ağaçta ile cümle

ağaçta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Zakkumdan bir ağaçtan mutlaka yiyeceksiniz/yiyecekler.Will eat of the tree of Zaqqum,
Yeşil ağaçtan sizin için ateş çıkaran O'dur. İşte siz ateşi ondan yakıyorsunuz.Who gave you fire from a green tree, with which you ignite the flame."
Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz.Will eat of the tree of Zaqqum,
Size o yeşil ağaçtan bir ateş yapan O'dur. Şimdi siz ondan tutuşturmaktasınız.Who gave you fire from a green tree, with which you ignite the flame."
O'dur ki sizin için yeşil ağaçtan bir ateş yaratır, siz de onu tutuşturup durursunuz.Who gave you fire from a green tree, with which you ignite the flame."
O ki, size yeşil (klorofilli) ağaçtan ateş çıkarandır. Nitekim onu yakıyorsunuz.Who gave you fire from a green tree, with which you ignite the flame."
Nihayet onları kandırarak aşağı çekti. O ikisi ağaçtan tadınca çirkin yerleri kendilerine açıldı.Thus with guile he caused the twain to fall.
Yaş ağaçtan size ateş çıkarandır.He, Who produces for you fire out of the green tree, when behold!
Yeşil ağaçtan sizin için ateş çıkaran O'dur.He, Who produces for you fire out of the green tree, when behold!
Size o yeşil ağaçtan bir ateş yapan O'dur.He, Who produces for you fire out of the green tree, when behold!
O ki, size yeşil (klorofilli) ağaçtan ateş çıkarandır.He, Who produces for you fire out of the green tree, when behold!
Andolsun biz, önceden Adem'e (o ağaçtan yememesini) emretmiştik, unuttu.Most certainly We had given Adam a command before, but he forgot.
Eğer bu ağaçtan yerseniz her ikiniz de kendine kötülük eden zalimlerden olursunuz, dedik.But neither of you should come close to this tree or else you shall both become transgressors'
O ağaçtan yediler. Böylece kendilerine kötü yerleri göründü (üreme organları ortaya çıktı).Adam and his wife ate (fruits) from the tree and found themselves naked.
Bunun üzerine ikisi de o ağaçtan yediler. Hemen ayıp yerleri kendilerine açılıp görünüverdi.Adam and his wife ate (fruits) from the tree and found themselves naked.
Gizli dosya ve dizinleri ağaçta gösterShow hidden files and folder in the tree.
Ağaçta beyaz alanları ve boş grupları gösterShow whitespace areas and empty groups in the trees
Ağaçta kapatma etiketlerini gösterShow closing tags in the tree
Tüm görevleri bir ağaçta göster.Show all jobs in a tree.
Tüm görevleri bir ağaçta gösterShow all jobs in a tree
Ağaçta Yukarı GitGo Up in Tree
Ağaçta Aşağı GitGo Down in Tree
Alt Ağaçtaki En Yeni İletinin Tarihine/ Saatine göreBy Date/ Time of Most Recent in Subtree
Depodaki bir ağaçtan kusurlu bir versionsuz kopyayı kontrol etNameCheckout out an unversioned copy of a tree from a repository
İki füze patlamazken, üçüncüsü on metre uzaklıktaki bir ağaçta hasara yol açtı.Two shells did not explode, while the third damaged a tree ten metres away.
Dalın ağaçtan Noel Arifesinin erken saatlerinde kesilmesi gerekir.It has to be cut from the tree early on Christmas Eve.
Ağaçta bulunan düğümler altlarındaki kendi ilgili çocuklarının özet değerleri alınmış halidir.Nodes further up in the tree are the hashes of their respective children.
Rue yakındaki bir ağaçta saklanır.Rue is hiding in a nearby tree.
Yuva, yerden 2 ila 15 metre yükseklikte bir ağaçtaki bir çukurdadır.The nest is in a hole in a tree 2 to 15 metres above the ground.
Diskin hafif bir ağaçtan yapılmış örnekleri bile olmuştur.There have even been instances of the puck being made of a lightwood as well.
En eski caniformlar, ağaçta yaşayan mustelidler olan sansarlara yüzeysel olarak benziyordu.The earliest caniforms were superficially similar to martens, which are tree-dwelling mustelids.
Klonal bir koloni, tek bir ağaçtan çok daha uzun süre hayatta kalabilir.A clonal colony can survive for much longer than an individual tree.
Daha sonra 2.400 ağaçtan alınan verilere dayanan istatistiksel modelleme kullanıldı.They then used statistical modelling based on data from 2,400 trees.
Kardeşim ağaçtan düştü ve bacağını kırdı.Mein Bruder fiel vom Baum und brach sein Bein.
O, ağaçtan düştü.Er fiel vom Baum.
Onu ağaçtan indirmek imkânsızdı.Es war unmöglich, es vom Baum herunterzuholen.
Bu arazi üzerine ağaçtan bir kilise ve bir ev inşa edilmiştir.Auf dem Gelände wurden eine Kirche aus Holz sowie ein Haus errichtet.
Ağaçta bulunan düğümler altlarındaki kendi ilgili çocuklarının özet değerleri alınmış halidir.Knoten weiter oben im Baum sind Hash-Werte ihrer Kinder.
Ağaçtan olan tepe kısmı tahrip oldu.Der obere Teil des Baumes ist beschädigt.
Kraliçe Lisargo'ya Lubino'yu bağlamış olduğu ağaçtan çözmesi emrini verir.Die Königin befiehlt, Lubino loszubinden.
Erkekler ve dişiler, ağaçta, Hindistan.Zum Beispiel Knochen, Zähne, Holz.
Kodama (Japonca: 木霊 veya 木魂), Japon folklorunde ağaçta yaşayan ruhlardır.木霊, 木魂, oder 木魅) bezeichnet man Geister der japanischen Folklore, die in bestimmten Bäumen leben sollen.
Koala (Phascolarctos cinereus), Avustralya'ya özgü otçul ve ağaçta yaşayan bir keseli memeli hayvan türüdür.Der Koala (Phascolarctos cinereus) ist ein baumbewohnender Beutelsäuger in Australien.
Neredeyse ağaçtaki tüm yapraklar döküldü.Presque toutes les feuilles sont tombées de l'arbre.
Park sayısız ağaçtan oluşmakta.Le parc est composé de nombreux arbres.
Dünyanın en büyük ağaçta yetişen meyveleri arasındadır.Fruits tétrakènes (nucules lisses) dans le calice accrescent.
Yuva, bir ağaçta inşa edilir.Celui-ci se construit une cabane dans un arbre.
Tundra neredeyse ağaçtan yoksundur.L'île est pratiquement dépourvue d'arbres.
Ağaçta evrenin üç katı yer alır.Trois niveaux de l'univers sont représentés dans cet arbre.
Kağıt ağaçtan üretilir.El papel se fabrica de la madera.
Ken ağaçtan indi.Ken se bajó del árbol.
Tom ağaçtan indi.Tom se bajó del árbol.
Ağaçta birkaç portakal var.El árbol tiene algunas naranjas.
Ağaçtan in.¡Bájate del árbol!
Uçurtma ağaçta asılı kaldı.La cometa se quedó enganchada en el árbol.
Birden Jin onları çağırır, çünkü Hurley ile beraber ağaçtan sarkan paraşütün işaret ışığını bulurlar.Jin los llama repentinamente, con Hurley han descubierto la luz y el paracaídas colgando inmóviles del árbol.
Toprak üzerinde ya da ağaçta yaşarlar.Descansa en el suelo o en árboles.
Tanrıça Kıpay-Hotun bu ağaçta yaşar ve göğüslerini insanlığı beslemek için kullanırdı.Él o ella entonces vaga por el bosque comiendo seres humanos.
Tundra neredeyse ağaçtan yoksundur.La ausencia casi absoluta de madera.
Erkek kardeşim bir ağaçtan düştü ve bacağını kırdı.Mio fratello è caduto da un albero e si è rotto la gamba.
İlgili Sayfalar