Ana içeriğe geç
Sözlük

ağza ile cümle

ağza kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu dişler ağza sürebilir ya da kemikte gömülü kalabilir.These teeth may erupt into the mouth or remain impacted in the bone.
Ateş yutma veya ateş yeme, ateşin ağza alınarak söndürülmesine dayanan bir gösteri.He emits fire to propel himself forward or to burn his enemies.
2. Grup’un Yöntemi: Ağızdan Ağza Solunum.Team Two: Mouth-to-mouth.
Yahudilikte, günlük dualarda Kudüs'ün adı çeşitli kereler ağza alınır.In Judaism, the daily prayers contain numerous references to Jerusalem.
Yarım küremsi şekliyle, temel olarak sulu yemekleri ağza götürmekte kullanılır.It is especially popular as the base stock when making miso soup.
Bu muhafaza, ağza suyun girmemesini sağlar.The bodyguard tells her not to go inside.
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.Fraudulent food is sweet to a man, but afterwards his mouth is filled with gravel.
Bir teoriye göre, dişin gelişen kökü dişi ağza iter.One theory proposes that the developing root of a tooth pushes it into the mouth.
Ağza süren bir dişin histolojik preparatı.Histologic slide of tooth erupting into the mouth.
Daha sonra, kalıcı diş sürme aşaması süresince, kalan kalıcı dişler sırasıyla ağza sürer.Then, the remaining permanent teeth erupt into the mouth during the permanent dentition stage.
Aktif sürme, dişlerin oklüzal düzleme doğru ağza sürmesine denir.Active eruption is known as eruption of teeth into the mouth towards the occlusal plane.
Bu dişler ağza sürebilir ya da kemikte gömülü kalabilir.These teeth may erupt into the mouth or remain impacted in the bone.
Aşağıdaki nehirler Mureș nehrinin kollarıdır (kaynaktan ağza):The following rivers are tributaries to the river Mureș (from source to mouth):[2]
'Normal olarak' 'kaynaktan' ağza ve ağızdan 'kaynağa' akar.It flows 'normally' from the 'source' to the mouth and from the mouth to the 'source'.
Negatif anlamda ağızdan ağza yayılmaNegative word of mouth
Dahil etme, kaybı ağza alınamaz olduğu zaman inkar etmeye hizmet eder'.[2]The inclusion serves to deny the loss, when it is unspeakable'.[6]
2. Grup’un Yöntemi: Ağızdan Ağza Solunum.Band 2: Interpretation von Balladen.
Ayrıca kişiler ağızdan ağza solunum desteği verme konusunda zorunlu değildirler.Japaner erklären auch nicht notwendigerweise ihrem Partner ihre Liebe ausdrücklich.
Her boyun meşhur olmuş bahşıları, halk destanlarını ağızdan ağza nakletmek suretiyle yaşatmışlardır.Wenn seine Geschichten gut sind, sitzt eine ganze Traube von Menschen um ihn herum.
Sarı gözlü kefal, dubara benzer, ama sivri uçlu bir ağza sahip ve boyu ondan daha küçüktür.Sie ist damit etwa so groß wie eine Stadttaube, hat aber einen etwas schlankeren Körperbau.
O gün köyde ağızdan ağza bu müjdeli haber dolaşmış, konuşulmuştur.Ce jour-là, Formiggini prononce un discours de louanges pour le figuier.
Bir büyük yudum şarap ağza alınır.Le vin est particulièrement long en bouche.
Göze ve ağza değerse suyla yıkanmalıdır. ^ kırkayaklar)Si tu as la bouche malpropre ou baveuse, essuie-toi les lèvres avec la nappe.
Bu muhafaza, ağza suyun girmemesini sağlar.Le flacon de garde empêche ainsi l'eau de remonter dans la fiole à vide.
Kısa zaman sonra Katipoğlu türküsü ağızdan ağza yayılır.Un lotus blanc émane soudainement de sa bouche.
Yahudilikte, günlük dualarda Kudüs'ün adı çeşitli kereler ağza alınır.En el judaísmo, las oraciones diarias contienen numerosas referencias a Jerusalén.
Bir büyük yudum şarap ağza alınır.Se le añade un vaso de malvasia.
2. Grup’un Yöntemi: Ağızdan Ağza Solunum.«Sección dos: El lenguaje de las telas.
Anti-Monitor, boş bakan ve bazen parlayan gözlere, geniş ve buruşuk ağza, hatalı duran diş kütlesine sahiptir.L'Anti-Monitor era vuoto, con occhi vuoti, ed un'enorme bocca rugosa, spesso confusa con una massa di denti.
Tüm nehir yunuslarının karakteristik özelliği olan uzun ve sivri bir ağza sahiptir.Hanno il muso lungo e appuntito caratteristico di tutti i delfini di fiume.
Raffiella Chapman rolü Claire Densmore, saçının altında ikinci bir ağza sahip küçük kız.Брат Бронвин Брантли; Клэр Дэнсмор — девочка, на затылке которой есть второй рот благодаря которому она ест.
Bir büyük yudum şarap ağza alınır.За ним с большим отрывом следует вино.
Tevatür, bir haberin ağızdan ağza yayılması, yaygın söylenti .Издавна новости распространялись, зачастую в искажённом виде, как слухи, от человека к человеку.
O gün köyde ağızdan ağza bu müjdeli haber dolaşmış, konuşulmuştur.وأيضا سنة الصبح وهي سنة الفجر قال عنها «ركعتا الفجر خير من الدنيا وما فيها».
2. Grup’un Yöntemi: Ağızdan Ağza Solunum.كيفية إعطاء الدواء: عن طريق الفم.
O gün köyde ağızdan ağza bu müjdeli haber dolaşmış, konuşulmuştur.Op diezelfde dag werd de single Good on You Son uitgebracht.
Tevatür, bir haberin ağızdan ağza yayılması, yaygın söylenti .Była uosobieniem wieści, szybko rozchodzącej się plotki.
Kaşığın ağza değen kısmının yemeğe değmemesine özen gösterilir.Istnieje przesąd, zgodnie z którym na tych schodach nie należy jeść.
2. Grup’un Yöntemi: Ağızdan Ağza Solunum.Męski głos odpowiada: Zamknij się!
Sarı gözlü kefal, dubara benzer, ama sivri uçlu bir ağza sahip ve boyu ondan daha küçüktür.De har korta ben och har en mycket upprätt kroppshållning, likt en törnskata, när de står.
Bir büyük yudum şarap ağza alınır.En stor flaska av tenn att ha vin i.
Bu dişler ağza sürebilir ya da kemikte gömülü kalabilir.Tyto zuby se mohou prořezat nebo zůstat v čelisti.
2. Grup’un Yöntemi: Ağızdan Ağza Solunum.II. díl: Vrátit slovo umlčeným.
Başarısı ağızdan ağza söylenir oldu.A hírneve szájról szájra terjedt.
Besinler, bu tentaküller aracılığyla yakalanıp ağza iletilir.Ezekkel a tapadókorongokkal érzékelnek ízeket és ezekkel tapintanak.
Bu muhafaza, ağza suyun girmemesini sağlar.Tämä pyrkii varmistamaan, ettei vesi pääse tunkeutumaan iholle.
Bir büyük yudum şarap ağza alınır.Suu on tähystäjillä hieman vino.
Başarısı ağızdan ağza söylenir oldu.Λαμβάνεται από το στόμα.
Ayrıca kişiler ağızdan ağza solunum desteği verme konusunda zorunlu değildirler.Man er heller ikke pålagt å gi personstemme for å levere stemmeseddelen.
Başarısı ağızdan ağza söylenir oldu.Karena yang diucapkan mulut meluap dari hati.
Göze ve ağza değerse suyla yıkanmalıdır. ^ kırkayaklar)Nếu trường hợp nạn nhân nuốt phải: Nên rửa sạch miệng bằng nước.
2. Grup’un Yöntemi: Ağızdan Ağza Solunum.Phương pháp của đội 2: Trao đổi không khí dưới nước bằng miệng.
Sarotherodon genellikle dişi balık tarafından ağza alınır.Cá thu ảo thường được đem chưng cách thủy.
Ateş yutma veya ateş yeme, ateşin ağza alınarak söndürülmesine dayanan bir gösteri.雷火による天災か神火(じんか)による人災か不明である。
Ağza giren,(biz buna,MAPS diyoruz) bölümün dudak ile diş arasında kalan bir muhafazası vardır.ここでは密教を含む)の中には、復た持明(真言)を以って秘蔵(秘密の教え)とする。
O gün köyde ağızdan ağza bu müjdeli haber dolaşmış, konuşulmuştur.一天如廁時,因為提著話頭,而有所省悟。
Bu tabirin ağızdan ağza tabirinden farkı, bilgilerin gizlice (fısıltıyla) aktarılmasıdır.若無靜慮中間,更說何等名無尋唯伺?由此知,有靜慮中間,依之盡漏。
Yehova'nın, Rab'ın ismini boş yere ağza almayacaksın.주(야훼) 너의 하느님의 이름을 부당하게 불러서는 안 된다.
Ayrıca kişiler ağızdan ağza solunum desteği verme konusunda zorunlu değildirler.ומכל מקום יש הנוהגים שלא לרחוץ את הפה.
Başarısı ağızdan ağza söylenir oldu.Организират се от USTA.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod