 anni.
Hindi Shadi Abu Harbied, 10 yaşında.Hindi Shadi Abu Harbied, 10 años.
Hindi Shadi Abu Harbied, 10 yaşında.Hindi Shadi Abu Harbied, 10 ans.
Hindi Shadi Abu Harbied, 10 yaşında.Hindi Shadi Abu Harbied, 10 jaar oud.
Hindi Shadi Abu Harbied, 10 yaşında.Hindi Shadi Abu Harbied, 10 χρονών
Hindi Shadi Abu Harbied, 10 yaşında.Хинди Шади Абу Харбид, 10 лет.
Hindi Shadi Abu Harbied, 10 yaşında.هندي شادي أبو هربيد، 10 سنوات.
İsrail 13 yaşındaki Ahmed Younes Abu Dagga'yı öldürdü. Aynı zamanda Hamid olarak tanınırdı.Izrael zabił 13-letniego Ahmeda Yunus Abu Dagga, znanego również jako Hamid.
İsrail 13 yaşındaki Ahmed Younes Abu Dagga'yı öldürdü.Dödades 13-årige Ahmed Younes Abu Dagga av Israel.
İsrail 13 yaşındaki Ahmed Younes Abu Dagga'yı öldürdü.Israël a tué Ahmed Younes Abou Dagga 13 ans.
İsrail 13 yaşındaki Ahmed Younes Abu Dagga'yı öldürdü.Israele ha ucciso un ragazzino di 13 anni, Ahmed Younes Abu Dagga
İsrail 13 yaşındaki Ahmed Younes Abu Dagga'yı öldürdü.Israel membunuh Ahmed Younes Abu Dagga ; 13 tahun
İsrail 13 yaşındaki Ahmed Younes Abu Dagga'yı öldürdü.قتلت إسرائيل أحمد يونس أبو دقة الذي كان يبلُغ من العمر 13 عامًا
Lisede, abur cubur almaya giderken... ...bacağımı kırığım günü hatırlıyor musun?Emlékszel, amikor eltörtem a lábam a középsuliban miközben rágcsáért szaladtam ki?
Lisede, abur cubur almaya giderken... ...bacağımı kırığım günü hatırlıyor musun?هل تتذكرين عندما كسرت رجلي في طريق لاحظار بعض المأكولات؟
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaArra számítottam, hogy zavarodott, de ő besétált a sátorba, és azt mondta nekem:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaIch hatte erwartet, dass er inkohärent sein würde, aber tatsächlich spazierte er in das Zelt und sagte zu mir:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaIk verwachtte dat hij verward was, maar feitelijk liep hij de tent in en vroeg mij:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaJe m'attendais à ce qu'il soit incohérent, mais, en fait, il est rentré dans la tente et il m'a dit,
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve bana저는 그가 제정신이 아닐 거라고 생각했습니다. 실제 그가 텐트 안으로 들어와서
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaMă aşteptam să fie incoerent, dar, în realitate, el a intrat în cort şi mi-a zis:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaMi aspettavo di trovarlo incoerente, invece, entrando in tenda mi disse:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaOčakával som, že bude pomätený, ale v skutočnosti vošiel do stanu a povedal mi:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaSądziłem, że będzie nieprzytomny, ale wręcz przeciwnie - wszedł i powiedział:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaTôi đang nghĩ anh sẽ khó nói mạch lạc, nhưng thực tế, anh bước vào lều và hỏi tôi
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaYo lo esperaba incoherente, pero de hecho, entró y me dijo,
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaОчаквах да бъде неспособен да говори, но всъщност той влезе в палатката и ми каза:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaЯ ожидал, что он будет невменяемым, но он, войдя в палатку, сказал мне:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaЯ очікував, що він не при тямі, та, насправді, він зайшов до намету і сказав:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaציפיתי שהוא יהיה מבולבל, אבל למעשה הוא צעד לתוך האוהל ואמר לי,
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaوتوقعت أن يكون مصعوق من الصدمة ولكنه في الحقيقة عندما دخل إلى الخيمة توجه إلي وقال
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaテントに入ってくるとこう言うのです 「やあ、ケン。どこに座ったらいいかい?」
PARIS Zavallı ruhun, senin yüzünü çok gözyaşı ile abus'd.파리 불쌍한 영혼은 그대의 얼굴은 많은 눈물로 abus'd 있습니다.
PARIS Zavallı ruhun, senin yüzünü çok gözyaşı ile abus'd.PARIGI povera anima, il tuo volto è molto abus'd di lacrime.
PARIS Zavallı ruhun, senin yüzünü çok gözyaşı ile abus'd.PARIJS Arme ziel, uw aangezicht veel abus'd met tranen.
PARIS Zavallı ruhun, senin yüzünü çok gözyaşı ile abus'd.PARIS arme Seele, dein Gesicht viel mit Tränen abus'd.
PARIS Zavallı ruhun, senin yüzünü çok gözyaşı ile abus'd.PARIS Biedna duszo, twoja twarz jest znacznie abus'd łez.
PARIS Zavallı ruhun, senin yüzünü çok gözyaşı ile abus'd.PARIS Dålig själ, är ditt ansikte mycket abus'd med tårar.
PARIS Zavallı ruhun, senin yüzünü çok gözyaşı ile abus'd.PARIS Dårlig sjæl, er dit ansigt meget abus'd med tårer.
PARIS Zavallı ruhun, senin yüzünü çok gözyaşı ile abus'd.PARIS Huono sielu, kasvosi on paljon abus'd kyynelistä.
PARIS Zavallı ruhun, senin yüzünü çok gözyaşı ile abus'd.PARIS linh hồn người nghèo, đối mặt với ngươi là abus'd nhiều nước mắt.
PARIS Zavallı ruhun, senin yüzünü çok gözyaşı ile abus'd.PARIS Miskin jiwa, wajah-Mu jauh abus'd dengan air mata.
PARIS Zavallı ruhun, senin yüzünü çok gözyaşı ile abus'd.PARIS pauvre âme, ton visage est beaucoup abus'd de larmes.
PARIS Zavallı ruhun, senin yüzünü çok gözyaşı ile abus'd.PARIS pobre alma, teu rosto é muito abus'd de lágrimas.
PARIS Zavallı ruhun, senin yüzünü çok gözyaşı ile abus'd.PARIS Pobre alma, tu rostro es mucho abus'd de lágrimas.
PARIS Zavallı ruhun, senin yüzünü çok gözyaşı ile abus'd.PARIS Poor suflet, fata ta este mult mai abus'd cu lacrimi.
PARIS Zavallı ruhun, senin yüzünü çok gözyaşı ile abus'd.PARIS Poor душа, лицето ти е много abus'd със сълзи.
PARIS Zavallı ruhun, senin yüzünü çok gözyaşı ile abus'd.PARIS Slabo dušo, je tvoj obraz veliko abus'd s solzami.
PARIS Zavallı ruhun, senin yüzünü çok gözyaşı ile abus'd.PARIS Úbohá duša, tvoja tvár omnoho abus'd slzami.
PARIS Zavallı ruhun, senin yüzünü çok gözyaşı ile abus'd.PARIS Ubohá duše, tvá tvář mnohem abus'd slzami.
PARIS Zavallı ruhun, senin yüzünü çok gözyaşı ile abus'd.Párizs szegény lélek, te arc sokkal abus'd könnyel.
PARIS Zavallı ruhun, senin yüzünü çok gözyaşı ile abus'd.ΠΑΡΙΣΙ Η κακή ψυχή, το πρόσωπό σου είναι πολύ abus'd με δάκρυα.
PARIS Zavallı ruhun, senin yüzünü çok gözyaşı ile abus'd.ПАРИЖ Бедная душа, твое лицо гораздо abus'd слезами.
PARIS Zavallı ruhun, senin yüzünü çok gözyaşı ile abus'd.נשמה PARIS המסכן, פניך הוא abus'd הרבה דמעות.
PARIS Zavallı ruhun, senin yüzünü çok gözyaşı ile abus'd.باريس الفقيرة الروح ، هو abus'd بكثير جهك بالدموع.
PARIS Zavallı ruhun, senin yüzünü çok gözyaşı ile abus'd.ジュリエット涙がで小さな勝利を持っている、それは彼らにもかかわらず前に十分に悪かったため。
Sahir Abu Namous'un portresi. (Kaynak: Beyond Words Gaza)Het portret van Sahir Abu Namous (Bron: Beyond Words Gaza)

İlgili Sayfalar