Ağlamak bir keder ifadesidir.Crying is an expression of grief.
Canım ağlamak istiyor.I feel like crying.
Ağlamaktan kaçınmaya çalış.Try to keep from crying.
Ağlamak işe yaramaz.Crying is of no avail.
Orada hıçkırarak ağlamakta olan bir kız çocuğuna rastladım.I found that there was a little girl sobbing.
Yalnız bırakıldığımda, bazen canım ağlamak istiyor.Left alone, I sometimes feel like crying.
Onu neşelendirmeye çalıştım ama o ağlamaktan başka bir şey yapmadı.I tried to cheer her up, but she did nothing but cry.
Bebek ağlamaktan başka bir şey yapmadı.The baby did nothing but cry.
Dün gece bebek ağlamaktan başka bir şey yapmadı.The baby did nothing but cry all last night.
O bebek ağlamaktan başka bir şey yapmaz.That baby does nothing but cry.
Kız ağlamaktan başka bir şey yapmadı.The girl did nothing but cry.
Kız ağlamaktan başka bir şey yapmıyor.The girl did nothing but cry.
Küçük kız ağlamaktan başka bir şey yapmadı.The little girl did nothing but cry.
O çocuk ağlamaktan başka bir şey yapmadı.That child did nothing but cry.
O ağlamaktan başka hiçbir şey yapmadı.He did nothing but cry.
O çocuk bütün gün ağlamaktan başka bir şey yapmadı.That child did nothing but cry all day.
Bu çocuk ağlamaktan başka bir şey yapmadı.This child did nothing but cry.
O her zaman ağlamaktan başka hiçbir şey yapmadı.She did nothing but cry all the while.
Zavallı küçük kız ağlamaktan başka bir şey yapmadı.The poor little girl did nothing but weep.
Canım ağlamak istedi.I felt like crying.
İçimden ağlamak geldi.I felt like crying.
Yüksek sesle ağlamaktan kendimi alamadım.I could not stop myself from crying aloud.
Annesinin ölümünü duyduğunda ağlamaktan başka bir şey yapmadı.He did nothing but weep when he heard of his mother's death.
Onlar ağlamaktan başka bir şey yapmazlar.They do nothing but cry.
Bütün gün ağlamaktan başka hiçbir şey yapmadı.She did nothing but cry all day.
Gözleri ağlamaktan kızarmıştı.Her eyes were red from crying.
O, ağlamaktan başka bir şey yapmaz.She does nothing but cry.
Canı ağlamak istiyordu.She felt like crying.
O, ağlamak üzereydi.She was on the verge of crying.
Aç bebek ağlamaktan başka bir şey yapmadı.The hungry baby did nothing but cry.
Annem, ağlamaktan başka hiçbir şey yapmadı.My mother did nothing but weep.
Ağlamak istiyorum.I want to cry.
Tom ağlamak üzereydi.Tom was on the verge of tears.
Tom Mary'yi ağlamaktan vazgeçirecek bir şey söyleyemedi.Tom couldn't say anything that would make Mary quit crying.
Tom Mary'nin ağlamak üzere olduğunu görebiliyordu.Tom could see Mary was about ready to cry.
Ağlamak istiyorsanız ağlayın.If you want to cry, cry.
Çok baskı altındayım sadece ağlamak istiyorum.I'm under so much pressure, I just want to cry.
Ağlamak üzereyim!I'm about to cry!
Ağlamaktan başka bir şey yapmaz.He does nothing but cry.
Kendimi ağlamaktan tutamadım.I couldn't keep from crying.
Ağlamaktan daha çok aksiyon almalısın.Rather than cry, you should take action!
O ağlamak üzereydi.She was on the verge of tears.
O bütün gün ağlamaktan başka bir şey yapmadı.She's done nothing but cry all day.
Tom Mary'nin ruhen yıkıldığını ve ağlamak üzere olduğunu görebiliyordu.Tom could see that Mary was about to break down and cry.
O zamandan beri ağlamak yasaklandı.Since that time, crying has been forbidden.
Ağlamak zorunda değilsin.You don't have to cry.
Tom ağlamak istedi.Tom wanted to cry.
Tom ağlamak ağlamak üzereydi.Tom was about to burst into tears.
İçinden ağlamak geliyorsa; gönlünce ağla.If you feel like crying, you should cry to your heart's content.
Ağlama. Ağlamak hiçbir şeyi çözmez.Don't cry. Crying doesn't solve anything.
Liisa ağlamak üzereydi.Liisa was on the verge of tears.
Ben ayrılıyorum ama ağlamak zorunda değilsiniz.I'm leaving, but you don't have to cry.
Sadece bir köşede oturmak ve ağlamak istiyorum.I just want to sit in a corner and cry.
Ağlamak istemiyorum.I don't want to cry.
Tom ağlamak üzere gibi görünüyor.Tom looks like he's about to cry.
Tom ağlamaktan kendini alamadı.Tom couldn't help but cry.
Tom'un gözleri ağlamaktan kızardı.Tom's eyes were red from crying.
Bütün yapmak istediğim eve gidip ağlamaktı.All I wanted to do was to go home and cry.
Biriyle birlikte ağla. Yalnız ağlamaktan daha şifalıdır.Cry with someone. It's more healing than crying alone.
Tom ağlamak üzere.Tom is on the verge of crying.