Geceleri orada yatar, ağlardım, çünkü hayalgücüm yaratıcılığa ulaşamıyordu.הייתי שוכב ככה, בוכה בלילה כי הדמיון שלי לא יכל לגעת ביצירתיות.
Geceleri orada yatar, ağlardım, çünkü hayalgücüm yaratıcılığa ulaşamıyordu.وكنت أستلقي باكيا في الليل لأن مخيلتي لم تستطع الولوج إلى الإبداع.
Geceleri orada yatar, ağlardım, çünkü hayalgücüm yaratıcılığa ulaşamıyordu.想像したものを 形にすることが 出来なかったからです それで私は何をしたかって?
Geçmişte yüzey ağlarına takılma vakaları oldukça azdı.Aparecen algunos en las redes de deriva de superficie.
Geçmişte yüzey ağlarına takılma vakaları oldukça azdı.Chúng ta có thể đánh bắt một vài con trên bề mặt của lưới đánh cá.
Geçmişte yüzey ağlarına takılma vakaları oldukça azdı.Conseguimos muito poucos apanhados nas redes de superfície.
Geçmişte yüzey ağlarına takılma vakaları oldukça azdı.Dalším zdrojem by mohly být nežádoucí úlovky. Pár se jich už chytlo do volně položených sítí na hladině.
Geçmişte yüzey ağlarına takılma vakaları oldukça azdı.Es verfingen sich eine ganze Menge in Oberflächentreibnetzen.
Geçmişte yüzey ağlarına takılma vakaları oldukça azdı.유망에 걸려서 죽는 상어들의 수도 꽤 돼죠.
Geçmişte yüzey ağlarına takılma vakaları oldukça azdı.Mieliśmy ich trochę złapanych w sieci dryfujące.
Geçmişte yüzey ağlarına takılma vakaları oldukça azdı.Ne trovavamo molti impigliati nelle reti da posta.
Geçmişte yüzey ağlarına takılma vakaları oldukça azdı.O altă sursă ar fi cei pescuiţi accidental. Am găsit câţiva prinşi în plase de suprafaţă lăsate să plutească.
Geçmişte yüzey ağlarına takılma vakaları oldukça azdı.On en avait quelques uns pris dans des filets dérivants de surface.
Geçmişte yüzey ağlarına takılma vakaları oldukça azdı.Pár sa ich už chytilo do voľne položených sietí na hladine.
Geçmişte yüzey ağlarına takılma vakaları oldukça azdı.We vangen er nogal wat in oppervlaktedrijfnetten.
Geçmişte yüzey ağlarına takılma vakaları oldukça azdı.Πιάνονται αρκετοί στα παρασυρόμενα αφρόδιχτα.
Geçmişte yüzey ağlarına takılma vakaları oldukça azdı.Мы обнаруживали несколько особей, пойманных в дрифтерные сети.
Geçmişte yüzey ağlarına takılma vakaları oldukça azdı.אנחנו מקבלים כמה שנתפסים על ידי רשתות.
Geçmişte yüzey ağlarına takılma vakaları oldukça azdı.نحصل على عدد قليل يُمسك بها في الشباك
Geçmişte yüzey ağlarına takılma vakaları oldukça azdı.これは現在では禁止されていて サメにとってはいいニュースです
Güvenli ağlar, giderek elektrik ve su gibi vazgeçilmez hale geliyor.Die toekomst moet dus worden veiliggesteld.
Güvenli ağlar, giderek elektrik ve su gibi vazgeçilmez hale geliyor.Navzájom prepojené siete sa stávajú súčasťou nášho každodenného života doma i na pracovisku.
Güvenli ağlar, giderek elektrik ve su gibi vazgeçilmez hale geliyor.Nieodzowne staje się zabezpieczenie tych sieci, tak jak sieci energetycznej czy wodnej.
Güvenli ağlar, giderek elektrik ve su gibi vazgeçilmez hale geliyor.Prihodnost informacijske družbe je obetavna, hkrati pa tudi ogrožena.
Güvenli ağlar, giderek elektrik ve su gibi vazgeçilmez hale geliyor.Sichere Netze werden zunehmend ebenso unentbehrlich wie Strom und Wasser.
Güvenli ağlar, giderek elektrik ve su gibi vazgeçilmez hale geliyor.Tuto budoucnost je třeba bránit.
Güvenli ağlar, giderek elektrik ve su gibi vazgeçilmez hale geliyor.Бъдещето принадлежи на информационното общество, но това бъдеще е застрашено.
Hatırlıyor musun? Küçükken sürekli ağlardın. Ama ne zaman Sangmin gelse, bir gülümseme yüzünü kaplardı.Chyba odszedł malować ścianę Yongju i Youngchul...
Hatırlıyor musun? Küçükken sürekli ağlardın. Ama ne zaman Sangmin gelse, bir gülümseme yüzünü kaplardı.Cred că a plecat să picteze perete cu Yongju și Youngchul...
Hatırlıyor musun? Küçükken sürekli ağlardın. Ama ne zaman Sangmin gelse, bir gülümseme yüzünü kaplardı.Eu acho que ele se foi para pintar a parede com Yongju e Youngchul...
Hatırlıyor musun? Küçükken sürekli ağlardın. Ama ne zaman Sangmin gelse, bir gülümseme yüzünü kaplardı.Jeg tror, at han er gået til at male væggen med Yongju og Youngchul...
Hatırlıyor musun? Küçükken sürekli ağlardın. Ama ne zaman Sangmin gelse, bir gülümseme yüzünü kaplardı.Myslím, že je preč maľovať na stenu s Yongju a Youngchul...
Hatırlıyor musun? Küçükken sürekli ağlardın. Ama ne zaman Sangmin gelse, bir gülümseme yüzünü kaplardı.Myslím, že je pryč malovat na zeď s Yongju a Youngchul...
Hatırlıyor musun? Küçükken sürekli ağlardın. Ama ne zaman Sangmin gelse, bir gülümseme yüzünü kaplardı.Tớ đoán là anh ấy đã vẽ tranh lên tường cùng với Yongju và Youngchul..
Hatırlıyor musun? Küçükken sürekli ağlardın. Ama ne zaman Sangmin gelse, bir gülümseme yüzünü kaplardı.Предполагам, че той е отишъл да рисува на стената с Yongju и Youngchul...
Hatırlıyor musun? Küçükken sürekli ağlardın. Ama ne zaman Sangmin gelse, bir gülümseme yüzünü kaplardı.Я думаю, він пішов фарбувати стіни з Yongju і Youngchul...
Hatırlıyor musun? Küçükken sürekli ağlardın. Ama ne zaman Sangmin gelse, bir gülümseme yüzünü kaplardı.אני מניח שהוא הלך לצבוע את הקיר עם Yongju וYoungchul...
Hatırlıyor musun? Küçükken sürekli ağlardın. Ama ne zaman Sangmin gelse, bir gülümseme yüzünü kaplardı.أعتقد هو قد ذهب لصباغة الحائط مع يونغجيو و يونغشول
Hatırlıyor musun? Küçükken sürekli ağlardın.Ampak, ko je prišel Sangmin bi nasmeh razširil na obrazu.
Hatırlıyor musun? Küçükken sürekli ağlardın.Pamatuješ si, jak jsi často plakala?
Hatırlıyor musun? Küçükken sürekli ağlardın.Tu te souviens combien tu pleurais souvent ?
Hatırlıyor musun? Küçükken sürekli ağlardın.Спомняш ли си колко често плачеше?
Hatırlıyor musun? Küçükken sürekli ağlardın.Ты помнишь, как раньше ты часто плакала?
Hatırlıyor musun? Küçükken sürekli ağlardın.هل تتذكّرين؟ كم مرّة تبكين؟
Hep tek başına hamama girer, ağlardı.Chorava quando estava sozinho no banho.
Hep tek başına hamama girer, ağlardı.Hij huilde toen hij alleen in bad zat.
Hep tek başına hamama girer, ağlardı.Il pleurait quand il était seul dans le bain.
Hep tek başına hamama girer, ağlardı.Lloraba a solas aquí en el baño.
Hep tek başına hamama girer, ağlardı. Öyle ağlardı ki, omuzları titrerdi.Vedno je tu skrivaje jokal, da se je kar tresel.
Hep tek başına hamama girer, ağlardı.Piangeva nella vasca dei maschi, quando non c'era nessuno.
Hep tek başına hamama girer, ağlardı.Plângea aici, când era singur.
Hep tek başına hamama girer, ağlardı.Έκλαιγε όταν ήταν μόνος στο λουτρό.
Hep tek başına hamama girer, ağlardı.А плакал он здесь, один, в купальне.
Hep tek başına hamama girer, ağlardı.بل كان يبكي عندما يكون وحيدا في الحمام
Her taraf yeşil ağlar ve iskeleler ile kaplı.교회는 대대적인 보수공사 중입니다.
Her taraf yeşil ağlar ve iskeleler ile kaplı.l'endroit est entièrement couvert d'échafaudages et d'un filet vert.
Her taraf yeşil ağlar ve iskeleler ile kaplı.המקום כולו מכוסה בפיגומים, וברשת ירוקה
Her taraf yeşil ağlar ve iskeleler ile kaplı.المكان كله مغطى بالسقالات والشباك الخضراء.
Her taraf yeşil ağlar ve iskeleler ile kaplı.何を試みても 鳩は家に帰れません
İlk ağlar mesela çok basit ve ilkeldi.Also, die ersten Raster zum Beispiel waren sehr simpel.