Aşkın kör olduğunu söylüyorlar.They say love is blind.
Aşkın gözü kördür derler.They say love is blind.
Aşk asla boşa gitmez.Love is never wasted.
Sen yaşamımın büyük aşkısın.You are the great love of my life.
Aşk hikayelerinden hoşlanmıyorsun.You don't like love stories.
Senin aşk problemlerini okuldan geri dönerken tartışalım.Let's discuss your love problems on the way back from school.
Ceketini askıya as.Hang your coat on the hook.
40 yılı aşkın bir süredir barıştan keyif aldık.We have enjoyed peace for more than 40 years.
Bazı yük vagonları raydan çıktıktan sonra, hizmetler Chuo Hattı üzerinde askıya alındı.After some freight cars were derailed, services were suspended on the Chuo Line.
İngilizce bir aşk mektubu yazmak kolay değildir.To write a love letter in English is not easy.
Allah aşkına burada ne yapıyorsun?What on earth are you doing here?
Allah aşkına neden yeni yapılmış evini sattın?Why on earth did you sell your newly-built house?
Allah aşkına sorun nedir?What on earth is the matter?
Allah aşkına odamda ne yapıyorsun?What on earth are you doing in my room?
Allah aşkına ne yapıyorsun?What on earth are you doing?
Aşk ve nefret zıt duygulardır.Love and hate are opposite emotions.
Ama aşk kalbinizi kırabilir.But love can break your heart.
Aşk, harika bir duygu, herkese hayatında günün birinde gelir.Love, which is a wonderful feeling, comes to everyone at some time in their life.
Aşk dünyayı döndürür.Love makes the world go round.
Aşk gizemli yollarda ilerler.Love moves in mysterious ways.
Aşk onu rüyalarında görmektir.Love is seeing her in your dreams.
Aşk, onu rüyalarında görmektir.Love is seeing her in your dreams.
Dünyayı yöneten aşktır.It is love that rules the world.
Ebeveynler mantıklı değiller, çünkü aşk mantıklı değil.Parents aren't rational because love isn't rational.
Aşkın ince olduğu yerde hatalar kalındır.Faults are thick where love is thin.
Aşk, hayatınızı düzeltebilir.Love can mend your life.
Lamba bir ağacın dalından askıya alındı .The lamp was suspended from the branch of a tree.
Aşk, zamanında gelecek.Love will come in time.
Ve senin aşkını kaybedersem her şeyimi kaybederim.And if I lose thy love, I lose my all.
Su olmasa, askerler ölürdü.Without water, the soldiers would have died.
Makoto Ayers Rock'un zirvesinde gerçek aşkını buldu. O, Osakalı.Makoto found his true love on top of Ayers Rock. She's from Osaka.
Bob, Mary ile bir yılı aşkın bir süredir nişanlıdır.Bob has been engaged to Mary for over a year.
Askeri bando üyeleri çok mutlu görünüyordu.The brass band members looked very happy.
Birkaç askıya ihtiyacım var.I need some hangers.
En zengin adam gerçek aşkı satın alamaz.The richest man cannot buy true love.
Tom Mary ile bir partide tanıştı, ve o ilk görüşte aşktı.Tom met Mary at a party, and it was love at first sight.
Ceketini kapının yanındaki askıya as.Hang your jacket on the hook by the door.
O tek-taraflı bir aşk ilişkisiydi.It was a one-sided love affair.
Bu çok kötü bir aşk ilişkisi.It's a terrible affair.
Bu onun ailesine olan aşkının derinliğini gösterir.It shows the depth of his love for his family.
Bazı askerler emirlere itaat etmeye isteksizlerdi.Some soldiers were reluctant to obey the commands.
Askerler hükümete karşı hoşnut değillerdi.The soldiers were disaffected toward the government.
Asker cesurca davrandı.The soldier acted bravely.
Asker, tüfeğiyle düşmana ateş açmayı reddetti.The soldier refused to fire his rifle at the enemy.
Asker bacağından yaralanmıştı ve hareket edemiyordu.The soldier was wounded in the leg and couldn't move.
Asker bacağından yaralandı.The soldier was wounded in the leg.
Asker eylemde öldürüldü.The soldier was killed in action.
Asker, operasyon sırasında öldürüldü.The soldier was killed in action.
Asker yerde yaralı yatıyordu.The soldier lay injured on the ground.
Asker onun adını verdi.The soldier gave his name.
Asker yaralarını hafife aldı.The soldier made light of his wounds.
Yarası önemsizmiş gibi asker devam etti.The soldier carried on as if his wound was nothing.
Asker zerre kadar ölmekten korkmuyordu.The soldier was not in the least afraid to die.
Asker uzanmış ölüyordu.The soldier lay dying.
Asker silahsız bir düşmana ateş etmeyi reddetti.The soldier disdained shooting an unarmed enemy.
Asker yatakta acı içinde uzanıyordu.The soldier lay in agony on the bed.
Asker bana su verdi.The soldier gave water to me.
Askerler vatan haini çıktı.The soldiers turned traitor.
Askerler kahramanca savaştılar fakat sonunda teslim olmak zorunda kaldılar.The soldiers fought valiantly, but finally they had to give in.
Askerler silahlarla donatılmıştı.The soldiers were equipped with weapons.