Böylesine bir davranış için aşağılamaktan başka hiçbir şey hissetmiyorum.I feel nothing but contempt for such behavior.
Tom'u aşağılamak istemiyorum.I don't want to humiliate Tom.
Tom'u aşağılamak istemedim.I didn't want to humiliate Tom.
Seni aşağılamak istemedim.I didn't want to humiliate you.
Aşağılamak, yüceltmenin başlangıcıdır.Humiliation is the beginning of sanctification.
Ben onu aşağılamak istemiyorum.I don't want to insult him.
Ben onu aşağılamak istemedim.I didn't want to insult him.
Onu aşağılamak istemiyorum.I don't want to humiliate her.
Biz onları aşağılamak istemedik.We didn't want to humiliate them.
Ben onları aşağılamak istemedim.I didn't want to humiliate them.
Onu aşağılamak istemedim.I didn't want to humiliate her.
Tom'u aşağılamak istemedik.We didn't want to humiliate Tom.
Tom'u aşağılamak istemeyiz.We don't want to humiliate Tom.
Neden beni sürekli aşağılamak zorundasın?Why do you have to put me down all the time?
Öte yandan, hükümet Yahudileri aşağılamak için elinden geleni yaptı.The government meanwhile accomplished all it could toward the complete humiliation of the Jews.
Suçun maddî ve manevi unsuru aşağılamaktır.Occult Fundamentals and Spiritual Unfoldment.
Abini aşağılamak mı?Insult your brother?
Toplumda birini aşağılamak istediğimizde ona hayalci olarak hitap ederiz.In our society, if we want to insult somebody, we call them a dreamer.
Tabi ki, sadece insanları aşağılamakla kalmıyoruz.Now, of course, we're not just insulting people.
Yağmacı tacizci: Başkalarını aşağılamaktan cinsel heyecan duyan kişi.A predatory harasser: a person who gets sexual thrills from humiliating others.
Tom'u aşağılamak istemedim.Ich wollte Tom nicht demütigen.
Öte yandan, hükümet Yahudileri aşağılamak için elinden geleni yaptı.Pendant ces années le gouvernement fit tout en son pouvoir pour déraciner les juifs du judaïsme.
O, insanları aşağılamaktan hoşlanır.Zij vindt het leuk mensen te vernederen.
Ben onu aşağılamak istemiyorum.Я не хочу його образити.
Ben onu aşağılamak istemiyorum.Я не хочу її образити.
Öte yandan, hükümet Yahudileri aşağılamak için elinden geleni yaptı.Guvernul Sovietic a încercat din motive politice să minimizeze suferința evreilor.
Yaşlı adam büyük bir hiddetle ve aşağılamak için büyük bir ordu ile geldi.Az idős ember erős sereggel és rendkívüli haraggal érkezett.
Muggle doğumlu büyücülere bazı safkan büyücüler "mudblood (bulanık)" diyerek onları aşağılamaktadırlar.純血主義者は、マグルやマグル生まれの魔法族を「穢れた血」 (mud-blood) と呼び、侮蔑している。
"Halkçı" kelimesi bazen siyasi rakipler tarafından aşağılamak amacıyla kullanılmaktadır.「反革命」通常被用来对政敌的攻击。
Amaç rakibini aşağılamak, komik duruma düşürmek veya sindirmektir.To doseže avtor z obladovanjem smešnosti ali komike.
Öte yandan, hükümet Yahudileri aşağılamak için elinden geleni yaptı.Valstybinė propaganda žemino žydus.
Daha oncede bu antlasmanın Prusyayı bölmek ve (tahrip etmek) asagılamak oldugundan bahsetmiştim.프로이센 왕국에게 굴욕을 주었다는 점을 이야기 했습니다.
Daha oncede bu antlasmanın Prusyayı bölmek ve (tahrip etmek) asagılamak oldugundan bahsetmiştim.la Prussia e di umiliarla.
Daha oncede bu antlasmanın Prusyayı bölmek ve (tahrip etmek) asagılamak oldugundan bahsetmiştim.Prus i upokarzenia Prus.
Daha oncede bu antlasmanın Prusyayı bölmek ve (tahrip etmek) asagılamak oldugundan bahsetmiştim.Як я згадував, цей мир був цілковито шахрайською змовою проти Прусії.
Daha oncede bu antlasmanın Prusyayı bölmek ve (tahrip etmek) asagılamak oldugundan bahsetmiştim.بروسيا , و بروسيا المذلة
Kendisini aşağılanmış hissettiği için o da kendini kabul ettirmek amacıyla birilerini aşağılamak istiyordu.A fost umilit şi a simțit nevoia să umilească pe altcineva ca să se impună.
Kendisini aşağılanmış hissettiği için o da kendini kabul ettirmek amacıyla birilerini aşağılamak istiyordu.Dia direndahkan dan untuk mengembalikan percaya dirinya dia harus merendahkan orang lain.
Kendisini aşağılanmış hissettiği için o da kendini kabul ettirmek amacıyla birilerini aşağılamak istiyordu.Elle a été humiliée et a eu besoin d'humilier quelqu'un d'autre pour s'affirmer
Kendisini aşağılanmış hissettiği için o da kendini kabul ettirmek amacıyla birilerini aşağılamak istiyordu.Er musste deshalb jemand anderen demütigen, um Selbstbehauptung zu zeigen.
Kendisini aşağılanmış hissettiği için o da kendini kabul ettirmek amacıyla birilerini aşağılamak istiyordu.È stato umiliato e doveva umiliare qualcun altro per rivendicarsi.
Kendisini aşağılanmış hissettiği için o da kendini kabul ettirmek amacıyla birilerini aşağılamak istiyordu.Fue humillado y debía humillar a alguien para reivindicarse.
Kendisini aşağılanmış hissettiği için o da kendini kabul ettirmek amacıyla birilerini aşağılamak istiyordu.Hij was vernederd en moest iemand anders vernederen om zichzelf te bevestigen.
Kendisini aşağılanmış hissettiği için o da kendini kabul ettirmek amacıyla birilerini aşağılamak istiyordu.놀림을 받아 창피해졌기 때문에, 자기를 내세우려고 다른 사람을 놀리는거죠.
Kendisini aşağılanmış hissettiği için o da kendini kabul ettirmek amacıyla birilerini aşağılamak istiyordu.Ponížili ho a potreboval ponížiť niekoho iného, aby sa on sám presadil.
Kendisini aşağılanmış hissettiği için o da kendini kabul ettirmek amacıyla birilerini aşağılamak istiyordu.И он был сейчас подавлен, ему нужно было посмеяться над кем-то для самоутверждения.
Kendisini aşağılanmış hissettiği için o da kendini kabul ettirmek amacıyla birilerini aşağılamak istiyordu.Його принижували, і йому потрібен був хтось, кого б він принижував, щоб відстояти власну гідність.
Kendisini aşağılanmış hissettiği için o da kendini kabul ettirmek amacıyla birilerini aşağılamak istiyordu.הוא הושפל והיה צריך להשפיל מישהו אחר לחיזוק עצמי.
Kendisini aşağılanmış hissettiği için o da kendini kabul ettirmek amacıyla birilerini aşağılamak istiyordu.كان مُهاناً ،وكان بحاجة لإهانة شخص آخر لإرضاء ذاته.
Kendisini aşağılanmış hissettiği için o da kendini kabul ettirmek amacıyla birilerini aşağılamak istiyordu.その相手が僕でした 僕は背が低く 不利な立場にいました
Ona da aynı şeyleri anlattı: ‹‹Buraya getirdiğin İbrani köle yanıma gelip beni aşağılamak istedi.Alors elle lui parla ainsi: L`esclave hébreu que tu nous as amené est venu vers moi pour se jouer de moi.
Ona da aynı şeyleri anlattı: ‹‹Buraya getirdiğin İbrani köle yanıma gelip beni aşağılamak istedi."Die Hebreeuwse slaaf, die je hier hebt rondlopen, probeerde mij te verkrachten.
Ona da aynı şeyleri anlattı: ‹‹Buraya getirdiğin İbrani köle yanıma gelip beni aşağılamak istedi.이 말로 그에게 고하여 가로되 당신이 우리에게 데려온 히브리 종이 나를 희롱코자 내게로 들어 왔기로
Ona da aynı şeyleri anlattı: ‹‹Buraya getirdiğin İbrani köle yanıma gelip beni aşağılamak istedi.og sagde så det samme til ham: "Den hebraiske Træl, du bragte os til at drive Spot med os, kom ind til mig;
Ona da aynı şeyleri anlattı: ‹‹Buraya getirdiğin İbrani köle yanıma gelip beni aşağılamak istedi.ותדבר אליו כדברים האלה לאמר בא אלי העבד העברי אשר הבאת לנו לצחק בי׃
Ona da aynı şeyleri anlattı: ‹‹Buraya getirdiğin İbrani köle yanıma gelip beni aşağılamak istedi.فكلمته بمثل هذا الكلام قائلة دخل اليّ العبد العبراني الذي جئت به الينا ليداعبني.
Ona da aynı şeyleri anlattı: ‹‹Buraya getirdiğin İbrani köle yanıma gelip beni aşağılamak istedi.就 對 他 如 此 如 此 說 、 你 所 帶 到 我 們 這 裡 的 那 希 伯 來 僕 人 、 進 來 要 戲 弄 我
Ona da aynı şeyleri anlattı: ‹‹Buraya getirdiğin İbrani köle yanıma gelip beni aşağılamak istedi.就 對 他 如此 如此 說 、 你 所 帶到 我 們這裡 的 那 希伯 來 僕人 、 進來 要 戲弄我
Şimdi, her ne kadar bilimi aşağılamak istediğini sanmasam da,Bon, je ne pense pas qu'il voulait insulter
Şimdi, her ne kadar bilimi aşağılamak istediğini sanmasam da,저는 그의 말이 다른 과학분야에 대한 모독이 아니라고 생각합니다.