Dan bile ağlamadı.Dan nici măcar nu a plâns.
Veya bizi ağlatması için bir sonraki 'Speechless'ı.Vagy a következő Speechless-t, hogy sírva fakasszon.
Ağlamam"ı Kliplendirdi!".Ne pleure pas ! ’Jól van!
"Ağlayarak uyanıyorum".Sírva ébredtem.
Danny ağlamaya başlar.Michael sírni kezd.
Gün ağarana dek durmadan ağladık.”Egész estig arattak a fiatalok, ha addig be nem fejezték.
Ma ile Jack ağlayarak kavuşurlar.Jack és Kate örömükben sírva fakad.
Çoğu zaman odamda oturup ağlardım.Ülök a szobámban és sírok.
Sen ağlama, ben ağlaram ...Apukám és én is sírva fakadtunk...
Ağlatan Oyun (film), 1992 çıkışlı bir Neil Jordan filmi.A Síró játék (The Crying Game) Neil Jordan 1992-es angol filmdrámája.
Çırak keşiş büyük bir üzüntü ile ağlamaya başlar.Az ifjú Hagymási plébános nagy lelkesedéssel kezdte meg munkáját.
Venüs'teki kraterlerden birine, Aglaonike'nin adı verilmiştir.Aglaonikéről krátert neveztek el a Vénuszon.
Fakat diğer ağların yapısı hakkında bilgi sahibi değildir.Más művéről nincs is tudomásunk.
Amerikanın ağlaması lazım.Lányok ne sírjatok!
“Kendiniz ve çocuklarınız için ağlayın.Elveszejted magadat és az embereidet.
Ağlamaktan gözleri kapandı.És lehunyta a szemét.
Doğduğunda ağlamadığı için adı "Sessiz Kız" adını aldı.Születésekor egyáltalán nem sírt, ezért kapta a 'Hallgatag Leány' (默娘) nevet.
Bir sürü bölümünü de ağlayarak yazdım.Több darabot lemezen is kiadtak.
Angelica gelir ve Dorinda'yı ağlamakta iken bulur.Amikor elmegy, Angelica jön, akinek Dorinda elmeséli a történteket.
Özellikle de araştırmayla ilgili olan ağlara.Főleg rovartani kutatásokat folytatott.
Adreslerini değiştirebiliriz veya yeni yerel ağlar ekleyebiliriz.Pályát válthatunk, kirúghatunk játékosokat, vagy kiadhatunk egyéb konzol parancsokat.
Kına yakılırken, kızı ağlatmak adettendir.Meglepetésére ott találja a lányt sírdogálva.
Kader ağlarını öyle bir örer ki hayatınız hiç ummadığınız bir şekilde değişiverir...Öten kerülnek a döntőbe, akik azt remélik, hogy az életük gyökeresen megváltozik...
(Ağlama Alfred!Deme László.
Bunlar tipik olarak metabolik ağların veya hücre sinyalizasyon ağları içerir.Tipikusan ide tartoznak az anyagcsere-hálózatok vagy a sejtek közötti szignalizációs hálózatok.
Şehrin ülkeyle olan bağlantıları otoyollar ve hızlı tren ağlarıdır.A nagyobb városok autópályákkal és gyorsforgalmi utakkal vannak összekötve.
Nancy ise ağlayarak Evet senin annenim diye haykırır.A lány már hisz, Vera sír, és anyjához fordul: „Vicente vagyok, anya!”
AOL Instant Messenger, Yahoo Messenger, MSN Messenger ve ICQ ağları ile uyumludur.Ezek kompatibilisek az AOL, a Yahoo és az MSN üzenetküldő rendszerével is.
Her şey beni ona bağlar, kalbim durmadan ağlar.Csárdás kisangyalom, érted fáj a szívem nagyon.
Depolama alan ağları günümüzde işletmelerin veri depolama taleplerine etkili çözümler sunabilmektedirler.Állagának megőrzése napjainkban a régészek számára látszólag megoldhatatlan problémákat vet fel.
Sonunda çalışmayı bırakıp eşine döndü, ona bakarken ağladı.Azután elhagyta a hadsereget, birtokára húzódott vissza és megnősült.
İlk klipleri ise "Sen Ağlama" oldu.Szövege ennyi: "Anyám, ne sírj, kérlek!
3. yüzyıla ait olan Ağlayan Kadınlar Lahdi buna en güzel örnektir.A 18. században kialakuló új stílusú balladák legegységesebb csoportját a betyárballadák alkotják.
Xander'ın babası ona neden gelmediğini sorup annesinin ağladığını söylüyor.Sun átadja a pénzt, és megkérdezi, hogy miért nem mondta el neki, hogy ő Jin anyja?
Sonra hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.Ekkor kezdett szlavisztikával foglalkozni.
Asami ağlayarak gider.Toby folyamatosan sír.
Kişisel bilgileri bilgisayar ağlarına koymak gizlilik endişelerini de artırmaktadır.Az informatikai protokoll is a bizalmatlanság formálisabb elveit követi a számítástechnikában.
Meserretimden ağladım.Sokat sírtam.
Onun neden ağladığını bilmiyorum.Nem tudom, miért sírsz.
Çoğu zaman odamda oturup ağlardım.Joskus istun huoneessani ja itken.
Kendisinden nefret ettiğini suratına vura vura, bağırarak ağlaya ağlaya söyler.Jos itketät häntä, minä itketän sinua.
"Ağlatan ziyaret".Kuolleita itkemästä.
Bir sabah kalktım ve deli gibi ağlamaya başladım.Painuin sinne saman tien ja huomaamattani rupesin hakkaamaan ruostetta.
“Kendiniz ve çocuklarınız için ağlayın.Pitäkää huoli vaimostani ja lapsistani!"
Bu Güney Kore'de dört büyük televizyon ağları en büyük dışındadır.Se on suurin neljästä suuren Korean televisiokanavilla.
Oyun, Alyx babasının cansız bedeninin önünde ağlarken biter.Peli loppuu kohtaukseen, jossa Alyx suree isänsä ruumiin äärellä.
Gel İçimde Ağla, 1985.Kokemäki: Satakunnan painotalo, 1985.
Giderken ağladı, afedilmeyi beklediler.Hän itki tullessaan ulos.
Sultan bu sözleri işittiği vakitte ağlamağa başladı.Liekö ollut tahto Herran, kun se päättyi kyyneliin?
Robertson'ın koruması ve kişisel asistanının örümcek ağlarıyla sarılmış cesetlerini bulur.Hän tarvitsee kuitenkin Vihreän baretin tai Vakoojan kantamaan ruumiit piiloon.
60 - Dagor Aglareb: Noldor Morgoth'un kuvvetlerini yener ve Angband'ın Kuşatması başlar.75 - Dagor Aglareb: Noldor, johtajanaan Fingolfin, aloittivat Angbandin piirityksen.
Bir röportajda "Onu, kelimesi kelimesine ağlamadan okuyamadım.Aterian aikana hän ei päästänyt huuliltaan ainuttakaan sanaa”.
"Bu filmle insanları ağlatmak istedik"."Minun oli tarkoitus ilmentää elokuvassa tätä.
Bu noktada artık Scott ağlamaya başlamıştır.Lopulta tämä alkaa itkeä.
Kadınlar ayrıca balıkçılık yapan erkeklere ağları tamir ederek yardımcı olurlardı.Kalastusalueet voivat saada hoitaakseen myös kalavesien omistajille kuuluvia tehtäviä.
"Kara Şövalye'yi ağlamadan izlemek mümkün mü?".He päästävät tietämättään Mustan Ritarin rahaholviin.
Biri sinirli gözükür, biri ağlar diğeri ise güler.Yksi pieraisee ja kaikki nauravat.
Yığlamak/Yuğlamak sözcüğü ağlamak demektir.Nina Riutta: Sanoitettua itkua.
Bir sürü bölümünü de ağlayarak yazdım.Pietilän kärjekkäät kirjoitukset vieroittivat monet hänestä.
(Ağlama Alfred!Älä itke äiti.