Ana içeriğe geç
Sözlük

absürd ile cümle

absürd kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Absürdizme göre insanlar tarih boyunca yaşamlarında bir anlam bulmaya çalışmışlardır.According to absurdism, humans historically attempt to find meaning in their lives.
Varoluşçu Felsefe içinde Absürdizm olarak karşımıza çıkar."Prolegomena k filosofii současnosti".
Bu kavramların muğlaklıkları zaman zaman absürd derecelere ulaşabilir.The vagueness of these terms sometimes can reach absurd levels.
Kent absürdlüğü -- New Yorker'ın gerçekten yaptığı şey.Urban absurdism -- that's what the New Yorker really calls for.
Fakat, Afrika'ya yardım, absürd bir tiyatroya dönüştü.But helping Africa has been turned into a theater of the absurd.
Fotoğraflar, genellikle garip (ve bazen absürd) başlıklar içeriyor:The photos typically include a whimsical (and sometimes nonsensical) caption:
En bilinen Absürdistler Samuel Beckett ve Eugene Ionesco´ydu.Mein Interesse gilt Samuel Beckett und Eugen Ionesco."
Absürdizmin kökenleri 19. yüzyıl Danimarkalı filozof Søren Kierkegaard'a dayanır.Seine Wurzeln reichen zurück auf den dänischen Philosophen Søren Kierkegaard im 19. Jahrhundert.
Absürdizme göre insanlar tarih boyunca yaşamlarında bir anlam bulmaya çalışmışlardır.Согласно абсурдизму, люди на протяжении всей своей истории предпринимали попытки найти смысл жизни.
Absürdizm, varoluşçuluk ile bağlantılıdır fakat birbiriyle karıştırılmamalıdır.Все они необходимы, но не должны смешиваться между собой.
En bilinen Absürdistler Samuel Beckett ve Eugene Ionesco´ydu.Foi um dos grandes representantes do teatro do absurdo junto com Samuel Beckett e Eugène Ionesco.
Absürdizme göre insanlar tarih boyunca yaşamlarında bir anlam bulmaya çalışmışlardır.Het blijft echter de vraag, of de mensheid in de loop van haar geschiedenis werkelijk iets heeft bijgeleerd…
En bilinen Absürdistler Samuel Beckett ve Eugene Ionesco´ydu.Er is een duidelijke invloed te merken van Samuel Beckett en Eugène Ionesco.
Absürdizme göre insanlar tarih boyunca yaşamlarında bir anlam bulmaya çalışmışlardır.Lidé si často kladou otázku, čeho doposud ve svém životě dosáhli.
Kierkegaard bu hikâyenin absürdün erdemi olduğunu düşünür.Din nou, Nickell este de părere că povestea este greu de crezut.
Absürdizmin kökenleri 19. yüzyıl Danimarkalı filozof Søren Kierkegaard'a dayanır.Általános vélemény szerint Bohr olvasta a 19. századi dán filozófust, Søren Kierkegaard-t.
En bilinen Absürdistler Samuel Beckett ve Eugene Ionesco´ydu.Hän oli yksi absurdin teatteritaiteen ensimmäisistä tekijöistä Samuel Beckettin ja Eugene Ionescon kanssa.
Absürdizme göre insanlar tarih boyunca yaşamlarında bir anlam bulmaya çalışmışlardır.Σύμφωνα με τον παραλογισμό, οι άνθρωποι προσπαθούσαν ιστορικά να βρουν το νόημα της ζωής.
Absürdizm, varoluşçuluk ile bağlantılıdır fakat birbiriyle karıştırılmamalıdır.Arten er helt umiskjennelig og kan ikke forveksles med noen andre.
Absürdizm, varoluşçuluk ile bağlantılıdır fakat birbiriyle karıştırılmamalıdır.Thể của động từ có liên hệ chặt chẽ với thì của động từ nhưng không nên nhầm lẫn với nhau.
Varoluşçu Felsefe içinde Absürdizm olarak karşımıza çıkar.実存哲学を専攻。
Absürdizmin kökenleri 19. yüzyıl Danimarkalı filozof Søren Kierkegaard'a dayanır.Ocem egzistencijalne filozofije smatra se danski filozof 19. stoljeća Søren Kierkegaard.
En bilinen Absürdistler Samuel Beckett ve Eugene Ionesco´ydu.K najvýznamnejším predstaviteľom absurdnej drámy patria Samuel Beckett a Eugène Ionesco.
Kierkegaard, Tanrı'nın bilinebilir mantıklı bir amacının olmadığına inanır, absürdü Tanrı'da da bulur.Kierkegaard je bil mnenja, da bi bile stvari zadosti slabe že, če Boga ne bi bilo.
Absürdizmin kökenleri 19. yüzyıl Danimarkalı filozof Søren Kierkegaard'a dayanır.Absurdizmo sąvokos pradininku laikomas XIX a. danų filosofas Sorenas Kirkegoras.
Böyle bir ortamda, devletin böyle bir ţeyi yargýlamýţ olmasý absürdden öte, trajik.V průběhu té doby je představa, že to je to, co měla vláda stíhat... se zdá absurdní, ne-li tragická.
Böyle bir ortamda, devletin böyle bir ţeyi yargýlamýţ olmasý absürdden öte, trajik.Щеше да бъде просто абсурдна, ако не беше трагична. Въпросът е:
Böyle bir ortamda, devletin böyle bir ţeyi yargýlamýţ olmasý absürdden öte, trajik.!في ذلك الوقت كان الرأي أن على الحكومة أن تلاحق هذا .الأمر سخيف إن لم يكن مأساويا
Böyle bir ortamda, devletin böyle bir ţeyi yargýlamýţ olmasý absürdden öte, trajik.これが悲劇でないというなら、 まさに不条理でしょう。 問題は: 起こってしまったことに 対して、私たちは何ができるか、
Bu kadar dev büyüklükte bir yiyecek parçası gerçekten çok absürd duruyor, ancak konu sadece büyüklüğü değil.В действителност, това е нещо чудесно флопи и
Bu kadar dev büyüklükte bir yiyecek parçası gerçekten çok absürd duruyor, ancak konu sadece büyüklüğü değil.זה אבסורד שיש אוכל גדול, אבל זה לא רק כי זה גדול כי, אין דרך זה
Bu kavramların muğlaklıkları zaman zaman absürd derecelere ulaşabilir.A indefinição destes termos pode por vezes chegar a níveis absurdos.
Bu kavramların muğlaklıkları zaman zaman absürd derecelere ulaşabilir.De onduidelijkheid van de termen hierin raakt vaak een absurd niveau.
Bu kavramların muğlaklıkları zaman zaman absürd derecelere ulaşabilir.Die Unbestimmtheit dieser Bedingungen nimmt manchmal absurde Züge an.
Bu kavramların muğlaklıkları zaman zaman absürd derecelere ulaşabilir.Disse vilkår skaber vage formuleringer der sommetider kan nå helt absurde niveauer.
Bu kavramların muğlaklıkları zaman zaman absürd derecelere ulaşabilir.Ich niejednoznaczność sięga czasem granic absurdu.
Bu kavramların muğlaklıkları zaman zaman absürd derecelere ulaşabilir.Imprecizia acestor termeni poate atinge uneori niveluri absurde.
Bu kavramların muğlaklıkları zaman zaman absürd derecelere ulaşabilir.이 용어들의 모호함은 종종 말도 안 되는 지경에 이릅니다.
Bu kavramların muğlaklıkları zaman zaman absürd derecelere ulaşabilir.La vaghezza dei termini può raggiungere livelli assurdi.
Bu kavramların muğlaklıkları zaman zaman absürd derecelere ulaşabilir.La vaguedad de estos términos a veces puede alcanzar niveles absurdos.
Bu kavramların muğlaklıkları zaman zaman absürd derecelere ulaşabilir.Những khái niệm này đôi khi tối nghĩa đến mức lố bịch.
Bu kavramların muğlaklıkları zaman zaman absürd derecelere ulaşabilir.Parfois, l'imprécision de ces termes tutoie les sommets de l'absurde.
Bu kavramların muğlaklıkları zaman zaman absürd derecelere ulaşabilir.Vágnost těchto termínů občas může dosáhnout absurdní úrovně.
Bu kavramların muğlaklıkları zaman zaman absürd derecelere ulaşabilir.Η ασάφεια των όρων αυτών μερικές φορές μπορεί να φτάσει τα επίπεδα του παράλογου.
Bu kavramların muğlaklıkları zaman zaman absürd derecelere ulaşabilir.Неопредёленности этих терминов иногда могут достигать абсурда.
Bu kavramların muğlaklıkları zaman zaman absürd derecelere ulaşabilir.Понякога неяснотата на езика може да достигне до абсурдни нива.
Bu kavramların muğlaklıkları zaman zaman absürd derecelere ulaşabilir.הערפול של אלה לפעמים יכול להגיע לרמות אבסורדיות.
Bu kavramların muğlaklıkları zaman zaman absürd derecelere ulaşabilir.悪意的だ 「情報生産マシン」という用語は
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Ce n'est pas un acte de foi de croire que cette boucle d'oreille ait appartenu à sa femme.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Det är inte helt otänkbart att föreställa sig att pärlörhänget faktiskt tillhör hans hustru.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Det er ikke så skørt at tro, at den perleørering rent faktisk tilhører hans kone.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Es ist kein so großes Wagnis, anzunehmen, dass der Perlenohrring tatsächlich seiner Frau gehört.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Het is niet zo'n grote stap om aan te nemen dat de parel van zijn vrouw was.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Không phải là vô căn cứ khi tin là đôi hoa tai ngọc trai đó thật sự thuộc về vợ của ông.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.따라서 진주귀걸이도 부인의 것이라고 해도 틀린 말은 아니겠죠.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Não é rebuscado pensarmos que este brinco de pérola, na verdade, pertence à mulher dele.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Nem olyan égbekiáltó dolog, hogy az a fülbevaló tulajdonképpen a feleségéé.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Není tak těžké uvěřit, že ta perlová náušnice ve skutečnosti patřila jeho ženě.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.No es muy arriesgado pensar que esa perla era en realidad de su esposa.
Bu noktada inci küpenin Vermeer'in eşine ait olduğunu kabul etmek, o kadar da absürd kaçmaz herhalde.Non ci vuole poi molto per credere che quell'orecchino di perla sia in realtà della moglie.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod