absürd ile cümle

absürd kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.따라서 진주귀걸이도 부인의 것이라고 해도 틀린 말은 아니겠죠.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Não é rebuscado pensarmos que este brinco de pérola, na verdade, pertence à mulher dele.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Nem olyan égbekiáltó dolog, hogy az a fülbevaló tulajdonképpen a feleségéé.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Není tak těžké uvěřit, že ta perlová náušnice ve skutečnosti patřila jeho ženě.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.No es muy arriesgado pensar que esa perla era en realidad de su esposa.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Non ci vuole poi molto per credere che quell'orecchino di perla sia in realtà della moglie.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Nu este exagerat să credem că acel cercel aparţinea de fapt soţiei.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Stąd też można domniemać, że kolczyk też należał do żony Vermeera.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Tidak aneh jika kita menganggap bahwa anting mutiara itu sebenarnya adalah milik istrinya.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Έτσι δεν είναι και τόσο παρατραβηγμένο να πούμε ότι αυτό το μαργαριταρένο σκουλαρίκι άνηκε στην γυναίκα του.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Не е невероятно, тази перлена обица да е принадлежала на съпругата му.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Поэтому несложно догадаться, что и эти серёжки принадлежали его жене.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Тому нескладно здогадатися, що і ці сережки належали його дружині.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.מכאן כבר לא כל כך קשה להסיק שעגיל הפנינה שייך בעצם לאשתו.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.فإنه ليس من الغريب استنتاج أن أقراط الؤلؤ ملك لزوجته
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.奥さんのものだと考えて差し支えなさそうです さて 物語に必要な材料は全て揃いました
Bunu anlarız.Absürddür.Ama bu ikisini bir araya getiriyoruz.Asta înțelegem. E absurd. Dar facem conexiunea.
Bunu anlarız.Absürddür.Ama bu ikisini bir araya getiriyoruz.Chápeme to. Je to absurdní. Ale dáme si dvě a dvě dohromady.
Bunu anlarız.Absürddür.Ama bu ikisini bir araya getiriyoruz.Entendemos eso. Es absurdo. Pero ponemos ambas cosas.
Bunu anlarız.Absürddür.Ama bu ikisini bir araya getiriyoruz.Isso nós entendemos. É absurdo. Mas conseguimos juntar as coisas.
Bunu anlarız.Absürddür.Ama bu ikisini bir araya getiriyoruz.우리는 저것을 이해합니다. 이상하지만, 우리 머릿속에서 조합할 수는 있죠.
Bunu anlarız.Absürddür.Ama bu ikisini bir araya getiriyoruz.On comprends ça. C'est absurde. Mais on fait le rapprochement.
Bunu anlarız.Absürddür.Ama bu ikisini bir araya getiriyoruz.Questa la capiamo. È assurda. Ma mettiamole insieme.
Bunu anlarız.Absürddür.Ama bu ikisini bir araya getiriyoruz.Rozumiemy. To absurdalne, ale rozumiemy.
Bunu anlarız.Absürddür.Ama bu ikisini bir araya getiriyoruz.Ta hiểu nó. Nó hoang đường. Nhưng ta vẫn hòa chúng lại với nhau.
Bunu anlarız.Absürddür.Ama bu ikisini bir araya getiriyoruz.We begrijpen dat. Het is absurd. Maar we brengen de dingen samen.
Bunu anlarız.Absürddür.Ama bu ikisini bir araya getiriyoruz.Wir verstehen das. Es ist absurde, aber wir können beides zusammensetzen.
Bunu anlarız.Absürddür.Ama bu ikisini bir araya getiriyoruz.Το καταλαβαίνουμε. Είναι τρελό. Βάζουμε όμως τα δυο μαζί.
Bunu anlarız.Absürddür.Ama bu ikisini bir araya getiriyoruz.Ми розуміємо, що це безглуздо. Але ми співставляємо.
Bunu anlarız.Absürddür.Ama bu ikisini bir araya getiriyoruz.Мы понимаем это. Это абсурд. Но мы соединяем всё вместе.
Bunu anlarız.Absürddür.Ama bu ikisini bir araya getiriyoruz.אנחנו מבינים את זה. זה אבסורדי. אבל אנחנו מחברים בין השניים.
Bunu anlarız.Absürddür.Ama bu ikisini bir araya getiriyoruz.نفهم ذلك، إنه سخيف، ولكننا ندمج ذلك ببعض.
Bunu anlarız.Absürddür.Ama bu ikisini bir araya getiriyoruz.これはもうナンセンスです
Fakat, Afrika'ya yardım, absürd bir tiyatroya dönüştü.Aber Afrika zu helfen wurde in absurdes Theater verwandelt.
Fakat, Afrika'ya yardım, absürd bir tiyatroya dönüştü.Ale pomaganie Afryce zmieniło się w teatr absurdu.
Fakat, Afrika'ya yardım, absürd bir tiyatroya dönüştü. Bu, körler sağırlar birbirini ağırlar gibi.Όμως η βοήθεια στην Αφρική έχει καταντήσει θέατρο του παραλόγου όπου οι τυφλοί οδηγούν τους άσχετους.
Fakat, Afrika'ya yardım, absürd bir tiyatroya dönüştü.Dar ajutarea Africii a devenit un teatru al absurdului.
Fakat, Afrika'ya yardım, absürd bir tiyatroya dönüştü.De Afrika megsegítésének ügye abszurd bohózatba fordult.
Fakat, Afrika'ya yardım, absürd bir tiyatroya dönüştü.하지만 아프리카를 돕는 일은 부조리의 현장으로 전락해버렸습니다.
Fakat, Afrika'ya yardım, absürd bir tiyatroya dönüştü.Maar Afrika helpen is veranderd in een klucht.
Fakat, Afrika'ya yardım, absürd bir tiyatroya dönüştü.Mais l'aide à l'Afrique s'est transformée en une scène de l'absurde.
Fakat, Afrika'ya yardım, absürd bir tiyatroya dönüştü.Ma si é trasformato in un teatro dell'assurdo.
Fakat, Afrika'ya yardım, absürd bir tiyatroya dönüştü.Pero ayudar a África se convertido en un teatro del absurdo.
Fakat, Afrika'ya yardım, absürd bir tiyatroya dönüştü.Но помагането на Африка е обърнато в театър на абсурда.
Fakat, Afrika'ya yardım, absürd bir tiyatroya dönüştü.Но помощь Африке превратилась в театр абсурда.
Fakat, Afrika'ya yardım, absürd bir tiyatroya dönüştü.אבל הסיוע הזה הפך לתאטרון אבסורד.
Fakat, Afrika'ya yardım, absürd bir tiyatroya dönüştü.ولكن مساعدة أفريقيا قد تحولت إلى مسرح اللامعقول.
Fakat, Afrika'ya yardım, absürd bir tiyatroya dönüştü.無知な人々を導くまやかしです
Fotoğraflar, genellikle garip (ve bazen absürd) başlıklar içeriyor:Die Fotos beinhalten für gewöhnlich einen wundersamen (und manchmal auch unsinnigen) Titel:
Fotoğraflar, genellikle garip (ve bazen absürd) başlıklar içeriyor:Normalmente, las fotos incluyen una leyenda singular (y a veces sin sentido).
Fotoğraflar, genellikle garip (ve bazen absürd) başlıklar içeriyor:Было бы замечательно, если бы вы использовали их, чтобы поднять себе настроение.
Kent absürdlüğü -- New Yorker'ın gerçekten yaptığı şey.Absurdismo urbano — é o que a The New Yorker realmente pede.
Kent absürdlüğü -- New Yorker'ın gerçekten yaptığı şey.Absurdismo urbano --es lo que New Yorker realmente pide.
Kent absürdlüğü -- New Yorker'ın gerçekten yaptığı şey.Absurd urban -- asta e ceea ce are de fapt nevoie New Yorker.
Kent absürdlüğü -- New Yorker'ın gerçekten yaptığı şey."Assurdismo urbano": il tipo di cose che mi chiede sempre il New Yorker.
Kent absürdlüğü -- New Yorker'ın gerçekten yaptığı şey.L'absurdisme urbain -- c'est ce que réclame vraiment le New Yorker.
Kent absürdlüğü -- New Yorker'ın gerçekten yaptığı şey.Miejski Absurd - to czym naprawdę jest Nowy York
Kent absürdlüğü -- New Yorker'ın gerçekten yaptığı şey.도시 부조리주의. New Yorker에서 그것을 부르는 이름입니다.
Kent absürdlüğü -- New Yorker'ın gerçekten yaptığı şey.Stedelijk absurdisme -- dat is wat de New Yorker echt oproept.
Kent absürdlüğü -- New Yorker'ın gerçekten yaptığı şey.Sự khác thường của đô thị - đó là thứ mà người New York muốn.

İlgili Sayfalar