Bir bebek gibi ağlamaya gerek yok.There's no need to cry like a baby.
Haberi duyduktan hemen sonra ağlamaya başladı.He started crying right after hearing the news.
Tom kendini banyoya kilitledi ve ağlamaya başladı.Tom locked himself in the bathroom and started to cry.
Tom birden ağlamaya başladı.Tom burst out crying.
Tom duygularını kontrol edemedi ve ağlamaya başladı.Tom broke down and started to cry.
Tom'un her zaman ağlayıp ağlamadığını merak ediyorum.I wonder if Tom ever cries.
Tom Mary'yi neşelendirmeye çalıştı ama o ağlamaya devam etti.Tom tried to cheer Mary up, but she kept on crying.
Tom Mary'nin ağlama nedenini bilmiyordu.Tom didn't know the reason why Mary was crying.
Tom nezaketen Mary'nin ağlamasını görmemezlikten geldi.Tom politely pretended not to notice that Mary had been crying.
O, beni görür görmez ağlamaya başladı.As soon as she saw me, she started to cry.
Tom ağlamak üzereydi.Tom was on the verge of tears.
Tom Mary'nin ağlamasını durduruyor gibi görünmüyordu.Tom couldn't seem to get Mary to stop crying.
Tom Mary'yi ağlamaktan vazgeçirecek bir şey söyleyemedi.Tom couldn't say anything that would make Mary quit crying.
Tom Mary'nin ağlamak üzere olduğunu görebiliyordu.Tom could see Mary was about ready to cry.
Tom ağlamaya başladı.Tom began to cry.
Ağlama. Seni seviyorum.Don't cry. I love you.
Ağlamak istiyorsanız ağlayın.If you want to cry, cry.
Bir çocuk gibi ağlama!Don't cry like a child!
Çok baskı altındayım sadece ağlamak istiyorum.I'm under so much pressure, I just want to cry.
O, ağlamayı engelleyemedi.She couldn't keep from crying.
Ağlamamak elinde değildi.She couldn't help but cry.
Bebek yalnız bırakıldığı için ağlamaya başladı.Having been left alone, the baby started to cry.
Yalnız bırakıldığı için bebek ağlamaya başladı.Having been left alone, the baby started crying.
O, haberi duyduğu anda ağlamaya başladı.He started crying the moment he heard the news.
Jack onu görür görmez ağlamaya başladı.As soon as Jack saw her, he burst out crying.
Daha önce hiç kimsenin önünde ağlamamış olan Jiro ağlamaya başladı.Jiro, who had never cried in front of anyone before, started crying.
Ona bunu söyleme, yoksa ağlamaya başlar.Don't tell him that, or he'll start crying.
Sen ağlamaya başladın.You began to cry.
Ağlamak üzereyim!I'm about to cry!
Lütfen ağlamayı bırakın.Please stop crying.
O, gece yarısında onun ağlamasını duydu.He heard him cry at midnight.
Ağlamamaya çalış.Try not to cry.
Mary ağlamadı.Mary did not cry.
Tom ağlamadı.Tom did not cry.
Döndü ve ağlamaya başladı.She turned and began to cry.
Ağlamaktan başka bir şey yapmaz.He does nothing but cry.
Ağlamaya başlarsa onu ne yapayım.When she starts to cry, what shall I do with her?
Gelecek için korkmayın, geçmiş için ağlamayın.Fear not for the future, weep not for the past.
John öldüğü zaman hiç kimsenin onun için ağlamasını istemediğini söylüyor.John says when he dies he doesn't want anyone to cry for him.
Lütfen yine ağlama.Please don't cry again.
Erkekler asla ağlamaz.Men never cry.
Sadece canavarlar ağlamaz.Only monsters don't cry.
Kendimi ağlamaktan tutamadım.I couldn't keep from crying.
Ağlamamıza engel olamadık.We couldn't keep from crying.
Çocuk hıçkırarak ağlamaya başladı.The boy started to sob.
Kız hıçkırarak ağlamaya başladı.The girl started to sob.
Bebeklerin ağlamasına katlanamam.I can't stand babies crying.
O sebepsiz yere ağlamayı durduramıyor.She can't stop crying for no reason.
Ağlama, zira iyi zamanlar gitti. Onun yerine onlar hâlâ devam ediyorken gülümse.Don't cry / For the good times gone. / Smile instead / While they're still going on.
Ağlamayı bırak.Stop crying.
Ağlamayı kes.Stop crying.
Kız kardeşim ağlamaya başladı.My sister started crying.
Ağlamaktan daha çok aksiyon almalısın.Rather than cry, you should take action!
Lütfen artık ağlama.Please don't cry any more.
O, canımı yaktı ama ağlamadım.It hurt, but I didn't cry.
O ağlamak üzereydi.She was on the verge of tears.
O bütün gün ağlamaktan başka bir şey yapmadı.She's done nothing but cry all day.
Onun önünde ağlamamaya çalıştım.I tried not to cry in front of him.
Tom Mary'nin ruhen yıkıldığını ve ağlamak üzere olduğunu görebiliyordu.Tom could see that Mary was about to break down and cry.
Tom ağlamaya devam etti.Tom continued crying.