Suyun altında ağlamak mümkün mü?Is it possible to cry underwater?
Çok ağladım.I've cried a lot.
Sabah boyunca ağladım.I've been crying all morning.
Ben sadece orada oturdum ve ağladım.I just sat there and cried.
Ağladığın zaman ben bundan hoşlanmıyorum.I don't like it when you cry.
Hüngür hüngür ağladım.I cried my eyes out.
Herkes yeniden ağlamaya başladı.Everyone started crying again.
Tom'un ağladığını duyabildin mi?Could you hear Tom crying?
Ağlamayı bırak. Sen gitmek zorundasın.Stop crying. You have to go.
Çocuklar ağlamak üzereydi.The children were on the verge of crying.
Mary yüzünü ellerinin içine gömdü ve kontrolsüzce ağladı.Mary buried her face in her hands and sobbed uncontrollably.
Eğer çok gülersen mutlusun, eğer çok ağlarsan üzgünsün.If you laugh a great deal, you are happy; if you cry a great deal, you are unhappy.
Çocuk artık ağlamıyor.The child is not crying anymore.
Ağlayan çocuklara katlanamam.I can't stand children crying.
Ağlayan çocukları dinlemeyi sevmem.I don't like listening to children crying.
Bu metnin sosyal ağlar üzerinde büyük bir etkisi vardı.This text had a great impact on the social networks.
Tom Mary'nin ağladığını duyabildi.Tom could hear Mary crying.
Bunlar beni ağlatan sözler.These are the words that make me cry.
Gözlerin ağlamaktan kızarmış.Your eyes are red from crying.
Kadın düğünden önce erkek düğünden sonra ağlar.The woman cries before the wedding and the man afterwards.
Tom sessizce ağladı.Tom wept in silence.
Keşke Tom sürekli ağlamaktan vazgeçse.I wish Tom would stop crying all the time.
Keşke ağlamasaydım.I wish I hadn't cried.
Tom'un ağladığını görmek istiyorum.I want to see Tom cry.
Tom bana onun ve Mary'nin boşandığını söylediğinde ağladım.I cried when Tom told me that he and Mary were getting divorced.
Tom bana ne olduğunu anlattığında ağladım.I cried when Tom told me what had happened.
Tom bana ondan bahsettiğinde ağladım.I cried when Tom told me about that.
Ben çok ağlardım.I used to cry a lot.
Tom her gün ağladığını söyledi.Tom said he cried every day.
Tom bütün gece ağladığını söyledi.Tom said he cried all night.
Tom ağlamak istediğini söyledi.Tom said he wanted to cry.
Tom'a ağlamayı kesmesini söyledim.I told Tom to stop crying.
Tom ağlayabilir gibi görünüyordu.Tom looked like he might cry.
Kendimi ağlamaktan alamadım.I couldn't help crying.
Ağlamamak elimde değildi.I couldn't help crying.
Tom'un ağlamak üzere olduğunu düşünüyorum.I think Tom is about to cry.
Tom onu ağlattığımı söyledi.Tom said I made him cry.
Gerçekten Tom'u ağlarken görmek istiyor musunuz?Do you really want to see Tom cry?
Mary madalyasını aldığında ağladı.Mary cried when she received her medal.
Bir erkeğin ağlaması sorun değil.It's okay for a man to cry.
Üzgün olduğunuzda ağlamak sorun değil.It's okay to cry when you're sad.
Çocukların ağlaması sorun değil.It's okay for boys to cry.
Büyük oğlanlar ağlamaz.Big boys don't cry.
Büyük kızlar ağlamaz.Big girls don't cry.
Tom neredeyse ağlamaya başladı.Tom almost began to cry.
Mary neredeyse ağlamaya başladı.Mary almost began to cry.
Oğlanlar ağlar.Boys do cry.
Çocuklar ağlar.Boys do cry.
Ben o konuda düşündüğümde hala ağlarım.I still cry when I think about it.
Tom ağlarken yatağında oturdu.Tom sat on his bed crying.
Mary ağlarken yatağında oturdu.Mary sat on her bed crying.
O ağlarken Tom'un sırtını okşadım.I patted Tom's back while he cried.
Mary ağlayarak kaçtı ve yatak odasının kapısını çarptı.Mary ran off crying and slammed her bedroom door.
Ben uzun süredir ağlamıyorum.I haven't cried in a long time.
Tom küçük bir bebek gibi ağladı.Tom cried like a little baby.
Tom ağlamaktan başka bir şey yapmadı.Tom did nothing but cry.
Tom eve gitti ve ağladı.Tom went home and cried.
Seni ne tür filmler ağlatır?What type of movies make you cry?
Hemen hemen her gece uyumak için ağladım.I cried myself to sleep almost every night.
Miela öğretmen geldiğinde ağlamaya başladı.Miela started to cry when her teachers came.