Aslında bunlar yamaç buzullarının aşınma bölgesi sayılabilir.Poderia, na verdade, ser a própria estrada de Araçariguama.
Bir birikme bölgesi, dar bir hareket bölgesi ve aşınma bölgesi bulunur.Er is een verdedigende zone, een neutrale zone en een aanvallende zone.
Doğal aşınma sonucu başı önüne eğik, ağlayan bir kadın görünümü kazanmıştır.De ware bruid wordt geholpen door een oude vrouw die verschijnt als ze huilt.
Aşınmayı gündelik yaşamın her cephesinde de görmek mümkündür.Ik kan alles : survivalgids voor het dagelijks leven.
Bu olaya yorulma aşınması denir.Breng mij van hier. 'k Ben moe dit aan te schouwen.
Karbon dioksitli ve azotlu ortamda aşınma hızı havaya göre oldukça düşmektedir.Zawartość wody i siarki w atmosferze okazała się niespodziewanie bardzo niska.
Bu değişime aşınma mekanizmalarının etkisi büyüktür.Zmiany zachodzące w jego organizmie są ogromne.
Karbon dioksitli ve azotlu ortamda aşınma hızı havaya göre oldukça düşmektedir.Koldioxidhalten och växthuseffekten ökade snabbt.
Diğer yandan ileri derecede diş aşınması görülmektedir.För andra betydelser, se Gora Tand.
Kimyasal değişim aynı zamanda aleti aşınmaya da daha dayanıklı hale getirebilir.Test med alternativ miljö kan också bli avsevärt svårare.
Aşınmaya karşı dayanıklıdır.Йому протистоїть Стриманість.
Bu buzullarda aşınma bölgesi ile nadiren karşılaşılır.Na Zemi se s těmito minerály setkáváme zřídka.
Yaygın kireçlenme, kemik aşınmasına bağlı olarak kronik artrite yol açabilir.Tofusurile de mari dimensiuni pot duce la artrită cronică din cauza erodării oaselor.
Tipik şeklinde, makülden papüle evrim geçirir ve nihayetinde aşınma ya da ülsere dönüşür.În forma clasică aceasta evoluează de la maculă la papulă ajungând în final la stadiul de eroziune sau ulcer.
Bu safhada aşınma hızı çok azdır.Taurul are o viteză destul de mică.
İstatistiklere göre makine elemanlarının ortalama %70'inin hurdaya ayrılma sebebi aşınmadır.A Popular Mechanics statisztikái szerint biztonsági övet is csak a vásárlók 7,4%-a kért az autójához.
Soketlerin aşınması sonucu 0,1 mm veya daha küçük boyutlarda da olabilmektedir.Pisaroiden halkaisija on 0,01 mm tai vähemmän.
Dahası, Ötzi'nin ağız yapısının 3D analizine göre Ötzi'nin aşınmamış tek bir dişi bile olmadığı görülmüştür.Varovaisen arvion mukaan jopa viidennes löydöistä on joutunut vääriin käsiin.
Bu çakıl katmanının oyun süresince aşınması ile bu kıvrılma da oyun boyunca değişir.Ohjattavan hahmon vaihtaminen kesken pelin onnistuu myös.
Nemden etkilenmezler, sürtünmeye ve aşınmaya dayanıklıdırlar.Toivon lämpimästi, että hänet voidaan vapauttaa kivusta, paineista ja kuohunnasta nyt.
Bu buzullarda aşınma bölgesi ile nadiren karşılaşılır.Ο όγκος αυτός δεν εμφανίζεται σχεδόν ποτέ σε άτομα της μαύρης φυλής.
Tipik şeklinde, makülden papüle evrim geçirir ve nihayetinde aşınma ya da ülsere dönüşür.I dets klassiske form udvikler det sig fra et macula til en papel og endeligt til en erosion eller en ulcus.
Eğer nehir yoksa plaja aşınmaya uğrar.Yser floden selv gik aldrig over sine bredder.
Aşınma Triboloji biliminin bir konusudur.Tribologisk kundskab er vigtig for maskinteknikken.
Buzul aşınmasının bir başka görünür özelliği buzul çiziğidir.Et eksempel på en varmeisolerende vinduesrude er en termorude.
Aşınmaya karşı dayanıklıdır.Tøft å tåle.
Paleosollerin üç türü vardır bunlar; Gömülü olanlar, aşınmayla ortaya çıkanlar ve relikt olanlar.Ba phần chính của lăng mộ là mộ Vũ (禹陵), đền thờ (禹庙) và đài tưởng niệm (禹祠) .
Bu olaya yorulma aşınması denir.この状態を過飽和という。
Aşınmada önemli rol oynarlar.脇役ながら重要な役を演じている。
Karbon dioksitli ve azotlu ortamda aşınma hızı havaya göre oldukça düşmektedir.二酸化炭素は空気より重く、低いところにたまるのである。
Minenin yıpranma oranı, atrisyon (aşınma) denir, normal şartlar altında yılda 8 mikrometredir.咬耗によるエナメル質の減少は正常であれば年間8マイクロメートルである。
Bu olaya yorulma aşınması denir.這體驗太讓人疲憊了。
Yollar yürünmekle aşınmaz.在行走时不敬队礼。
Paleosollerin üç türü vardır bunlar; Gömülü olanlar, aşınmayla ortaya çıkanlar ve relikt olanlar.불상을 모셔둔 대좌(臺座)는 3단으로 되어 있는데, 연꽃무늬가 새겨져 있고 화려한 편이다.
Bir birikme bölgesi, dar bir hareket bölgesi ve aşınma bölgesi bulunur.השמורה נמצאת במפגש של אזור ים-תיכוני, אזור ערבתי ואזור מדברי.
Yaygın kireçlenme, kemik aşınmasına bağlı olarak kronik artrite yol açabilir.Обширните тофуси могат да причинят хроничен артрит в резултат на ерозията на костите.
Aslında bunlar yamaç buzullarının aşınma bölgesi sayılabilir.Tada su određene međe jagnjedovečkog područja.
Bu safhada aşınma hızı çok azdır.Pri toj brzini proizvodnja električne energije je vrlo mala.
Yaygın kireçlenme, kemik aşınmasına bağlı olarak kronik artrite yol açabilir.Obsežni tofi lahko privedejo do kroničnega artritisa zaradi erozije kosti.
Bu aşınma bir oyma şeklinde, zamanla derine doğru gelişir.Čudodelni predmet v pravem trenutku pride v prave roke.
Genel anlamda dünya da birkaç yerde doğal aşınmayla meydana gelmiş doğal köprüler vardır.V naravi pogosto srečamo naravne mostove.
Aşınmayı gündelik yaşamın her cephesinde de görmek mümkündür.Tremor se lahko pojavi v vsaki dobi življenja.
Bu safhada aşınma hızı çok azdır.Energija za preskok v ta nivo je majhna.
Aslında bunlar yamaç buzullarının aşınma bölgesi sayılabilir.Greičiausiai tai buvo klajoklių gutijų gyvenamas kraštas.
Bu safhada aşınma hızı çok azdır.Pöörlemiskiirus on seega äärmiselt väike.
Arazi tamamen tahrip edilmişti, oradaki aşınmadan toprak kurumuştu.A föld totálisan lepusztult volt, erózió itt, szárazság ott.
Arazi tamamen tahrip edilmişti, oradaki aşınmadan toprak kurumuştu.Đất bị phá hủy hoàn toàn, sói lở nữa, đất đã hoàn toàn khô cằn.
Arazi tamamen tahrip edilmişti, oradaki aşınmadan toprak kurumuştu.Es gab Erdabtragungen und das Land war ausgetrocknet.
Arazi tamamen tahrip edilmişti, oradaki aşınmadan toprak kurumuştu.Het land was volkomen verwoest. Erosie, verdroogde aarde.
Arazi tamamen tahrip edilmişti, oradaki aşınmadan toprak kurumuştu.I terreni erano completamente distrutti, per l'erosione, la terra si era seccata.
Arazi tamamen tahrip edilmişti, oradaki aşınmadan toprak kurumuştu.땅은 완전히 황폐화되고, 침식되고, 말라있었습니다.
Arazi tamamen tahrip edilmişti, oradaki aşınmadan toprak kurumuştu.La terre complètement détruite, l'érosion, la terre desséchée.
Arazi tamamen tahrip edilmişti, oradaki aşınmadan toprak kurumuştu.La tierra completamente destruida, la erosión, la tierra se había secado.
Arazi tamamen tahrip edilmişti, oradaki aşınmadan toprak kurumuştu.Pamântul complet distrus, erodat, uscat.
Arazi tamamen tahrip edilmişti, oradaki aşınmadan toprak kurumuştu.Potem teren został całkowicie zniszczony. Gleba wyschła, uległa erozji.
Arazi tamamen tahrip edilmişti, oradaki aşınmadan toprak kurumuştu.Pozemek kompletně zničený, eroze, vysušená půda.
Arazi tamamen tahrip edilmişti, oradaki aşınmadan toprak kurumuştu.Terra completamente destruída, a erosão, a terra tinha secado.
Arazi tamamen tahrip edilmişti, oradaki aşınmadan toprak kurumuştu.Γη απόλυτα κατεστραμμένη, είναι διαβρωμένη εκεί και έχει στεγνώσει.
Arazi tamamen tahrip edilmişti, oradaki aşınmadan toprak kurumuştu.Земля повністю зруйнована, ерозія, земля висохла.
Arazi tamamen tahrip edilmişti, oradaki aşınmadan toprak kurumuştu.Почва совершенно испортилась, размылась, земля высохла.