aşın ile cümle
aşın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Kendimizi şu ana daha aşina hale getirmek.Meditasi mengakrabkan diri kita sendiri dengan kejadian saat ini.
Kendimizi şu ana daha aşina hale getirmek.Ne familiarizează cu momentul prezent.
Kendimizi şu ana daha aşina hale getirmek.Ons vertrouwd maken met het huidige moment.
Kendimizi şu ana daha aşina hale getirmek.Significa familiarizzare con il presente.
Kendimizi şu ana daha aşina hale getirmek.Spoznavati se s sedanjim trenutkom.
Kendimizi şu ana daha aşina hale getirmek.To zaznajamianie się z tym, co tu i teraz.
Kendimizi şu ana daha aşina hale getirmek.Wir machen uns mit dem Augenblick bekannt.
Kendimizi şu ana daha aşina hale getirmek.Το να εξοικειωθούμε με την παρούσα στιγμή.
Kendimizi şu ana daha aşina hale getirmek.Вона знайомить нас із теперішньою миттю.
Kendimizi şu ana daha aşina hale getirmek.Она помогает осваиваться в настоящем.
Kendimizi şu ana daha aşina hale getirmek.היא מכירה לנו את הרגע הנוכחי.
Kendimizi şu ana daha aşina hale getirmek.هو التعرف و الإقتراب من أنفسنا في اللحظة الراهنة.
Kendimizi şu ana daha aşina hale getirmek.また 今という瞬間から 最良を得るための
Kendinizi egzozla boğun, gidip asın, manyak arkadaşınızdan silahını ödünç alın.Лапнете ауспух, обесете си, вземете от някого пистолет - не ме интересува.
Konumuz sadece aşının ziyan olması değil yani, asıl problem çocukların aşılanamıyor olması.Ce n'est pas seulement la perte du vaccin qui compte; c'est le fait que ces enfants ne soient pas vaccinés.
Konumuz sadece aşının ziyan olması değil yani, asıl problem çocukların aşılanamıyor olması.Il problema non è tanto la perdita del vaccino; è il fatto che i bambini non vengono vaccinati.
Konumuz sadece aşının ziyan olması değil yani, asıl problem çocukların aşılanamıyor olması.Không chỉ thiệt hại về lượng vắc xin mà những đứa trẻ đó không được tiêm chủng.
Konumuz sadece aşının ziyan olması değil yani, asıl problem çocukların aşılanamıyor olması.이는 단지 백신의 손실만의 문제가 아닙니다. 아이들이 백신을 접종받지 못한다는 것이 문제죠.
Konumuz sadece aşının ziyan olması değil yani, asıl problem çocukların aşılanamıyor olması.Não se trata apenas da perda das vacinas, trata-se desses miúdos que não são vacinados.
Konumuz sadece aşının ziyan olması değil yani, asıl problem çocukların aşılanamıyor olması.Nem csak a vakcinák elvesztése számít itt; hanem az, hogy azok a gyermekek nem kapnak védőoltást.
Konumuz sadece aşının ziyan olması değil yani, asıl problem çocukların aşılanamıyor olması.Nie chodzi jedynie o utratę szczepionki, ale o fakt, iż w efekcie nie zostają zaszczepione dzieci.
Konumuz sadece aşının ziyan olması değil yani, asıl problem çocukların aşılanamıyor olması.No importa sólo la pérdida de estas vacunas; sino que también quedan niños sin vacunar.
Konumuz sadece aşının ziyan olması değil yani, asıl problem çocukların aşılanamıyor olması.Şi nu doar irosirea vaccinurilor contează; ci faptul că acei copii nu sunt vaccinaţi.
Konumuz sadece aşının ziyan olması değil yani, asıl problem çocukların aşılanamıyor olması.Δεν είναι μόνο η απώλεια του εμβολίου που έχει σημασία, είναι το γεγονός ότι αυτά τα παιδιά δεν εμβολιάζονται.
Konumuz sadece aşının ziyan olması değil yani, asıl problem çocukların aşılanamıyor olması.Важны не потери вакцины, важно то, что дети остаются не привитыми.
Konumuz sadece aşının ziyan olması değil yani, asıl problem çocukların aşılanamıyor olması.Не е въпросът само в загубата на ваксината, а също и това, че децата не са ваксинирани.
Konumuz sadece aşının ziyan olması değil yani, asıl problem çocukların aşılanamıyor olması.זה לא רק האבדן של החיסון שמשנה; זאת העובדה שהילדים האלה לא מתחסנים.
Konumuz sadece aşının ziyan olması değil yani, asıl problem çocukların aşılanamıyor olması.إنه ليس فقط فساد اللقاح هو المهم إنه إن هؤلاء الأطفال لا يتم تطعيمهم.
Konumuz sadece aşının ziyan olması değil yani, asıl problem çocukların aşılanamıyor olması.子どもたちが予防接種を受けられずにいるのです ワクチンはこの様にして
Kullanılan titanyum çelikten yüzde 42 daha hafif ve üç kat daha güçlü, aşınmaya karşı yüksek dirençlidir.O titânio usado é 42% mais leve e três vezes mais forte do que o aço e é altamente resistente à corrosão.
Kullanılan titanyum çelikten yüzde 42 daha hafif ve üç kat daha güçlü, aşınmaya karşı yüksek dirençlidir.Используемый в ней титан на 42% легче, в три раза крепче, чем сталь и коррозиеустойчив.
Kullanılan titanyum çelikten yüzde 42 daha hafif ve üç kat daha güçlü, aşınmaya karşı yüksek dirençlidir.% يعد التيتانيوم أخف وزنًا بنسبة 42 وأقوى ثلاث مرات من الفولاذ كما أنه شديد المقاومة للتآكل.
Linux'den aşina olduğumuz açık kaynak modelinden,리눅스로 대표되는 오픈소스모델에 대해 말하고 있는데요.
Linux'den aşina olduğumuz açık kaynak modelinden,מדבר על סוג של מודל של קוד פתוח, שאנחנו מכירים מלינוקס
Linux'den aşina olduğumuz açık kaynak modelinden,يتحدث عن هذا، نموذج المصدر المفتوح نوعاً ما، الذي نعرفه من نظام لينكس
Linux'den aşina olduğumuz açık kaynak modelinden,あらゆる状況に適用可能だと述べています
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Deve poter resistere al caldo e all'usura che sono frequenti negli ospedali situati in queste zone.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Elle doit résister à la chaleur et à l'usure qui se produit dans les hôpitaux de ces zones rurales.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.이 기계는 이런 시골 병원에서 생길 수 있는 열과 마모와 균열을 견뎌내어야 합니다.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Musi znieść wysokie temperatury oraz normalne zużycie przy pracy w szpitalach w takich wiejskich obszarach.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Sie muss der Hitze und dem Verschleiß standhalten, die in Krankenhäusern in ländlichen Gebieten vorkommen.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Tem de aguentar o calor e o desgaste que acontecem nos hospitais destas regiões rurais.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Tiene que soportar el calor y el desgaste que ocurre en hospitales rurales.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Trebuie să reziste căldurii şi uzurii care există în spitalele din aceste zone rurale.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Ze moet bestand zijn tegen de hitte en slijtage in de ziekenhuizen in deze plattelandsgebieden.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Πρέπει να αντέχει τη ζέστη και τη φθορά και τη σκόνη που υπάρχει σε νοσοκομεία τέτοιων αγροτικών περιοχών.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Он переживёт и жару, и эрозию, и износ, которые встречаются в больницах этих сельских местностей.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.Тя трябва да може да се справи със степента на амортизация и износване, която е характерна за тези болници.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.היא צריכה לעמוד בלחץ ובשימוש שקורה בבתי חולים באזורים הכפריים האלה.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.يجب أن تصمد في وجه الحرارة والتخريب والتكسير الذي يحصل في المستشفيات في تلك المقاطعات الريفية.
Makine, bu kırsal bölgelerde oluşan sıcaklık, aşınma ve hırpalanmaya dayanmalı.熱や摩擦や損傷にも 耐えられるようにできています ですからそんなに簡単には壊れません
Masaüstü dediğimde sadece faresinin aşındırdığı gerçek masa yüzeyini kast etmiyorum.E quando dico scrivania non in intendo solo il piano effettivo su cui il mouse ha consumato la superficie.
Masaüstü dediğimde sadece faresinin aşındırdığı gerçek masa yüzeyini kast etmiyorum.Et quand je dis bureau, je ne parle pas seulement de la table de travail où sa souris a poli le bois.
Masaüstü dediğimde sadece faresinin aşındırdığı gerçek masa yüzeyini kast etmiyorum.여기서 데스크탑이라 함은 단지 마우스를 올려놓고 움직이는 바로 그 '데스크 위' 가 아니라
Masaüstü dediğimde sadece faresinin aşındırdığı gerçek masa yüzeyini kast etmiyorum.Şi când spun birou, nu mă refer doar la biroul efectiv unde mouse-ul lui a şters suprafaţa biroului.
Masaüstü dediğimde sadece faresinin aşındırdığı gerçek masa yüzeyini kast etmiyorum.Und ich meine nicht nur den tatsächlichen Schreibtisch, dessen Oberfläche von der Maus abgeschabt worden ist.
Masaüstü dediğimde sadece faresinin aşındırdığı gerçek masa yüzeyini kast etmiyorum.Và khi tôi nói cái bàn, tôi không chỉ muốn nói cái bàn thực sự, nơi con chuột máy tính đã làm mòn.
Masaüstü dediğimde sadece faresinin aşındırdığı gerçek masa yüzeyini kast etmiyorum.Και όταν λέω επιφάνεια εργασίας, δεν εννοώ το πραγματικό γραφείο όπου το ποντίκι έχει φθείρει την επιφάνεια.
Masaüstü dediğimde sadece faresinin aşındırdığı gerçek masa yüzeyini kast etmiyorum.Говоря "рабочий стол", я подразумеваю не обычный стол, поверхность которого истёрта его "мышкой".
Masaüstü dediğimde sadece faresinin aşındırdığı gerçek masa yüzeyini kast etmiyorum.Като казвам работно място, нямам предвид само конкретното бюро, чиято повърхност е изтъркана от мишката.