Tom, sanırım sana aşık oldum.Tom, I think I've fallen in love with you.
Belki biraz aşırıya kaçtım.Maybe I overdid it a little.
Tom bir köpek tarafından ısırıldıktan sonra tetanos aşısı oldu.Tom got a tetanus shot after being bitten by a dog.
Dan'ın yatağın üzerinde asılı bir fotoğrafı vardı.There was a photograph of Dan hanging above the bed.
Dan hemen Linda'ya aşık oldu.Dan was immediately smitten with Linda.
Bana aşık oluyorsun, değil mi?You're falling in love with me, aren't you?
Buna aşina mısın?Are you familiar with this?
En son ne zaman bir tetanoz aşısı yaptırdın?When was the last time you had a tetanus shot?
Tom'un otopsisi onun aşırı dozdan öldüğünü ortaya koydu.Tom's autopsy revealed that he died from an overdose.
Siz ikiniz ne zaman aşık oldunuz?When did you two fall in love?
Tom muhtemelen hiç aşık olmayacağını düşünüyor.Tom thinks he'll probably never fall in love.
Tom çamaşır asıyor.Tom is hanging up the laundry.
Tom ona aşık olduğumu sanıyor.Tom thinks I'm in love with him.
Tom yedinci sınıftan beri Mary'ye aşık.Tom has been in love with Mary since the seventh grade.
Büyük ebeveynlerimin kollarında çiçek aşısı izleri var.My grandparents have smallpox vaccination scars on their arms.
Dan ve Linda çabucak aşık oldular.Dan and Linda quickly fell in love.
Birlikte biraz zaman geçirdiler ve sonunda birbirlerine aşık oldular.They spent some time together and eventually fell in love with each other.
Baba, asi oğlu ile iletişim kurmakta sorun yaşamıştı.The father had trouble communicating with his wayward son.
Dan kendini Linda'ya aşık buldu.Dan found himself in love with Linda.
Başka birine aşıksın.You're in love with someone else.
Ben ona aşığım. Ne düşündüğün umurumda değil.I'm in love with him. I don't care what you think.
Ona aşığım. Senin ne düşündüğün umrumda değil.I'm in love with her. I don't care what you think.
Tom ile Meryem'in birbirlerine aşık oldukları çok açık.Tom and Mary are obviously in love with each other.
Tom karısına derinden aşık.Tom is deeply in love with his wife.
Tüm bu beni aşırı strese sokuyor.All of this is stressing me out.
Sen başka birine aşıksın, değil mi?You're in love with someone else, aren't you?
Bu aşırı derecede çirkin.It's extremely ugly.
Geçen yıl Boston'da tanıştığım bir kıza aşık oldum.I fell in love with a girl I met in Boston last year.
Sen onun şehrine aşina değilsin.You're not familiar with his city.
Tetanos aşısı bir köpek ısırmasından daha çok canımı yaktı.The tetanus shot hurt me more than the dog bite did.
Tanıştığımız ilk gün sana aşık oldum.I fell in love with you the first day we met.
Bitişikteki kıza aşığım.I'm in love with the girl next door.
Ben umutsuzca ona aşıktım.I was desperately in love with him.
O umutsuzca ona aşıktı.She was desperately in love with him.
Mary umutsuzca Tom'a aşıktı.Mary was desperately in love with Tom.
Tom bana aşık gibi görünüyor.It seems Tom's in love with me.
Berlin aşırı soğuk.Berlin is uber cool.
O bugün asık suratlı.He is morose today.
Tom Almanya'ya aşık oldu.Tom fell in love with Germany.
Mary Japonya'ya aşık oldu.Mary fell in love with Japan.
Tom Almanya'da aşık oldu.Tom fell in love in Germany.
Tom, güzel bir Alman kızına âşık oldu.Tom fell in love with a beautiful German girl.
Adrenalin aşıkları aşırı riskler almayı sever.Adrenaline junkies love taking extreme risks.
Adrenalin tutkunları aşırı risk almaya bayılır.Adrenaline junkies love taking extreme risks.
Yunan asıllı Amerikalıların çoğunun kendi restoranı var.Lots of Greek-Americans own restaurants.
Ben aşığım ve bu konuda mutsuzum.I'm in love, and I am unhappy about it.
Hiç aşırı hız cezası aldın mı?Have you ever gotten a speeding ticket?
Tom'un kişisel asistanının bir kişisel asistanı var.Tom's personal assistant has a personal assistant.
Sekreterim metinlerimi yazıyor ve asistanım telefonda konuşuyor.My secretary is typing my texts and my assistant is talking on telephone.
Yetişkin Amerikalıların yüzde altmış dokuzu ya aşırı kilolu veya obezdir.Sixty-nine percent of adult Americans are either overweight or obese.
Bu bilinçaltına asıl soruna odaklanması için fırsat sağlıyor.This gives the subconscious mind a chance to mull over the original problem.
Bu çanta aşırı ağır.This bag is too heavy.
O kasabanın gümüşçülerinin aşırı yoksulluk nedeniyle gümüş yedikleri söylenilmektedir.It is said that the silversmiths of that town ate silver due to extreme poverty.
Neden bu kadar asık suratlısın?Why are you so morose?
Fenolftalein asit baz titrasyonlarında kullanılan bir göstergedir.Phenolphthalein is an indicator used in acid-base titrations.
Tablet içinde, askorbik asid konsantrasyonu çok düşüktür.The concentration of ascorbic acid in the tablet is very low.
C vitamini askorbik asit olarak da bilinir.Vitamin C is also known as ascorbic acid.
Fırtınalar boyanın dış tabakasını aşındırdı.Storms have abraded the outer layer of paint.
Korkarım ki senin çevirin aşırı derecede kelimesi kelimesine.I am afraid your translation is overly literal.
Ona aşık olduğuma eminim.I am sure I am in love with her.