İçimden ağlamak geldi.I felt like crying.
Yüksek sesle ağlamaktan kendimi alamadım.I could not stop myself from crying aloud.
Ağlamama engel olamadım.I couldn't help but cry.
Onun ağlamasını görmeye tahammül edemem.I can't bear to see her cry.
Beni görünce, bebek ağlamaya başladı.Seeing me, the baby began to cry.
O, mektubu okur okumaz ağlamaya başladı.As soon as she read the letter, she began to cry.
Küçük kız ağlamaya devam etti.The little girl just kept crying.
Bebeğim ağlamaya başladı, süt istiyordu.My baby began crying, asking for milk.
Bebek ağlamaya başladı.The baby started to cry.
Bebeğin ağlamasından rahatsız oldum.I was bothered by the baby's crying.
Bebek ağlamayı kesti.The baby stopped crying.
Onun büyükbabasının ölümünü işitmesinin ilk şokundan sonra, kız ağlamaya başladı.After the initial shock of hearing of her grandfather's death, the girl started to cry.
Lucy eve gitmek için ağlamaya başladığında, ancak varmıştık.We had hardly arrived when Lucy started crying to go home.
Onun öyle ağlamasını görmeye dayanamam.I can't bear to see him cry like that.
O, ağlamaya devam etti.He kept on crying.
O ağlamaya başladı.He began to cry.
O ağlamaya başlıyor.He's beginning to cry.
O, haberi duyar duymaz ağlamaya başladı.He had no sooner heard the news than he began to cry.
O, onu teselli etmeye çalıştı, ama o ağlamaya devam etti.He tried to comfort her, but she kept crying.
Annesinin ölümünü duyduğunda ağlamaktan başka bir şey yapmadı.He did nothing but weep when he heard of his mother's death.
Onlar ağlamaktan başka bir şey yapmazlar.They do nothing but cry.
Onun ağlaması sadece bir roldü.Her crying was just an act.
Bütün gün ağlamaktan başka hiçbir şey yapmadı.She did nothing but cry all day.
O tamamen ağlamayı bıraktı.She stopped crying altogether.
O, sürekli olarak ağlamayı sürdürdü.She kept crying all the time.
O, bütün gece ağlamaya devam etti.She kept crying all night.
Bütün gece ağlamaya devam etti.She kept crying all night long.
Arkasını döndü ve ağlamaya başladı.She turned away and began to cry.
Gözleri ağlamaktan kızarmıştı.Her eyes were red from crying.
O, ağlamaktan başka bir şey yapmaz.She does nothing but cry.
Ağlamamak için boş yere çabaladı.She tried in vain not to cry.
Ağlamamaya çalıştı.She tried not to cry.
O ağlamamaya çalıştı.She tried not to cry.
Canı ağlamak istiyordu.She felt like crying.
O şimdi sakin; ağlamayı durdurdu.She is calm now; she has stopped crying.
O, ağlamaya başladı.She began crying.
Ağlamaya devam etti.She kept on crying.
Ağlamamak için kendini güçlendirdi.She steeled herself not to cry.
O, ağlamak üzereydi.She was on the verge of crying.
O, yüzümü gördüğünde ağlamaya başladı.She began to cry at the sight of my face.
Yüzümü görünce, ağlamaya başladı.She began to cry at the sight of my face.
O beni görür görmez ağlamaya başladı.As soon as she saw me, she began to weep.
O, odaya girer girmez ağlamaya başladı.No sooner had she entered her room than she began to cry.
O, yüksek bir sesle ağlamaya başladı.She began to cry in a loud voice.
O, gür bir sesle ağlamaya başladı.She began to cry in a loud voice.
O, onun yüzünü görünce ağlamaya başladı.She began to cry at the sight of his face.
Söylenmeye ve ardından ağlamaya başladı.She began to grumble and then to weep.
Odadan çıkar çıkmaz ağlamaya başladı.She began to cry as soon as she left the room.
Aç bebek ağlamaktan başka bir şey yapmadı.The hungry baby did nothing but cry.
Annem, ağlamaktan başka hiçbir şey yapmadı.My mother did nothing but weep.
Ben kolayca ağlamam.I don't cry easily.
Ağlamak istiyorum.I want to cry.
Ağlamaya başladım.I started to cry.
Ağlamanın yararı yok. Hiç kimse seni duymaz.There is no use in crying. No one will hear you.
Çocuk artık ağlamaz.The child doesn't cry anymore.
Çocuğun başında büyük bir yumru var. O kadar çok ağlamasına şaşmamalı.The boy has a huge bump on his head. No wonder he cried so much!
O, onu teselli etmeye çalıştı fakat o ağlamaya devam etti.She tried to comfort him, but he kept crying.
Ağlama. Her şey iyi olacak.Don't cry. Everything will be OK.
Ağlamamaya çalıştım.I tried to keep from crying.
Benim hakkımda bilmeniz gereken bir şey, nadiren ağlamamdır.One thing you should know about me is that I seldom cry.