Macintosh ortaya çıktığı zaman ağlar hiç yoktu bile.Сети, у нас ведь вообще не было сетей во время появления Макинтоша.
Macintosh ortaya çıktığı zaman ağlar hiç yoktu bile.רשתות, לא היו לנו רשתות בכלל בעת בה מקינטוש הוצג לראשונה.
Macintosh ortaya çıktığı zaman ağlar hiç yoktu bile.الشبكات، لم يكن لدينا شبكات بتاتاً في الوقت الذي قُدّم فيه الماكنتوش.
Madem neden yokken bana gizli ağlar kurdular, Nedensiz çukur kazdılar,(34:7) ибо они без вины скрыли для меня яму – сеть свою, без вины выкопали ее для души моей.
Madem neden yokken bana gizli ağlar kurdular, Nedensiz çukur kazdılar,Albowiem bez przyczyny zastawili na mię w dole sieci swoje, i bez przyczyny ukopali dół duszy mojej.
Madem neden yokken bana gizli ağlar kurdular, Nedensiz çukur kazdılar,Căci mi-au întins laţul lor, fără pricină, pe o groapă, pe care au săpat -o, fără temei, ca să-mi ia viaţa;
Madem neden yokken bana gizli ağlar kurdular, Nedensiz çukur kazdılar,Car sans cause ils m`ont tendu leur filet sur une fosse, Sans cause ils l`ont creusée pour m`ôter la vie.
Madem neden yokken bana gizli ağlar kurdular, Nedensiz çukur kazdılar,Ker brez vzroka so mi skrito nastavili mrežo svojo, brez vzroka jamo izkopali duši moji.
Madem neden yokken bana gizli ağlar kurdular, Nedensiz çukur kazdılar,저희가 무고히 나를 잡으려고 그 그물을 웅덩이에 숨기며 무고히 내 생명을 해하려고 함정을 팠사오니
Madem neden yokken bana gizli ağlar kurdular, Nedensiz çukur kazdılar,lebo mi bez príčiny ukryli jamu svojej siete; bez príčiny ju vykopali mojej duši.
Madem neden yokken bana gizli ağlar kurdular, Nedensiz çukur kazdılar,Mert ok nélkül vetették elém titkon vont hálójokat, és ok nélkül ástak vermet az én lelkemnek.
Madem neden yokken bana gizli ağlar kurdular, Nedensiz çukur kazdılar,Nebo jsou bez příčiny polékli v jámě osídlo své, bez příčiny vykopali jámu duši mé.
Madem neden yokken bana gizli ağlar kurdular, Nedensiz çukur kazdılar,Percuma mereka memasang perangkap bagiku atau menggali lubang untuk menangkap aku
Madem neden yokken bana gizli ağlar kurdular, Nedensiz çukur kazdılar,Poiché senza motivo mi hanno teso una rete, senza motivo mi hanno scavato una fossa
Madem neden yokken bana gizli ağlar kurdular, Nedensiz çukur kazdılar,Pois sem causa me armaram ocultamente um laço; sem razão cavaram uma cova para a minha vida.
Madem neden yokken bana gizli ağlar kurdular, Nedensiz çukur kazdılar,Porque sin causa escondieron para mí su red en un hoyo; sin causa pusieron trampa para mi vida
Madem neden yokken bana gizli ağlar kurdular, Nedensiz çukur kazdılar,Sillä syyttä he ovat virittäneet verkkonsa minun eteeni, syyttä he ovat kaivaneet minun sielulleni haudan.
Madem neden yokken bana gizli ağlar kurdular, Nedensiz çukur kazdılar,Thi uden Grund har de sat deres Garn for mig, gravet min Sjæl en Grav.
Madem neden yokken bana gizli ağlar kurdular, Nedensiz çukur kazdılar,Ty utan sak hava de försåtligen tillrett sin nätgrop för mig, utan sak hava de grävt en grav för mitt liv.
Madem neden yokken bana gizli ağlar kurdular, Nedensiz çukur kazdılar,Vì vô cớ chúng nó gài kín lưới cho tôi, Và vô cớ đào một cái hầm cho linh hồn tôi.
Madem neden yokken bana gizli ağlar kurdular, Nedensiz çukur kazdılar,Vì vô_cớ chúng_nó gài kín lưới cho tôi , Và vô_cớ đào một cái hầm cho linh_hồn tôi .
Madem neden yokken bana gizli ağlar kurdular, Nedensiz çukur kazdılar,Want zonder aanleiding spanden zij een net voor mij en groeven een valkuil om mij in te vangen.
Madem neden yokken bana gizli ağlar kurdular, Nedensiz çukur kazdılar,Διοτι αναιτιως εκρυψαν δι' εμε την παγιδα αυτων εν λακκω αναιτιως εσκαψαν αυτον δια την ψυχην μου.
Madem neden yokken bana gizli ağlar kurdular, Nedensiz çukur kazdılar,Защото без причина скриха за мене мрежата си в трап; Без причина изкопаха яма за душата ми.
Madem neden yokken bana gizli ağlar kurdular, Nedensiz çukur kazdılar,כי חנם טמנו לי שחת רשתם חנם חפרו לנפשי׃
Madem neden yokken bana gizli ağlar kurdular, Nedensiz çukur kazdılar,لانهم بلا سبب اخفوا لي هوّة شبكتهم. بلا سبب حفروا لنفسي.
Madem neden yokken bana gizli ağlar kurdular, Nedensiz çukur kazdılar,因 他 們 無 故 地 為 我 暗 設 網 羅 . 無 故 的 挖 坑 、 要 害 我 的 性 命
Madem neden yokken bana gizli ağlar kurdular, Nedensiz çukur kazdılar,因 他 們無 故地 為 我 暗設網羅 . 無故 的 挖坑 、 要害 我 的 性命
Mahalle kahvelerimiz sosyal ağlar.A közösségi hálók pedig kávéházainkat.
Mahalle kahvelerimiz sosyal ağlar.A nossa imprensa é a Internet.
Mahalle kahvelerimiz sosyal ağlar.Cafenele noastre sunt reţele de socializare.
Mahalle kahvelerimiz sosyal ağlar.I nostri caffè sono i social network.
Mahalle kahvelerimiz sosyal ağlar.Naší kavárnou jsou sociální sítě.
Mahalle kahvelerimiz sosyal ağlar.Nos cafés, se sont les réseaux sociaux.
Mahalle kahvelerimiz sosyal ağlar.Nuestras cafeterías, las redes sociales.
Mahalle kahvelerimiz sosyal ağlar.Onze drukpers is het internet.
Mahalle kahvelerimiz sosyal ağlar.Quán cafe giờ là các mạng xã hội.
Mahalle kahvelerimiz sosyal ağlar.Serwisy społecznościowe to nasze kawiarnie.
Mahalle kahvelerimiz sosyal ağlar.Τα καφενεία μας είναι τα κοινωνικά δίκτυα.
Mahalle kahvelerimiz sosyal ağlar.Наши кофейни — социальные сети.
Makine öğrenmesi bu ağları ya da veriye dayalı diğer modelleri nasıl bulacağımız problemi üzerinde çalışır.L'apprendimento automatico mira al problema di come trovare queste reti od altri modelli basati sui dati.
Makine öğrenmesi bu ağları ya da veriye dayalı diğer modelleri nasıl bulacağımız problemi üzerinde çalışır.Strojové učení řeší problém, jak najít tyto sítě- nebo jiné modely- na základě dat.
Makine öğrenmesi bu ağları ya da veriye dayalı diğer modelleri nasıl bulacağımız problemi üzerinde çalışır.Uczenie maszynowe dotyczy zagadnienia znalezienia tych sieci albo innych modeli w oparciu o dane.
Makine öğrenmesi bu ağları ya da veriye dayalı diğer modelleri nasıl bulacağımız problemi üzerinde çalışır.Машинное обучение занимается проблемой поиска таких сетей или других моделей, основанных на данных.
Makine öğrenmesi bu ağları ya da veriye dayalı diğer modelleri nasıl bulacağımız problemi üzerinde çalışır.こうしたネットワークや他のモデルを見つける 方法の研究に取り組んでいます データからモデルを学ぶという方法が
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Ale Maria stála u hrobu vně, plačici. A když plakala, naklonila se do hrobu.
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Ale Mária stála vonku pri hrobe a plakala. A jako tak plakala, nahla sa do hrobu
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Ale Maryja stała u grobu, na dworze płacząc; a gdy płakała, nachyliła się w grób.
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Dar Maria şedea afară lîngă mormînt, şi plîngea. Pe cînd plîngea s'a plecat să se uite în mormînt.
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.마리아는 무덤 밖에 서서 울고 있더니 울면서 구푸려 무덤 속을 들여다보니
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Maria aber stand vor dem Grabe und weinte draußen. Als sie nun weinte, guckte sie ins Grab
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Maria invece stava all'esterno vicino al sepolcro e piangeva. Mentre piangeva, si chinò verso il sepolcr
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Maria Magdalena berdiri di depan kuburan sambil menangis. Sementara menangis, ia menjenguk ke dalam kuburan
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Mária pedig künn áll vala a sírnál sírva. A míg azonban siránkozék, behajol vala a sírba;
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Maria van Magdala bleef echter bij het graf achter.
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Marija pa stoji zunaj pri grobu in joka. Ko pa joka, se skloni v grob
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Men Maria stod och grät utanför graven. Och under det hon grät, lutade hon sig in i graven
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Men Maria stod udenfor ved Graven og græd. Som hun nu græd, kiggede hun ind i Graven,
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Men Maria stod utenfor ved graven og gråt. Som hun nu gråt, bøide hun sig og så inn i graven,
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Mutta Maria seisoi haudan edessä ulkopuolella ja itki. Kun hän näin itki, kurkisti hän hautaan