ağzına ile cümle

ağzına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Belki çantalarınız ağzına kadar onlarla dolu olacak.Maybe you'll have a whole bag full of them.
Parmaklarını ağzına götürmüş.She seems to have her fingers in her mouth.
Diğeri parmaklarını ağzına götürmüş, tırnaklarını yiyiyor.You're right. And the other one has her fingers in her mouth, she's biting her nails.
Bir bebek ve parmaklarını ağzına koymuş.Dr. Beth Harris: He is and he is putting his fingers in his mouth
Doğru duydunuz, ağzına kadar sürprizlerle dolu 1. sezon DVD'mizi çıkarıyoruz.That right, were going to release a DVD of Season 1 that will be chock full of amazing extras.
İki, biraz pirinç al ve ağzına doğru götür.Two, take some rice and bring it to your mouth.
Ve kenarlardan aşağı doğru, yaratığın ağzına gidiyor.And it goes down the sides and goes into the critter's mouth.
At ağzına!Put it in your mouth!
Benimkini ağzına alacaksın.You're going to eat my cock.
Ve onu ağzına atacak. ve barındırdığı havayı soluyacak.And he take him to his mouth, and breathe the air it contains.
Çocuğunuzun ağzına sürtüyorsunuz, renk değiştirerekYou could do it to your own kid. It changes color.
Yeşu, ‹‹Mağaranın ağzına büyük taşlar yuvarlayın, orayı korumak için adamlar görevlendirin›› dedi,Joshua said, "Roll large stones to the mouth of the cave, and set men by it to guard them;
Kılıcın ağzına atılacak, Çakallara yem olacak.They shall be given over to the power of the sword. They shall be jackal food.
Övgüler olsun Bizi onların ağzına yem etmeyen RABbe!Blessed be Yahweh, who has not given us as a prey to their teeth.
Sabanla sürülüp yarılmış toprak gibi, Saçılmış kemiklerimiz ölüler diyarının ağzına."As when one plows and breaks up the earth, our bones are scattered at the mouth of Sheol ."
Tembel sahana daldırdığı elini Ağzına geri götürmek bile istemez.The sluggard buries his hand in the dish; he will not so much as bring it to his mouth again.
Tembel elini sahana daldırır, Yeniden ağzına götürmeye üşenir.The sluggard buries his hand in the dish. He is too lazy to bring it back to his mouth.
Başkâhin Hananya, Pavlusun yanında duranlara onun ağzına vurmaları için buyruk verdi.The high priest, Ananias, commanded those who stood by him to strike him on the mouth.
Bize boyun eğmeleri için atların ağzına gem vururuz, böylece bütün bedenlerini yönlendiririz.Indeed, we put bits into the horses' mouths so that they may obey us, and we guide their whole body.
Ağzına kadar dolu okyanusa yemin olsun ki:And the swollen sea,
Tıpkı suya avuçlarını uzatan; ancak ağzına hiç bir şey ulaşmıyan kimse gibi...It is as though one stretches his hands out to the water that can never reach his mouth.
Yağmur mevsiminde nehir ağzına kadar dolduğu için insanlar tekne yarışları düzenliyor.In rainy season as rivers fill to the brim, people take part in boat races.
Ponga Nehri'nin ağzına en yakın kasabadır.Boffa is the nearest town to the mouth of the River Pongo.
Utnapiştim'in uzaklara, nehirlerin ağzına, yerleşmesine izin verin."Let Utnapishtim reside far away, at the mouth of the rivers."
Utnapiştim ve eşi "nehirlerin ağzına" taşınır ve yerleştirilir.Utnapishtim and his wife are transported and settled at the "mouth of the rivers".
Üç saatlik tırmanıştan sonra yanardağın ağzına ulaşırlar.After three hours climbing they reach the mouth of the volcano.
En büyük şehri, Jubba Nehri ağzına yakın sahilde yer alan Kismayo'dur.Its largest city is Kismayo, which is situated on the coast near the mouth of the Jubba River.
Daha sonra teşekkür etmek için heykelin ağzına domuz bağırsağı ve şeker sürerler.Afterwards they smear the idol's mouth with pork intestine and sugar in thanks.[5]
Kitap 27 - Deriades, Indus ağzına yakın Dionysos'a saldırı için askerlerini teşvik eder.Book 27 – Deriades exhorts his troops to attack Dionysus near the mouth of the Indus.
Ren geyiği üzerinde yolculuk ederek Penzhina ırmağının ağzına ulaştılar.Travelling on reindeer, they reached the mouth of the Penzhina river.
Öksürdüğün, hapşırdığın veya esnediğin zaman elini ağzına koy.Halten Sie Ihre Hand vor den Mund, wenn Sie husten, niesen oder gähnen!
Bebek mandalı ağzına soktu.Das Baby hat sich die Wäschklammer in den Mund gesteckt.
O çeşit türrahatı (zırvayı) ağzına alma.Beachte: Nicht gleich dem Maß Kail.
Bu ayaklar ağzına yemek götüremeyeceği kadar kısaydı.Die Beine waren stummelhaft und eigneten sich nicht zum Laufen.
Ölünün ağzına ayna tutulur.Bericht im SPIEGEL über seinen Tod
Mahallede konuşulan dil Siverek ağzına yakın Dimilî(Zazaca)'dır.Sumbawa ist eine auf der Westhälfte von Sumbawa gesprochene Sprache.
O güne kadar ağzına hiç alkol koymamıştır.Seitdem rührt er kein Tropfen Alkohol mehr an.
Sonra et, üç yol ağzına gömülür.Seed wird daraufhin lebendig begraben.
Sonra et, üç yol ağzına gömülür.Il enterrent les corps dans trois fosses communes.
Tom'un ağzına girer.Il est pris par la bouche.
Bu ayaklar ağzına yemek götüremeyeceği kadar kısaydı.Elle ne pouvait pas plier ses jambes avec cet accoutrement.
Sürahiyi ağzına kadar doldurdum.Ils les remplirent jusqu’au bord.
Sen bunu ağzına koyar mıydın?Fallait-il le passer sous silence ?
Ağzını açarak besinini suyla birlikte ağzına alır.On s'en rince la bouche avec de l'eau.
Tom'un ağzına girer.Vivir en La Boca.
O çeşit türrahatı (zırvayı) ağzına alma.No confundir con Blanco (objetivo).
Ancak sır bu insan ağzına sığar mı?¿Descubrirá alguien su secreto?
Fotoğrafçı Adam Faulkner ağzına kadar su dolu bir küvette uyanır.Adam Faulkner-Stanheight (Leigh Whannell) despierta sumido en la oscuridad, en una bañera llena de agua.
Sen bunu ağzına koyar mıydın?¿Lo reconocerían si le hiciera esto?
Bunlardan en meşhuru, çocukların çok sevdiği "ağzına fare kaçan uyuyan adam" gösterisiydi.Otro libro dirigido a un público más joven es "El gato al que le gustaba la lluvia".
Utnapiştim'in uzaklara, nehirlerin ağzına, yerleşmesine izin verin."“Ruego a Ud. tenga la bondad de irse a la cresta”.
Sürahiyi ağzına kadar doldurdum.Lo fue escupiendo hasta llegar al patíbulo.
Maçtan sonra Lawler, Roberts’ın ağzına viski döktü.Dopo il match rovesciò del whisky in faccia a Jake Roberts.
Tom'un ağzına girer.Il sasso in bocca.
19:12 Tanrı'nın adını boş yere ağzına alma Ex.19:12 210-62NV - Non nominare il Nome del Signore invano. - Es.
Sürahiyi ağzına kadar doldurdum.Balza subito in testa alla classifica.
Bu ayaklar ağzına yemek götüremeyeceği kadar kısaydı.Viaggiò poco non avendo più l'uso delle gambe.
İnşaat sahası ağzına kadar silah ve cesetle doludur.Gran parte dei corpi presentava ferite d'arma da fuoco al corpo e alla testa.
Tehlike zamanlarında yavrular dişi bireyin ağzına girerler.In caso di pericolo gli avannotti si rifugiano nella bocca dei genitori.
Bu da yetmezmiş gibi herkesin ağzına dolanan bir slogan oluverdi."Напротив, в её особе были определённые детали, которые полностью препятствовали этому.»

İlgili Sayfalar