Noel ağacını süsleyelim.Let's decorate the Christmas tree.
Bir Noel ağacı almaya gidelim.Let's go get a Christmas tree.
Kedim ağaçta sıkıştı.The cat is stuck in the tree.
Kedim bir ağaçta sıkıştı.My cat got stuck up a tree.
Ağaç yeşil.The tree is green.
Ağabeyim geçen ay kendi evini inşa etti.My older brother built his own house last month.
Kauçuk kauçuk ağacının özünden imal edilir.Rubber is made from the sap of the rubber tree.
Orada ağaçta bir şey var.There's something up there in the tree.
Ormanda çok yüksek ağaçlar ve farklı çim çeşitleri vardır.There are many tall trees and different kinds of grass in the jungle.
Ağaç yeşildir.A tree is green.
Büyük bir ağabeyim ve büyük bir ablam var.I have an older brother and an older sister.
Kiraz ağacı Nisandadır.The cherry blossom is in April.
Ağaç yaprakları kızardı.The tree leaves turned red.
Ağaçtaki yapraklar kırmızı renge dönüştü.The leaves on the tree have turned red.
Ağaçtaki yaprakların rengi kırmızıya döndü.The leaves on the tree have turned red.
Ağaçlardaki yapraklar kırmızıya döndü.The leaves on trees have turned red.
Kaç tane ağaç var?How many trees are there?
Tom orada o ağacın altında yalnız oturuyor.Tom is sitting alone under that tree over there.
Devrilmiş bir ağaç yolu kapattı.A fallen tree blocked the way.
Ağacın bütün yaprakları döküldü.The tree's leaves have all fallen.
Ağaçlar fırtına nedeniyle kökünden söküldü.The trees were torn up by the force of the storm.
Köy o ağaçların ötesinde.The village is beyond those trees.
Geri geri gitme. Arkada bir ağaç var.Don't back up. There's a tree behind you.
Tom'un ağabeyiyim.I'm Tom's older brother.
Kutu sandal ağacından yapıldı.The box was made of sandalwood.
Ağaçlar kuşlarla doluydu.The trees were full of birds.
Ağaçlar bir sıra halindeydi.The trees were in a row.
Ağaçların ardında bir ev var.There's a house behind the trees.
Rüzgar bu ağacı devirdi.The wind brought this tree down.
Bu ağacı budayamam. O çok yüksek.I can't prune this tree. It's too tall.
O, erkek arkadaşının ağabeyine aşık oldu.She fell in love with her boyfriend's older brother.
Ben ağaçların içinde rüzgarı duyabilirim.I can hear the wind in the trees.
"Bir avukatı bir ağaçtan nasıl alırsın?" "İpi kes""How do you get a lawyer out of a tree?" "Cut the rope".
Onun bir ağabeyi var.She has an older brother.
Mutlular, çünkü pencerenin kenarında ağaçtaki kuşları görüyorlar.They are happy, because they see the birds in the tree near the window.
Onların ağaçlarını dikmiyorum.I'm not planting their trees.
Geçen hafta fırtınada mahalleye birkaç ağaç düştü.A few trees fell down in our neighborhood during the storm last week.
O tepedeki ağaçlar kesilirse, oldukça çabuk bir şekilde erozyonu görürsün.If the trees on that hill are cut down, you'll see erosion pretty quickly.
Tom ağacın altında oturuyor.Tom is sitting beneath the tree.
Bir ağacın arkasına saklandım.I hid behind a tree.
Yüzümü ağartacağını biliyorum.I know you'll make me proud.
O ağacı diken kişisin.You're the one who planted that tree.
Sandalyeler ağacın altında.The chairs are under the tree.
Devrilmiş ağaç, yolumuzu kapattı.The fallen tree barred our way.
Ağaç kötü ise meyveler kötüdür.If the tree is bad, the fruits are bad.
Elma ağaçları, muhtemelen önümüzdeki hafta çiçek açmaya başlayacak.The apple trees will probably start to blossom next week.
Elma ağaçları, muhtemelen önümüzdeki hafta çiçeklenmeye başlayacak.The apple trees will probably start to blossom next week.
Noel ağacı ışıklarla ışıyordu.The Christmas tree was blazing with lights.
Noel hediyelerini ağacın altına koyduk.We have put the Christmas presents under the tree.
Çoğu ağaç kışın yapraklarını kaybeder.Most trees lose their leaves in the winter.
Hemen o ağaçtan aşağı in!Climb down out of that tree immediately!
Bu ağaç uzun.This tree is tall.
Bu ağaç uzundur.This tree is tall.
Ağaçlar ve yeşillikler tarafından çevrili apartmanlarda daha az suç var.There is less crime in apartment buildings surrounded by trees and greenery.
İki sincap büyük bir ağacın gövdesinin etrafında birbirini kovaladı.The two squirrels chased each other around the trunk of a large tree.
Tom başını bir ağaç dalına çarptı.Tom banged his head on a tree branch.
Tom gün ağarana kadar eve gelmedi.Tom didn't arrive home until dawn.
Tom ağaçlara tırmanmayı seviyor.Tom likes to climb the trees.
Tom'un bir ağabeyi var.Tom has an older brother.
Ağaca sarılmak istedi.She wanted to hug the tree.