abartı ile cümle

abartı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Eksikliğinizi abartılı bir şekilde telafi etmeye çalışırsınız.Man überkompensiert.
Eksikliğinizi abartılı bir şekilde telafi etmeye çalışırsınız.Przesadzacie.
Eksikliğinizi abartılı bir şekilde telafi etmeye çalışırsınız.Túlkompenzálnak.
Eksikliğinizi abartılı bir şekilde telafi etmeye çalışırsınız.Uno compensa en exceso.
Eksikliğinizi abartılı bir şekilde telafi etmeye çalışırsınız.Vous surcompensez.
Eksikliğinizi abartılı bir şekilde telafi etmeye çalışırsınız.Вие свръхкомпенсирате.
Eksikliğinizi abartılı bir şekilde telafi etmeye çalışırsınız.Ви перестраховуєтесь.
Eksikliğinizi abartılı bir şekilde telafi etmeye çalışırsınız.Вы переигрываете.
Eksikliğinizi abartılı bir şekilde telafi etmeye çalışırsınız.אתם מפצים יתר על המידה.
Eksikliğinizi abartılı bir şekilde telafi etmeye çalışırsınız.ستكون ردة فعلك مبالغ فيها
Eksikliğinizi abartılı bir şekilde telafi etmeye çalışırsınız.オーバーなジェスチャーをし
Fakat kişilik acıyı abartır.Pero la identificación exagera el dolor
Fakat kişilik acıyı abartır.Но отождествленность преувеличивает боль.
Harf mi? Yapma Albert! Bence çok abartıyorsun..מתחזה? די אלברט .אתה מאבד את הקשר עם המציאות
Hatırlayalım ki bu 3 kişi bütün piyasayı oluşturuyor. Bu ciddi(hatta abartılı) bir basitleştirme.Ingatlah, di sini ada seluruh pasar yang ikut menentukan, ini hanyalah penyederhanaannya saja.
Hatırlayalım ki bu 3 kişi bütün piyasayı oluşturuyor. Bu ciddi(hatta abartılı) bir basitleştirme.Pamiętajmy, że to przedstawia cały rynek w swoim olbrzymim uproszczeniu.
Hayal kırıklığına uğramış kişiler de vardı. Bense abartıldığı kadar etkilenmedim.Altri erano un po' meno impressionati, e io ero fra questi.
Hem yaratıcı hem de abartıya kaçmıyor.E creativ, dar ştie când s-o lase mai moale.
Hem yaratıcı hem de abartıya kaçmıyor.É criativo, mas sabe quando deve abrandar.
Hem yaratıcı hem de abartıya kaçmıyor.Es creativo, pero sabe cuando detenerse.
Hem yaratıcı hem de abartıya kaçmıyor.Fais appel à lui. C'est un créatif, mais il sait s'effacer quand il faut.
Hem yaratıcı hem de abartıya kaçmıyor.Hij is creatief, maar weet wel wanneer hij moet ophouden.
Hem yaratıcı hem de abartıya kaçmıyor.Kreatív, de tudja hol a határ.
Hem yaratıcı hem de abartıya kaçmıyor.هو مبدع و لكن يعرف متى يتراجع
Hiç abartısız söylüyorum bunu.Das meine ich ziemlich wörtlich.
Hiç abartısız söylüyorum bunu.Et je le dis littéralement.
Hiç abartısız söylüyorum bunu.Y lo digo literalmente.
Hiç abartısız söylüyorum bunu.Я заявляю это с полной серьёзностью.
Hiç abartısız söylüyorum bunu.ואני מתכוון לכך פשוטו כמשמעו.
Hiç abartısız söylüyorum bunu.و أنا أعني هذا بطريقة حرفية.
Hikayesi mantıksızlığı, abartısı, heyecan vericiliği ve büyük planıyla insanları kışkırtır.A sua história incita as pessoas com absurdos, exageros, emoções e um grande plano.
Hikayesi mantıksızlığı, abartısı, heyecan vericiliği ve büyük planıyla insanları kışkırtır.Su historia incita a las personas con su ridiculez, exageración, sensación y plan grandioso.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Az egyik eredménye a gondolkodásnak az volt, hogy az azonosság hihetetlenül túlértékelt.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Eén van de denksporen waar ik bij betrokken was, was dat gelijkheid zo ongelooflijk overschat is.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Einer meiner Gedankenstränge, die mich beschäftigten war, dass Gleichheit so unglaublich überbewertet wird.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.En av tanketrådarna som jag var involverad i var att likriktning är otroligt överskattat.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Jednym z zagadnień, którymi się zajmowałem, było to, że identyczność jest zdecydowanie przereklamowana.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.저도 그렇게 생각해 왔던 것 중 하나는 동일성이 믿어지지 않을 만큼 너무 과대평가 된 것입니다.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Một trong những suy nghĩ của tôi là sự giống nhau được đánh giá quá cao đến mức kinh ngạc.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Salah satu buah pikiran yang muncul adalah bahwa keseragaman merupakan sesuatu yang terlalu dibesar-besarkan.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Uma das linhas de pensamento em que estava envolvido era que a uniformidade é incrivelmente sobrevalorizada.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Uno dei pensieri a cui ho rivolto particolare attenzione è che l'omogeneità è estremamente sopravvalutata.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Yksi asioista, joita mietin, kuului: yhdenmukaisuus on uskomattoman yliarvostettua.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Една от нишките ми на мислене беше, че еднообразието е тъй невероятно надценявано.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Меня мучила идея одинаковости, которую настолько переоценивают.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.והכי חשוב כנראה, כל דבר שעשינו
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.كانت أحد أنماط التفكير التي كنت مشاركا فيها كانت أنّ التشابه كان أمرا مبالغا فيه.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.標準化に対する過大評価です 全てが同じというアプローチは
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.A že komunity rovnako zmýšľajúcich ľudí sa preceňujú.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.Dále jsem jí řekla, že městská komunita přátel je přeceňována.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.Deuxièmement, j'ai dit à Emma que la tribu urbaine était surfaite.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.For det andet fortalte jeg Emma at alle vores små kliker er overvurderede.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.För det andra sa jag till Emma att "stadsstammen" är överskattad.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.În al doilea rând, i-am spus Emmei că tribul urban este supraevaluat.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.Inoltre, le dissi che la tribù urbana è sovrastimata.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.둘째, 저는 엠마에게 몰려다니는 것이 과대 평가되어 있다고 말했죠.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.Kot drugo, sem Emmi povedala, da je urbano pleme precenjeno.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.Másodjára, elmondtam Emmának, hogy a városi banda túl van értékelve.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.Po drugie, powiedziałam, że więzi koleżeńskie są przeceniane.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.Segundo, le dije a Emma que las tribus urbanas están sobrevaloradas.
İlgili Sayfalar