Ana içeriğe geç
Sözlük

abe ile cümle

abe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Sonra Şadrak'ı, Meşak'ı, Abed-Nego'yu Babil İli'nde daha yüksek görevlere atadı.Sadrach, Mesach en Abednego stonden vanaf dat moment in hoog aanzien bij de koning.
Sonra Şadrak'ı, Meşak'ı, Abed-Nego'yu Babil İli'nde daha yüksek görevlere atadı.Så ophøiet kongen Sadrak, Mesak og Abed-Nego til ære og verdighet i landskapet Babel.
Sonra Şadrak'ı, Meşak'ı, Abed-Nego'yu Babil İli'nde daha yüksek görevlere atadı.Tedy król zacnie wywyższył Sadracha, Mesacha i Abednega w krainie Babilońskiej.
Sonra Şadrak'ı, Meşak'ı, Abed-Nego'yu Babil İli'nde daha yüksek görevlere atadı.Und der König gab Sadrach, Mesach und Abed-Nego große Gewalt in der Landschaft Babel.
Sonra Şadrak'ı, Meşak'ı, Abed-Nego'yu Babil İli'nde daha yüksek görevlere atadı.Vtedy zase zvelebil kráľ Sadracha, Mézacha a Abednéga, takže sa mali dobre v krajine Babylona.
Sonra Şadrak'ı, Meşak'ı, Abed-Nego'yu Babil İli'nde daha yüksek görevlere atadı.Vua bèn thăng chức cho Sa-đơ-rắc , Mê-sác và A-bết-Nê-gô trong tỉnh Ba-by-lôn .
Sonra Şadrak'ı, Meşak'ı, Abed-Nego'yu Babil İli'nde daha yüksek görevlere atadı.Vua bèn thăng chức cho Sa-đơ-rắc, Mê-sác và A-bết-Nê-gô trong tỉnh Ba-by-lôn.
Sonra Şadrak'ı, Meşak'ı, Abed-Nego'yu Babil İli'nde daha yüksek görevlere atadı.Τοτε ο βασιλευς προεβιβασε τον Σεδραχ, Μισαχ και Αβδε-νεγω εις την επαρχιαν της Βαβυλωνος.
Sonra Şadrak'ı, Meşak'ı, Abed-Nego'yu Babil İli'nde daha yüksek görevlere atadı.Тогава царят повиши Седраха, Мисаха и Авденаго във вавилонската област.
Sonra Şadrak'ı, Meşak'ı, Abed-Nego'yu Babil İli'nde daha yüksek görevlere atadı.Тогда царь возвысил Седраха, Мисаха и Авденаго в стране Вавилонской.
Sonra Şadrak'ı, Meşak'ı, Abed-Nego'yu Babil İli'nde daha yüksek görevlere atadı.באדין מלכא הצלח לשדרך מישך ועבד נגו במדינת בבל׃
Sonra Şadrak'ı, Meşak'ı, Abed-Nego'yu Babil İli'nde daha yüksek görevlere atadı.حينئذ قدم الملك شدرخ وميشخ وعبد نغو في ولاية بابل
Sonra Şadrak'ı, Meşak'ı, Abed-Nego'yu Babil İli'nde daha yüksek görevlere atadı.那 時 王 在 巴 比 倫 省 、 高 升 了 沙 得 拉 、 米 煞 、 亞 伯 尼 歌
Sonra Şadrak'ı, Meşak'ı, Abed-Nego'yu Babil İli'nde daha yüksek görevlere atadı.那 時王 在 巴比倫省 、 高 升 了 沙得拉 、 米煞 、 亞伯尼歌
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.Also kratzte ich den Schleim ab und schickte ihn nach Aberdeen.
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.Aveam un tub mic cu alcool în care am pus-o ca să o trimit la geneticieni.
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.De ese modo envié el lodo a Aberdeen.
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.Ho raschiato il muco e l'ho spedito ad Aberdeen, e ho detto loro:
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.Ik schraapte het slijm eraf en en zond het naar Aberdeen.
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.J'ai donc raclé la pituite, et je l'ai envoyée à Aberdeen.
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.그것을 애버딘에 있는 유전학자에게 보내고
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.Měl jsem s sebou zkumavku s alkoholem, abych to poslal genetikům.
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.Pobrałem próbkę śluzu i wysłałem do Aberdeen.
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.Raspei a substância e enviei-a para Aberdeen.
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.Tôi đã lấy những chất lỏng đó và gửi tới Aberdeen.
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.Zoškriabaný sliz som poslal do Aberdeenu.
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.Έξυσα τη βλέννα και την έστειλα στο Αμπερντίν.
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.Итак, я соскрёб слизь и отправил образец в Абердин.
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.אז גירדתי את הריר ושלחתי אותו לאברדין.
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.فقشطت اللُعاب وارسلته الى "ابيرديين"
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.そして私は「試してみてください」と言いました
Teknoloji olmasaydı, "30 saniyede arabayı rezerve et, al ve kullan" biraz abes olurdu.가장 중요한 것은 차를 예약하고, 가지러 가고, 운전하는데 까지 30초가 걸리도록 하는 것이었습니다.
Teknoloji olmasaydı, "30 saniyede arabayı rezerve et, al ve kullan" biraz abes olurdu.La tecnologia doveva essere completamente efficiente.
Teknoloji olmasaydı, "30 saniyede arabayı rezerve et, al ve kullan" biraz abes olurdu.Необходимо, чтобы всё было максимально просто: 30 секунд чтобы забронировать машину, взять ее и сесть за руль.
Teknoloji olmasaydı, "30 saniyede arabayı rezerve et, al ve kullan" biraz abes olurdu.היה חשוב שיהיה פשוט וקל לשכור תוך 30 שניות-- להזמין רכב, לקחת אותו, לנהוג בו.
Teknoloji olmasaydı, "30 saniyede arabayı rezerve et, al ve kullan" biraz abes olurdu.إنها تتطلب بأن تكون عاديا تماما، وأنها تستغرق 30 ثانية لإستئجارها. -- لحجز سيارة، الحصول عليها، قيادتها.
Teknoloji olmasaydı, "30 saniyede arabayı rezerve et, al ve kullan" biraz abes olurdu.そういった手軽さが必要でした サービス提供者の観点では
Turşu bir güzel, gerçekten, diye düşündüm; abed geniş gün garip bir evde, yamyam bir tomahawk!Bardzo słone, naprawdę, myślałem, abcd tutaj, w obcym domu w szerokim dnia z kanibalem i tomahawk!
Turşu bir güzel, gerçekten, diye düşündüm; abed geniş gün garip bir evde, yamyam bir tomahawk!Egy szép uborka, igazán, gondoltam, ágyban itt egy furcsa házban nagy nap egy kannibál and a Tomahawk!
Turşu bir güzel, gerçekten, diye düşündüm; abed geniş gün garip bir evde, yamyam bir tomahawk!Hezká okurka, opravdu, že jsem, v posteli, tady v cizím domě v širším den, s kanibal a tomahawkem!
Turşu bir güzel, gerçekten, diye düşündüm; abed geniş gün garip bir evde, yamyam bir tomahawk!피클 아주, 정말, 내 생각에, 잠자리에 여기에 넓은 하루에 이상한 집에서, 식인종과 큰 도끼와 함께!
Turşu bir güzel, gerçekten, diye düşündüm; abed geniş gün garip bir evde, yamyam bir tomahawk!Pekná uhorka, naozaj, že som, v posteli, tu v cudzom dome v širšom deň, s kanibal a Tomahawk!
Turşu bir güzel, gerçekten, diye düşündüm; abed geniş gün garip bir evde, yamyam bir tomahawk!Precej škripcih, resnično, pomislil sem, tukaj v postelji nenavaden hiši v širšem dan, s Cannibal in TOMAHAWK!
Turşu bir güzel, gerçekten, diye düşündüm; abed geniş gün garip bir evde, yamyam bir tomahawk!Досить розсолу, дійсно, думав, що я, в ліжку тут, у чужому будинку в широкому день, з людожером і томагавк!
Turşu bir güzel, gerçekten, diye düşündüm; abed geniş gün garip bir evde, yamyam bir tomahawk!Доста туршия, наистина си мислех, легнал тук в чужда къща в широкия ден, с един канибал и томахавка!
Turşu bir güzel, gerçekten, diye düşündüm; abed geniş gün garip bir evde, yamyam bir tomahawk!די חמוצים, באמת, חשבתי, עבד כאן בבית זר ביום רחבה, עם קניבל לבין הטומהוק!
Turşu bir güzel, gerçekten, diye düşündüm; abed geniş gün garip bir evde, yamyam bir tomahawk!ورطة جميلة ، حقا ، فكرت ، وهنا في منزل عابد غريبة في يوم واسع ، مع أكلة لحوم البشر وتوماهوك a!
Turşu bir güzel, gerçekten, diye düşündüm; abed geniş gün garip bir evde, yamyam bir tomahawk!人食いandトマホークで! "Queequeg - !善の名の下に、
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.Ale ci trzej mężowie, Sadrach, Mesach i Abednego, wpadli w pośród pieca ogniem pałającego związani.
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.Ale ti tři muži, Sidrach, Mizach a Abdenágo, padli do prostřed peci ohnivé rozpálené svázaní.
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.A tí traja mužovia, Sadrach, Mézach a Abednégo, padli doprostred ohnivej pece rozpálenej poviazaní.
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.A ti trije možje, Sadrah, Mesah in Abednego, so padli zvezani v sredo goreče, razbeljene peči.
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.Az a három férfiú pedig: Sidrák, Misák és Abednégó, az égõ, tüzes kemenczébe esék megkötözve.
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.Còn ba người , Sa-đơ-rắc , Mê-rác , A-bết-Nê-gô , vẫn bị trói mà rơi vào giữa lò lửa hực .
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.Còn ba người, Sa-đơ-rắc, Mê-rác, A-bết-Nê-gô, vẫn bị trói mà rơi vào giữa lò lửa hực.
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.Dar aceşti trei oameni: Şadrac, Meşac şi Abed-Nego, au căzut legaţi în mijlocul cuptorului aprins.
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.Demikianlah, ketiga orang yang terikat erat itu jatuh ke dalam perapian yang menyala-nyala itu
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.E estes três, Sadraque, Mesaque e Abednego, caíram atados dentro da fornalha de fogo ardente.
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.Et ces trois hommes, Schadrac, Méschac et Abed Nego, tombèrent liés au milieu de la fournaise ardente.
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.이 세 사람 사드락과 메삭과 아벳느고는 결박된채 극렬히 타는 풀무 가운데 떨어졌더라
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod