ağzı açık ile cümle

ağzı açık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Şu çocuk, ağzı açık olarak, bana baktı.That child stared at me, his mouth agape.
Tom bazen ağzı açık çiğner.Tom sometimes chews with his mouth open.
Tom oğluna ağzı açıkken yemek yememesini söyledi.Tom told his son not to eat with his mouth open.
Tom kesinlikle ağzı açık kaldığını söylüyor.Tom says he was absolutely stunned.
Herkesin ağzı açık kalmıştı.Everybody was stunned.
Tom ağzı açık uyur.Tom sleeps with his mouth open.
Tom ağzı açık yüksek sesle horluyordu.Tom snored loudly with his mouth open.
Tom ağzı açık kalmış görünüyordu.Tom seemed stunned.
Tom'un ağzı açık kaldı.Tom's mouth dropped open.
Tom'un ağzı açık kalmıştı.Tom was thunderstruck.
Hepimizin ağzı açık kaldı.We're all stunned.
Tom bundan ağzı açık kalmış olmalı.Tom must've been fascinated by that.
Ağzı açık, dişsiz ağzını görüyoruz.She looks tired.
AĞzı açık olsunki nefes alabilesin.Maybe his mouth will be open so that he can breathe.
Bu arada biz yemek yiyoruz, ağzı açık öylece kala kaldı, sonra dedi ki, "Anne!And so we're just eating, and her jaw just drops, and she goes, "Mom!
Hemen sağında başka bir melek var, ağzı açık, konuşuyor.--that is he is distributing incense and it seems as if he is trying to blow it towards Mary
Beni görünce ağzı açık kaldı ve "Ama ne kadar uzunsun!" dedi.Her mouth dropped open when she saw me, and she went, "But you're so tall!"
İnsan figürünün yüzüne bakalım, ağzı açık, sanki sakalı varmış gibi duruyor.His mouth is open; he looks like he has a mustache.
Kapağı iple bağlanmamış, ağzı açık her kap kirli sayılacaktır.Every open vessel, which has no covering bound on it, is unclean.
Bu yüzden halk onlardan yana döner, Sözlerini ağzı açık dinler.Therefore their people return to them, and they drink up waters of abundance.
İçeri girdiğinde Meera'yı yatak odasında bağlı ve ağzı açık halde bulur.Dashing back inside he finds Meera bound and gagged in the bedroom.
Gemi deki tüm mürettebatın "ağzı açık dişleri sıkılmış ve güneşe bakarken" bulundu.The boarding party found the entire crew "frozen, teeth baring, gaping at the sun."
Gedikkaya Mahallesi, adını Gedikkaya'da bulunan ağzı açık kayadan almıştır.Benannt wurde sie nach dem in der Nähe fließenden Bach, dessen Name im Nenzischen für Fuß des Hügels steht.
Havuzların ağzı açık bırakılır ve dalyanın içine balık girdiğinde ağız kısmı başka bir ağla kapatılır.انتعشت السمكتان داخل الحوض وبقيت الثالثة في يدي ساكنة بفم مفتوح.
Brooke'u campda mouth diye çağırırlarmış çünkü ağzı açık uyurmuş.Brookes smeknamn när hon var på läger var 'Mouth' eftersom hon alltid sov med öppen mun.
Ağzı açık, dişsiz ağzını görüyoruz.Vidíme její otevřená ústa, její otevřená bezzubá ústa.
Ağzı açık, dişsiz ağzını görüyoruz.Она ссутулилась, ее беззубый рот открыт.
Ağzı açık, dişsiz ağzını görüyoruz.Рот відкритий, беззубий рот відкритий.
AĞzı açık olsunki nefes alabilesin.E' possibile che la sua bocca sia aperta in modo possa respirare.
AĞzı açık olsunki nefes alabilesin.이 사람은 입을 열어서 숨을 쉴 겁니다.
AĞzı açık olsunki nefes alabilesin.Może jego usta są otwarte, tak, żeby mógł nimi zaczerpnąć powietrza.
AĞzı açık olsunki nefes alabilesin.Možná mám otevřenou pusu, abych mohl dýchat.
AĞzı açık olsunki nefes alabilesin.Mungkin mulutnya akan terbuka sehingga ia dapat bernapas.
AĞzı açık olsunki nefes alabilesin.Talvez, sua boca se abra para que ele possa respirar.
AĞzı açık olsunki nefes alabilesin.Tal vez su boca estará abierta para que él pueda respirar. ~Pausa~
AĞzı açık olsunki nefes alabilesin.Vom zice că are gura deschisă pentru a putea respira. ...
AĞzı açık olsunki nefes alabilesin.Його рот відкритий, щоб він міг дихати.
AĞzı açık olsunki nefes alabilesin.Устата му може да е отворена, за да диша.
AĞzı açık olsunki nefes alabilesin.טוב, הבה נתחיל את הסרטון.
AĞzı açık olsunki nefes alabilesin.ولنجعل فمه مفتوحا حتى يستطيع التنفس
Baktım, ağzı açık kaldı.Als ich ihn beobachtete, bemerkte ich das die untere Lippe bereits nach unten ging.
Baktım, ağzı açık kaldı. Dedi ki: Arabayı atıyorsun.Cuando lo miré de nuevo, note ese labio inferior saliendo, y me dijo: "¡Lo tiraste a la basura!"
Baktım, ağzı açık kaldı. Dedi ki: Arabayı atıyorsun.Όταν τον κοίταξα ξανά, τον είδα να χαμηλώνει τα χείλη του και.. είπε, "μου το πέταξες στα σκουπίδια!"
Baktım, ağzı açık kaldı. Dedi ki:Eu observei-o, e reparei naquele lábio inferior a sair.
Baktım, ağzı açık kaldı. Dedi ki:Тогава забелязах как се навъси и каза:
Baktım, ağzı açık kaldı.L-am urmarit si am observat buza de jos cum iesea inafara :)
Baktım, ağzı açık kaldı.l'ho guardato e ho notato il suo broncio
Baktım, ağzı açık kaldı.息子は「僕の車を投げて捨てちゃった」と言い、
Beni görünce ağzı açık kaldı ve "Ama ne kadar uzunsun!" dedi.Bila je popolnoma presenečena, ko me je zagledala in rekla, "Ti si vendar tako visoka!"
Beni görünce ağzı açık kaldı ve "Ama ne kadar uzunsun!" dedi.Elle me fixe bouche bée lorsqu'elle me voit, et s'exclame enfin, " Que tu es grande! "
Beni görünce ağzı açık kaldı ve "Ama ne kadar uzunsun!" dedi.Haar mond viel open van verbazing en ze zei "Wat ben je lang!"
Beni görünce ağzı açık kaldı ve "Ama ne kadar uzunsun!" dedi.Hon tappade hakan när hon såg mig, och sa "Men du är så lång!"
Beni görünce ağzı açık kaldı ve "Ama ne kadar uzunsun!" dedi.Hun tabte underkæben, da hun så mig, og hun sagde, "Men hvor er du høj!"
Beni görünce ağzı açık kaldı ve "Ama ne kadar uzunsun!" dedi.I-a picat faţa când m-a văzut, şi a spus, "Dar eşti atât de înaltă!"
Beni görünce ağzı açık kaldı ve "Ama ne kadar uzunsun!" dedi.Miệng cô ấy há hốc khi thấy tôi, và cô nói " Sao cậu cao vầy "
Beni görünce ağzı açık kaldı ve "Ama ne kadar uzunsun!" dedi.Mulutnya menganga saat ia melihat saya, dan ia berkata, "Tapi kamu tinggi sekali!"
Beni görünce ağzı açık kaldı ve "Ama ne kadar uzunsun!" dedi.Quedó boquiabierta cuando me vio, y me dijo, "¡Pero estás tan alta!"
Beni görünce ağzı açık kaldı ve "Ama ne kadar uzunsun!" dedi.Zůstala na mě koukat s otevřenou pusou a řekla, "Ty jsi ale vysoká!"
Beni görünce ağzı açık kaldı veFicou de boca aberta quando me viu, e disse:
Beni görünce ağzı açık kaldı veHänen leukansa loksahti, kun hän näki minut, ja hän oli aivan:

İlgili Sayfalar