Daha önce Üçüncü Doktor'un Planet of the Spiders "Hayır, ağlama.Isso parafraseia as últimas palavras do Terceiro Doutor em Planet of the Spiders: "Não, não chore.
Danny ağlamaya başlar.Meg começa a chorar.
Rick oğlunun bağırmasına ve ağlamasına dayanamaz.Rick não suporta ouvir seu filho gritando e chorando, então ele consegue derrubar a arma de Joe.
Hiçbir ağlama buna uygun düşemez.Não adianta chorar .
Ve ağlamamak için de kesin kararlıdır.Por ora, é apropriado chorar.
Sen ağlama, ben ağlaram ...Fala baixo senão eu grito
Duyguları vardı; yeme, içme, dövüşme, ağlama gibi eylemlerde buluuyor, hastalanıp ölebiliyorlardı.Eles sentem emoção, podem comer, beber, lutar, chorar, adoecer e morrer.
Tapınak mensupları ağlamaya başladığında Jones şöyle demektedir: “Şu histerikleri durdurun.Quando os membros gritaram, aparentemente, Jones aconselhou: "Parem com essa histeria!
Ağlamaktan gözleri kapandı.Em seguida terá fechado os olhos.
(Ağlama Alfred!CALDEIRA, Alfredo.
Auschwitz'i ziyaret ettiğinde ağlamamasına şaşırdı; aksine kendini kızgın ve öfkeli buldu.Ao nascer, Zaratustra não chorou; pelo contrário, riu sonoramente.
Bahçeye girip heykeli görünce ağlamaya başladım.Conhecí ela no Superstar , chorei muito.
Bende oturup ağlamaya başlamıştım kız da bana ağlamamı söyleyip duruyordu.Quando ele disse que ela era toda minha, chorei mais ainda.
Güney Afrikalı yere düştü ve bağırıp ağlamaya başladı.Então o povo da aldeia começou a se pintar e gritar.
İkinci video ise "Ağlamak Sırayla" adlı şarkıya geldi.A outra música é chamada "Lloro Por Ti".
Eğer çocuk aniden ve şiddetli ağlarsa yetişkinler ağlamanın acıdan kaynaklandığını düşünürler.Quando ameaçados ou perturbados, os adultos fingem-se de mortos.
Her gün kocasının mezarına ağlamaya gitmektedir.Ele está a soluçar no enterro de sua mãe.
Korra Parkı'na gider ve orada ağlamaya başlar.No parque às vezes via Flor e começa a falar-lhe.
Birçok şeyden korkar ve ağlamaya başlar.Às vezes, ela ficava com medo e começava a orar e chorar.
Amerikanın ağlaması lazım.O Capitão América tira satisfações.
Ağlama. Yanlış bir şey yok.Não chore. Não há nada errado.
Bebek ağlamaya başladı.O bebê começou a chorar.
Tom ağlamaya başladı.Tom começou a chorar.
Maria burnunu çekiyor, şimdi ağlamaya başlıyor.Maria está fungando – agora começa a chorar.
Ve tüm canlılar ağlamaya başladı.(Vrijwel) alle baby's huilen.
Ağlamak anlamını taşır.Huilen heeft een aantal betekenissen.
Ne zaman ağlamaya başlıyorlar?Wanneer is de pijn begonnen?
Amerikanın ağlaması lazım.Jullie lieten mij huilen.
Yahudiler ise Batı Duvarı (Ağlama Duvarı) kenarında bulunan kendi sinagoglarına çekilmişlerdi.Joden dragen daarom buiten vaak een hoed, in plaats van (of over) een keppel die binnenshuis gedragen wordt.
Danny ağlamaya başlar.Inga begint te huilen.
Bayan Acuze de her zaman ona "Ağlamayı kes" der.Dus zal hij altijd over haar blijven huilen (I’ll always be crying over you).
Sen ağlama, ben ağlaram ...U moet niet weeklagen en huilen.
Bu nedenle Tora Lea'nın gözlerini ağlamaktan "yumuşadı" olarak tasvir eder.Vandaar zou de Thora haar ogen beschreven hebben als "zacht" van het wenen.
Lizzie ağlamaya başlar ve Nick'e atıfta bulunarak "Onu öldürdüler" der.Rowan ontwaakt, en schreeuwt tegen Michael om ‘het’ te doden.
Sonra hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.Hij begon stil te huilen.
Hiçbir zaman ağlamayın ve yas tutmayın, böylece düşmanlarımızın hiçbir şeyden haberi olmaz.Praat niet te hard en niet te vaak, zodat u anderen niet tot last zult zijn.
Ben, her şeye rağmen şarkılar söylemekten, ağlamaktan, gülmekten, kısaca yaşamaktan vazgeçmeyeceğim.Hiernaast ontbreken de liedjes Lachen, lachen, lachen en Kom we gaan er tegenaan.
Amtrak şirketi ayrıca otobüslerle tren istasyonlarına bağlantı hizmeti ağlamaktadır.De reizigersaanhangwagens werden op de lijn naar Interlaken ook gekoppeld aan autobussen.
Bir gün, üç yılın ve üç düşüğün ardından, karısı bir bebeğin ağlamalarını duyar.Na drie jaar hoort ze van een oude bekende dat haar moeder ernstig ziek is.
Bill saatlerce ağlamaya devam etti.Bill schreide urenlang.
Ağlamamaya çalış.Probeer niet te wenen.
Küçük kız kardeşim ağlamaya başladı.Mijn zusje begon te huilen.
Amerikanın ağlaması lazım.Ameryka liczy straty.
Ne zaman ağlamaya başlıyorlar?Kiedy to się zaczyna?
Birçok şeyden korkar ve ağlamaya başlar.Boi się wielu rzeczy i bardzo często płacze.
Bir sabah kalktım ve deli gibi ağlamaya başladım.Pierwszy zacząłem pierwszego dnia, kiedy wstałem,byłem wychudzony, blady jak jakiś diabeł.
Beni ağlamaya bırak.)" şarkısı ile takip eder.Wiemy, co zaśpiewa! (pol.).
Ağlamaktan gözleri kapandı.Oczy miałem zamknięte.
Ve tüm canlılar ağlamaya başladı.Zaczynają spełniać się wszystkie plagi.
Her gün kocasının mezarına ağlamaya gitmektedir.Codziennie odwiedza jej grób.
Hükümet silahsız çözüleceğini söyledi, analar ağlamasın isteriz.Hiszpański rząd zdecydował, że pozwoli jednostce zatonąć, argumentując, że nie dojdzie do wycieku ładunku.
Bir röportajda "Onu, kelimesi kelimesine ağlamadan okuyamadım.Ignoruje napis na pierwszej stronie „NIE CZYTAĆ NA GŁOS”.
Lizzie ağlamaya başlar ve Nick'e atıfta bulunarak "Onu öldürdüler" der.Tom chciał to zrobić, ale Lynette go zatrzymała i krzyknęła do sąsiadki by powiedziała "proszę".
Ağlamayacaksın (1985) 03.Zapomnij o mnie (1980) 3.
Danny ağlamaya başlar.Lisa börjar gråta.
Konuşması ve belagatı o kadar güzeldi ki onu dinleyenler ağlamakla olmaktaydılar.Vid andra tillfällen skall han ha talat till fåglar; de verkade lyssna och tystnade när han bad dem detta.
"Bgara"nın kelime anlamı "ağlama"dır.Pianto betyder "gråt".
Amerikanın ağlaması lazım.USA hägrar.
Ne zaman ağlamaya başlıyorlar?När börjar livet?)
İkinci video ise "Ağlamak Sırayla" adlı şarkıya geldi.Låten hette Just Let Me Cry.