ağladı ile cümle

ağladı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Gregor hala sırtında sessizce yatıyordu, o zaten ağladı vardı.Ela já havia chorado quando Gregor estava ainda deitado tranquilamente nas suas costas.
Gregor hala sırtında sessizce yatıyordu, o zaten ağladı vardı.Ella ya había llorado mientras Gregor todavía estaba tumbado tranquilamente en su espalda.
Gregor hala sırtında sessizce yatıyordu, o zaten ağladı vardı.Elle avait déjà pleuré tandis que Gregor était encore couché tranquillement sur son dos.
Gregor hala sırtında sessizce yatıyordu, o zaten ağladı vardı.Hän oli jo itkenyt kun Gregor oli vielä makasi hiljaa selällään.
Gregor hala sırtında sessizce yatıyordu, o zaten ağladı vardı.Hon hade redan grät medan Gregor fortfarande låg stilla på rygg.
Gregor hala sırtında sessizce yatıyordu, o zaten ağladı vardı.Hun havde allerede grædt, mens Gregor stadig lå stille på ryggen.
Gregor hala sırtında sessizce yatıyordu, o zaten ağladı vardı.Imela je že jokala, medtem ko je bil Gregor še vedno leži na hrbtu tiho.
Gregor hala sırtında sessizce yatıyordu, o zaten ağladı vardı.그레고르가 계속 그의 등에 가만히 누워있는 동안 그녀는 이미 울고 있었다.
Gregor hala sırtında sessizce yatıyordu, o zaten ağladı vardı.Lei aveva già pianto mentre Gregor era ancora tranquillamente sdraiato sulla schiena.
Gregor hala sırtında sessizce yatıyordu, o zaten ağladı vardı.Ő már sírt, miközben Gregor még mindig ott feküdt csendesen a hátán.
Gregor hala sırtında sessizce yatıyordu, o zaten ağladı vardı.Ona już płakała podczas gdy Gregor wciąż leży spokojnie na plecach.
Gregor hala sırtında sessizce yatıyordu, o zaten ağladı vardı.Ona už plakala, kým Gregor ešte ležal pokojne na chrbte.
Gregor hala sırtında sessizce yatıyordu, o zaten ağladı vardı.Ona už plakala, zatímco Gregor ještě ležel klidně na zádech.
Gregor hala sırtında sessizce yatıyordu, o zaten ağladı vardı.Sie hatte bereits geweint, als Gregor noch lag ruhig auf dem Rücken.
Gregor hala sırtında sessizce yatıyordu, o zaten ağladı vardı.Ze had al gehuild, terwijl Gregor lag nog steeds rustig op zijn rug.
Gregor hala sırtında sessizce yatıyordu, o zaten ağladı vardı.Είχε ήδη φώναξε ενώ Γκρέγκορ ήταν ακόμα ξαπλωμένη ήσυχα στην πλάτη του.
Gregor hala sırtında sessizce yatıyordu, o zaten ağladı vardı.Вона вже плакала в той час як Грегор все ще лежав спокійно на спині.
Gregor hala sırtında sessizce yatıyordu, o zaten ağladı vardı.Она уже плакала в то время как Грегор все еще лежал спокойно на спине.
Gregor hala sırtında sessizce yatıyordu, o zaten ağladı vardı.Тя вече викаха, докато Грегор все още лежеше кротко на гърба си.
Gregor hala sırtında sessizce yatıyordu, o zaten ağladı vardı.היא בכתה כבר בעוד גרגור עדיין שוכב בשקט על גבו.
Gregor hala sırtında sessizce yatıyordu, o zaten ağladı vardı.وقد بكت بالفعل بينما كان غريغور الكذب بهدوء على ظهره.
Gregor hala sırtında sessizce yatıyordu, o zaten ağladı vardı.とマネージャー、女性のこの友人は、確かに彼自身がによって導かれるせることだ
Güçleri tükeninceye dek hıçkıra hıçkıra ağladılar.Atunci David şi poporul care era cu el au ridicat glasul, şi au plîns pînă n'au mai putut plînge.
Güçleri tükeninceye dek hıçkıra hıçkıra ağladılar.Bấy giờ, Ða-vít và những kẻ theo người đều cất tiếng khóc, khóc đến đổi không còn sức khóc nữa.
Güçleri tükeninceye dek hıçkıra hıçkıra ağladılar.Bấy_giờ , Ða - vít và những kẻ theo người đều cất_tiếng khóc , khóc đến đổi không còn sức khóc nữa .
Güçleri tükeninceye dek hıçkıra hıçkıra ağladılar.brast han ut i gråt, så ock hans folk; och de gräto, till dess att de icke förmådde gråta mer.
Güçleri tükeninceye dek hıçkıra hıçkıra ağladılar.Da brast David og hans Krigere i lydelig Gråd, og de græd, til de ikke kunde mere.
Güçleri tükeninceye dek hıçkıra hıçkıra ağladılar.Davide e la sua gente alzarono la voce e piansero finché ne ebbero forza
Güçleri tükeninceye dek hıçkıra hıçkıra ağladılar.hoben David und das Volk, das bei ihm war, ihre Stimme auf und weinten, bis sie nicht mehr weinen konnten.
Güçleri tükeninceye dek hıçkıra hıçkıra ağladılar.huilden zij tot zij geen tranen meer hadden.
Güçleri tükeninceye dek hıçkıra hıçkıra ağladılar.다윗과 그와 함께 한 백성이 울 기력이 없도록 소리를 높여 울었더라
Güçleri tükeninceye dek hıçkıra hıçkıra ağladılar.Tedaj David in ljudstvo, ki je bilo ž njim, povzdigne glas svoj, in jočejo toliko, da niso mogli več jokati:
Güçleri tükeninceye dek hıçkıra hıçkıra ağladılar.Tedy David i lid jeho, kterýž s ním byl, pozdvihše hlasu svého, plakali, až již více plakati nemohli.
Güçleri tükeninceye dek hıçkıra hıçkıra ağladılar.Vtedy pozdvihol Dávid i ľud, ktorý bol s ním, svoj hlas, a plakali, až už nebolo v nich viacej sily plakať.
Güçleri tükeninceye dek hıçkıra hıçkıra ağladılar.И поднял Давид и народ, бывший с ним, вопль, и плакали, доколе не стало в них силы плакать.
Güçleri tükeninceye dek hıçkıra hıçkıra ağladılar.Тогава Давид и людете, които бяха с него, плакаха с висок глас, докато не им остана вече сила да плачат.
Güçleri tükeninceye dek hıçkıra hıçkıra ağladılar.וישא דוד והעם אשר אתו את קולם ויבכו עד אשר אין בהם כח לבכות׃
Güçleri tükeninceye dek hıçkıra hıçkıra ağladılar.فرفع داود والشعب الذين معه اصواتهم وبكوا حتى لم تبق لهم قوة للبكاء.
Güçleri tükeninceye dek hıçkıra hıçkıra ağladılar.大 衛 和 跟 隨 他 的 人 就 放 聲 大 哭 、 直 哭 得 沒 有 氣 力
Güçleri tükeninceye dek hıçkıra hıçkıra ağladılar.大 衛和 跟隨 他 的 人 就 放聲 大哭 、 直 哭 得 沒 有 氣力
Halk Beytele geldi. Akşama dek orada, Tanrının önünde oturup hıçkıra hıçkıra ağladılar.Ðoạn , dân_sự đến Bê-tên , ở lại đó trước mặt Ðức_Chúa_Trời cho_đến chiều_tối , cất_tiếng lên khóc dầm_dề ;
Halk Beytele geldi. Akşama dek orada, Tanrının önünde oturup hıçkıra hıçkıra ağladılar.Ðoạn, dân sự đến Bê-tên, ở lại đó trước mặt Ðức Chúa Trời cho đến chiều tối, cất tiếng lên khóc dầm dề;
Halk Beytele geldi. Akşama dek orada, Tanrının önünde oturup hıçkıra hıçkıra ağladılar.És a nép elment Béthelbe, és ott volt egész estvéig az Isten elõtt, és felemelve szavát, nagy sírással sírt.
Halk Beytele geldi. Akşama dek orada, Tanrının önünde oturup hıçkıra hıçkıra ağladılar.Il popolo venne a Betel, dove rimase fino alla sera davanti a Dio, alzò la voce prorompendo in piant
Halk Beytele geldi. Akşama dek orada, Tanrının önünde oturup hıçkıra hıçkıra ağladılar.In ljudstvo pride v Betel in sedi ondi pred Bogom do večera, in povzdignejo glasove svoje in silno plakajo.
Halk Beytele geldi. Akşama dek orada, Tanrının önünde oturup hıçkıra hıçkıra ağladılar.백성이 벧엘에 이르러 거기서 저녁까지 하나님 앞에 앉아서 대성통곡하여
Halk Beytele geldi. Akşama dek orada, Tanrının önünde oturup hıçkıra hıçkıra ağladılar.Men da folket kom til Betel, satt de der for Guds åsyn til om aftenen, og de gråt høit og lenge
Halk Beytele geldi. Akşama dek orada, Tanrının önünde oturup hıçkıra hıçkıra ağladılar.Toen zij in Bethel waren samengekomen, zaten zij daar voor God en huilden bittere tranen.
Halk Beytele geldi. Akşama dek orada, Tanrının önünde oturup hıçkıra hıçkıra ağladılar.И людете дойдоха във Ветил та седяха там до вечерта пред Бога, и те с висок глас плакаха горко.
Halk Beytele geldi. Akşama dek orada, Tanrının önünde oturup hıçkıra hıçkıra ağladılar.И пришел народ в дом Божий, и сидели там до вечера пред Богом, и подняли громкий вопль, и сильно плакали,
Halk Beytele geldi. Akşama dek orada, Tanrının önünde oturup hıçkıra hıçkıra ağladılar.ויבא העם בית אל וישבו שם עד הערב לפני האלהים וישאו קולם ויבכו בכי גדול׃
Halk Beytele geldi. Akşama dek orada, Tanrının önünde oturup hıçkıra hıçkıra ağladılar.وجاء الشعب الى بيت ايل واقاموا هناك الى المساء امام الله ورفعوا صوتهم وبكوا بكاء عظيما.
Halk Beytele geldi. Akşama dek orada, Tanrının önünde oturup hıçkıra hıçkıra ağladılar.以 色 列 人 來 到 伯 特 利 坐 在 神 面 前 直 到 晚 上 放 聲 痛 哭
Halk Beytele geldi. Akşama dek orada, Tanrının önünde oturup hıçkıra hıçkıra ağladılar.以色列人 來到 伯特利 坐在 神 面前 直 到 晚上 放 聲痛哭
"Hayır kapı!" Mary ağladı."Ei ovi!" Huusi Mary.
"Hayır kapı!" Mary ağladı."Geen deur!" Riep Mary.
"Hayır kapı!" Mary ağladı."Ingen dør!" Sagde Mary.
"Hayır kapı!" Mary ağladı."Keine Tür", rief Maria.
"Hayır kapı!" Mary ağladı."Không có cửa!" Mary khóc.
"Hayır kapı!" Mary ağladı."Nej dörren!" Ropade Maria.

İlgili Sayfalar