aşkını ile cümle
aşkını kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Van Gogh, kuzenine aşkını açıklayarak ve ona evlenme teklif ederek herkesi şaşırttı.Van Gogh mengejutkan semua orang dengan menyatakan cintanya kepadanya dan mengusulkan pernikahan.
Aşkını ona açıklamak istemektedir.Dia mengungkapkan cintanya.
Bu durum Ben'in Juliet'e olan aşkını açıklmasına yol açar.Dia merasa bersalah dengan apa yang telah dia lakukan kepada Julian.
Morali bozuktur çünkü ilk aşkını özleyeceğini biliyordur.Kasih tambah sedih, karena ia harus kehilangan anaknya.
VII. Kleopatra, Sezar'ın gözüne girme konusunda daha başarılı olmuş ve onun aşkını kazanmıştır.Cleopatra VII đã thành công hơn trong việc nhận được sự ủng hộ của Caesar và trở thành người tình của ông.
Bazarov’a aşıktır fakat içine düşebileceği duygusal karmaşadan korktuğu için aşkını itiraf edememektedir.Bà yêu Bazarov, nhưng không thể thừa nhận vì sợ những cảm xúc bấn loạn có thể đến.
O akşam Tatyana, Onegin'e aşkını açıklayan bir mektup yazıp gönderir.Tối hôm ấy, nàng viết thư cho Onegin để bày tỏ nỗi lòng.
Ancak Kuhn, aşkını yazılı bir şekilde açıklamaktan kendini alamaz.Tuy nhiên Hoshi vẫn luôn trăn trở vì không thể tự viết ra những ca khúc riêng.
1836 civarında Prešeren sonunda Julija'ya olan aşkının geri dönmeyeceğini kabul etmiştir.1836年頃、プレシェーレンはユリヤへの愛が成就しないことを悟る。
Ve aşkının göstergesi olarak, Aragorn Arwen’e Barahir’in Yüzüğü'nü verdi.婚約の印として、アラゴルンは家宝のバラヒアの指輪をアルウェンに渡した。
Bir süre sonra da aşkını açıkça itiraf eder.それとは知らず彼は愛を告白してしまう。
VII. Kleopatra, Sezar'ın gözüne girme konusunda daha başarılı olmuş ve onun aşkını kazanmıştır.この時クレオパトラ7世はカエサルを魅了し、彼の愛人となった。
Bazıları evine dönmüş, bazıları farklı sebeplerle (aşkını bulmak gibi) ayrılmıştır.様々な境遇に育ち、みんな何らかの形で親に見捨てられた子供たち。
Bazarov’a aşıktır fakat içine düşebileceği duygusal karmaşadan korktuğu için aşkını itiraf edememektedir.她愛上巴扎羅夫,但她不能承認她的愛,因為她恐懼這些會帶來的混亂。
Prens Prenses'e aşkını ilan eder.立誓要救出公主。
Kont ona olan aşkını ilan eden şarkılara başlar.玩家需要唱對《陪著你走》的副歌拍子開頭。
Son olarak yanında Kharitler ve Horalar olan Afrodit dünyanın en güzel kadınının aşkını vermeyi teklif etti.이에 파리스는 세상에서 가장 아름다운 여자와 사랑에 빠지게 되는 것을 조건으로 아프로디테에게 사과를 주었다.
Morali bozuktur çünkü ilk aşkını özleyeceğini biliyordur.범인은 눈치채지 못했지만, 사유리는 그가 첫사랑의 상대였다는 것을 알고 있었다.
O akşam Tatyana, Onegin'e aşkını açıklayan bir mektup yazıp gönderir.타티야나의 편지 : 그날 밤, 침실에서 오네긴에게 열정적인 사랑의 편지를 쓰는 타티야나.
Şarkı sözleri ise insan ilişkilerini ve insan aşkını işler.שיריו עוסקים ביחסים שבין בני האדם לאלוקים.
Bazıları evine dönmüş, bazıları farklı sebeplerle (aşkını bulmak gibi) ayrılmıştır.חלק מתושבי הבית מגיעים עצמאית, וחלקם מופנים על ידי גורמי הרווחה.
Varlığınız, aşkınızla biçimlenecektir."נעשה ונקריב לפניך באהבה".
Aşkını ona açıklamak istemektedir.במכתב היא מביעה את אהבתה אליו.
Bu romanında bir kadının ilk aşkını unutamayacağı inancını çürütmeye çalıştı.В новелата се опитва да отхвърля убеждението, че жената не може да забрави първата си любов.
Ülkenin % 90'ı aşkını Türklerden oluşmaktadır.90 % от населението е от турски произход.
Aşkını ona açıklamak istemektedir.Tamo ju nauči kako voljeti.
Şarkı sözleri ise insan ilişkilerini ve insan aşkını işler.Pjesma povezuje ljubav i oružje.
Morali bozuktur çünkü ilk aşkını özleyeceğini biliyordur.Ker ve, da bo zelo pogrešala svojo prvo ljubezen, je razžaloščena.
Aşkını ona açıklamak istemektedir.On ji izpove svojo ljubezen.
Şarkıda üflemeli çalgılar hocasının kızına olan aşkını anlatmaktadır.V ciklu Razni motivi so ljubezenske pesmi Moja Muza ...
Bazıları evine dönmüş, bazıları farklı sebeplerle (aşkını bulmak gibi) ayrılmıştır.Daug žmonių neteko namų, kai kurie pasitraukė iš krašto.
İlk sezonun başlarında Şeyma, Öykü'nün Mete'ye olan aşkını görmüştür.Esimese hooaja lõpus aga selgub, et ka Sara armastas kunagi Tarot.
O akşam Tatyana, Onegin'e aşkını açıklayan bir mektup yazıp gönderir.Pärast balli kirjutab Onegin Tatjanale hulga armastuskirju, rääkides kirglikult oma armastusest.
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -Aber, wie ein misbehav'd und mürrisch Weibsbild, Du pout'st auf dein Glück und deine Liebe: -
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -Ale ako misbehav'd a mrzutým dievča, Ty pout'st na tvoje šťastie a svoju lásku -
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -Ale, jak dziewucha misbehav'd i posępny, Ty pout'st na twoje szczęście i miłość swego: -
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -Ale jako misbehav'd a mrzutým děvče, Ty pout'st na tvé štěstí a svou lásku -
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -Ampak, kot misbehav'd in mračna wench, Thou pout'st na tvoje sreče in tvoje ljubezni: -
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -Dar, ca o târfă misbehav'd şi ursuz, Tu pout'st pe averea ta şi iubirea ta: -
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -De, mint egy misbehav'd és mogorva leányzó, te pout'st a te és a te szerencse szeretet: -
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -Maar, net als een misbehav'd en sombere deern, Gij pout'st over uw geluk en uw liefde: -
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -Mais, comme une donzelle misbehav'd et renfrogné, tu pout'st sur ta fortune et ton amour: -
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -Mas, como uma rapariga misbehav'd e mal-humorada, Tu pout'st sobre a tua fortuna e amam a tua: -
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -Ma, una femmina misbehav'd e scontroso, tu pout'st sulla tua fortuna e il tuo amore: -
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -Men, som en misbehav'd och trumpen jänta, du pout'st på din lycka och din kärlek: -
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -Men, som en misbehav'd og tvær tøs, Du pout'st paa din formue og din kærlighed: -
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -그러나 misbehav'd와 육중한 처녀처럼, 너는 너의 행운과 그대의 사랑시 pout'st : -
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -Mutta kuten misbehav'd ja juro piika, Sinä pout'st kun sinun onni ja sinun rakkautta: -
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -Pero, al igual que una moza misbehav'd y hosco, Tú pout'st sobre tu fortuna y tu amor: -
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -Tapi, seperti dara misbehav'd dan cemberut, Engkau pout'st pada keberuntungan Mu dan cinta-Mu: -
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -Tuy nhiên, giống như một thiếu nư misbehav'd và buồn Chúa pout'st khi tài sản của Chúa và tình yêu của Chúa:
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -Αλλά, όπως ένα misbehav'd και βλοσυρή υπηρέτρια, Εσύ pout'st κατά τύχη σου και σου αρέσει: -
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -Но, как и misbehav'd и угрюмый девка, Ты pout'st на твое счастье и любовь твоя: -
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -Но като misbehav'd и мрачна момиче, Ти pout'st върху щастието ти и твоята любов: -
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -אבל, כמו חתיכה misbehav'd וזועף, אתה pout'st על המזל שלך והאהבה שלך: -
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -ولكن ، مثل فتاة misbehav'd ومتجهمة ، انت pout'st على الحظ والحب خاصتك خاصتك : --
Ama misbehav'd ve somurtkan bir zamparalık gibi, sen, senin servet ve senin aşkının üzerine pout'st: -用心する、悲惨な、ダイのために、留意してください。として定められた、汝の愛に、なたを取得、移動、
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?Bố không biết là để bảo vệ tình yêu của mình thì cần phải có tiền sao?
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?Czy Ty wiesz że aby ochronić swoją miłość potrzeba pieniędzy?
Aşkını korumak için paraya ihtiyacın olduğundan haberin var mı senin?돈이 있어야 사랑을 지킨다 아입니꺼!